Şiir Türleri

Şiirler genellikle biçim özellikleri ve konularına göre gazel, kaside, mesnevi, rubai, şarkı, türkü, koşma, güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt, mâni, ninni, destan gibi farklı isimlerle adlandırılır. Ancak şiirin Batılı şiir gruplandırmaları dikkate alınarak konularına göre altıya ayrılması gelenek hâlini almıştır.
ŞİİR TÜRLERİ ONLİNE TEST

Şiirler konularına göre “epik, lirik, didaktik, pastoral, satirik ve dramatik şiir” olmak üzere altıya ayrılır.

1. Epik Şiir

  • Konusu savaş, yiğitlik, kahramanlık ve vatan sevgisi olan, bir olayı veya tarihi bir hadiseyi coşkulu bir şekilde anlatan şiirlere “epik şiir” denir.
  • “Epik” sözcüğü, efsanelerle değişikliğe uğramış tarihî bir olayın izlerini taşıyan destan, bir milletin hayal gücünü en çok doyurabilecek en eski edebiyat biçiminin adıdır.
  • Yunanca bir sözcük olan “epik”; konuşma, hikâye, şarkı, kahramanlık şiiri anlamına gelen “epos” sözcüğünden türemiştir.
  • Epik şiirlerin ilk örnekleri destanlara dayanır ve bu şiir türü çıkışı itibarıyla destanlardan beslenir.
  • Epik şiirler bir milletin hayatında önemli izler bırakan büyük göçler, savaşlar, doğal âfetler gibi olaylarla; yiğitlik, kahramanlık, mertlik, yurt sevgisi gibi konuların destan havası içinde işlendiği kahramanlık şiirleridir.
  • Destan gibi uzunca yazılan bu şiirlere “hamasi şiir”, “kahramanlık şiiri”, “destani şiir” gibi adlar da verilir.
  • Epik şiir, okuyanda coşku, yiğitlik duygusu, savaşma arzusu uyandırır. Destanlar gibi daha çok, uzun olarak söylenir.
  • Epik şiir türünün ilk örneği olarak Homeros’un derlediği “İlyada ve Odise” destanı kabul edilir.
  • Türk ulusunun tarihi, şanlı zaferlerle dolu olduğundan Türk edebiyatı epik şiir yönüyle bir hayli zengindir. Türk edebiyatında Oğuz Kağan Destanı’ndan başlayarak,
  • Türk kahramanlarının veya göç maceralarının hikâyelerini anlatan destanlar vardır. Divan edebiyatında “kasideler”, Halk edebiyatında “koçaklamalar, destanlar, varsağılar” epik şiir türüne örnek olarak gösterilebilir.

Bizdik o hücumun bütün aşkıyla kanatlı;
Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı.

Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle,
Canlandı o meşhur ova at kişnemesiyle!

(Yahya Kemal Beyatlı)


2. Lirik Şiir

  • Şairin ruhunda uyanan ve kabaran heyecanları içli bir dille anlatan duygu yüklü şiirlere “lirik şiir” denir.
  • Lirik şiirde toplumun hemen her kesimini ilgilendiren sevinç veya acı gibi ortak duygular veya aşk, ayrılık, özlem gibi bireysel duygular coşkulu bir tarzda işlenir.
  • Lirik şiirlerde “aşk, sevgi, ölüm, ayrılık” gibi bireysel ve duygusal konular ağır basar. Lirik şiir, okurun duygularına, kalbine seslenir. İnsanın iç dünyasını yakalar, dolayısıyla da lirik şiir eylem, olay, etkinlik ve karşılıklı ilişki sergilemez. Ancak sadece iç dünyayı yansıtmakla kalmaz, nesnel dünyadan kaynaklanan duygu ve düşünleri de içerir.
  • Bu şiirler okuyanı etkiler, duygulandırır. Edebî türlerin en sanatsal, en doğal, en yoğun olanı lirik şiirdir
  • Lirik şiir, okuyucuya ve dinleyiciye estetik bir haz verir.
  • Eski Yunan edebiyatında bu tarz şiirler “lir (lyre)” denen bir sazla söylendiği için böyle adlandırılmıştır.
  • Lirik şiirin ilk ustaları Sappho (MÖ 612) ve Alkaeus (MÖ 6. yüzyıl)’tır. Ancak lirik şiir bugünkü anlamdaki niteliğine 18. Yüzyılda romantizm akımı döneminde kavuşmuş, kuralları oluşmuştur.
  • Lirik şiirler Türk edebiyatında eskiden “kopuz” denen bir tür saz eşliğinde söylenirdi. Sonraları kopuzun yerini “saz” ve “bağlama” almıştır.
  • Türk edebiyatımızda halk şairlerinin (âşık, ozan) söylediği şiirlerin çoğunun lirik şiir olduğu söylenebilir. Halk edebiyatında “güzelleme” türündeki “koşma, semai”; divan edebiyatında ise “gazel, şarkı, murabba”; lirik şiire girer. Yeni Türk edebiyatında ise lirik şiir, değişik nazım biçimleriyle yazılmıştır.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak,
Ben aşkımla bahar getirdim sana;
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.

(Ahmet Muhip Dıranas)


3. Didaktik Şiir

  • Belli bir konuda öğüt ve bilgi veren, bilimin metot ve prensiplerini, sanat eserlerinin güzel yönlerini öğreten, ahlaki, kültürel dersler veren şiirlere “didaktik (öğretici) şiir” denir.
  • Şairin temel amacı bir düşünceyi, bir bilgiyi aktarmak ve öğüt vermektir. Bunlar okurun aklına seslenir. Bu nedenle didaktik şiirler duygusal yönden zayıftır.
  • Duygu yönü az olduğundan kuru bir anlatımı vardır.
  • Dil ve anlatım bakımından pek değer taşımaz. Bu şiirlerin bilgi ve felsefi yönü ağırlıklıdır.
  • Söylenenler imgeye dönüştürülmeden, düzyazı gibi bir yapı içinde aktarılır. Şairler, kafiye ve ölçülerinden dolayı akılda kolay kaldığından, bilgileri bu yolla vermeyi tercih ederler.
  • Didaktik şiirin tarihi eski Yunan’a dayanır. Hesiodos (MÖ 8. yüzyıl) düşüncelerini, kolayca akılda kalması amacıyla şiirin olanaklarından yararlanarak bu türde kaleme almıştır.
  • Türk edebiyatında “ta’limi” terimi didaktik şiir yerine kullanılmıştır. Manzum hikâyeler ve fabllar da bu türe girer.
  • Türk edebiyatının Orta Asya’da oluşturduğu, Yusuf Has Hacip’in “Kutadgu Bilig”, Edip Ahmet Yükneki’nin “Atabet-ül Hakayık” adlı eserleri bazı bilgileri, doğruları öğretmek amacıyla oluşturulduğu için didaktik şiir sayılır. Divan edebiyatı döneminde kaleme alınan, Âşık Paşa’nın “Garipnâme”, Nâbi’nin “Hayriyye” ve “Hayrabât” adlı eseri de didaktik nitelikler taşımaktadır. Türk edebiyatında Nabi, Ziya Paşa, Tevfik Fikret, Ziya Gökalp didaktik şiirin başarılı örneklerini vermiş sanatçıların başında yer almaktadır.

İnsanlığa dürüst davran
İnsan küçük büyük evran
İnsanlara hakça davran
Koltuk sana bâki değil

(Yunus Emre)


4. Pastoral Şiir

  • Çoban, kır, dağ, orman, yayla, köy hayatını, doğal güzellikleri, manzaraları ve bunlara duyulan özlemleri anlatan şiirlere “pastoral şiir” denir.
  • Pastoral sözcüğü “çobanlara ilişkin” demektir ve Türkçede bu anlamda “râiyâne”, “rüstâî” terimleri de kullanılmıştır. Pastoral şiirlerde doğaya karşı bir sevgi, bir imrenme söz konusudur.
  • Bu şiirin kurucusu eski Yunan edebiyatında Theokritos (MÖ 3. yüzyıl)’tur. Virgilius da bu türde şiirler yazmıştır.
  • Türk edebiyatında Abdülhak Hamit’in “Sahra” adlı eseri pastoral şiire örnek gösterilebilir. Cumhuriyet döneminde köye, Anadolu’ya yönelen, kır yaşamının güzelliklerini işleyen şiirlere de pastoral şiir denmiştir.

İdil: Batı edebiyatlarında doğrudan doğruya kır hayatının güzelliğini işleyen kısa pastoral şiirlere “idil” denir. Bu şiirlerde şair, doğa karşısındaki duygulanmasını anlatır.

Eglog: Batı edebiyatlarında birkaç çobanın kır hayatı, aşk gibi konular üzerinde karşılıklı konuşmaları tarzında yazılan pastoral şiirlere “eglog” denir. Eglog, Türk edebiyatında hemen hemen hiç kullanılmamıştır.

BİNGÖL ÇOBANLARI

Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.
Bu dağların en eski âşinasıdır soyum,
Bekçileri gibiyiz ebenced buraların.
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,
Her gün aynı pınardan doldurur destimizi
Kırlara açılırız çıngıraklarımızla… (Kemalettin Kamu)


5. Satirik Şiir

  • Kişilerin ve çevredeki nesnelerin gülünç taraflarını ele alarak onları yeren, kötüleyen şiirlere “satirik şiir” denir.
  • Satirik şiirlerin eleştirici bir anlatımı vardır.
  • Bir kişi, olay, durum, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir.
  • Satirik şiirlerde didaktik ögeler de vardır. Ancak bilgi vermeyi, bir bilgiyi öğretmeyi amaçlamadığı için bu şiirler, didaktik şiirden ayrı bir tür olarak kabul edilir.
  • Satirik şiirlere Divan edebiyatında “hiciv”, Halk edebiyatında “taşlama”, Yeni Türk edebiyatında ise “yergi” örnek olarak verilebilir.
  • Edebiyatımızda Şeyhî, Bağdatlı Ruhî, Nef’î, Ziya Paşa bu tip manzumelerin güzel örneklerini vermişlerdir.


Söylersin de söz içinde şaşmazsın
Helâli haramı yersin seçmezsin
Nasibin kesilir de sular içmezsin
Akar çaylar senin olsa ne fayda

(Pir Sultan Abdal)


6. Dramatik Şiir

  • Dramatik şiir, eski tiyatroda kullanılan şiir türüdür. Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir hâline getirilir ve onlara ezberletilirdi. Bu durum, dram tiyatro türünün (19. yy.) çıkışına kadar sürmüştür. Daha sonra ise tiyatro metinleri düzyazıyla yazılmaya başlanmıştır.
  • Batı edebiyatında Corneille, Racine, Shakespeare bu türün örneklerini vermişlerdir.
  • Türk edebiyatında dramatik şiir türünde hemen hemen hiç örnek verilmemiştir. Çünkü Türk edebiyatı, Batı’ya açıldığı Tanzimat döneminde Batı’da da bu tür, şiir şeklinde değil de nesir şeklinde yazılıyordu. Türk edebiyatı da bu nedenle tiyatro türünü Batı’dan nesir olarak almıştır. Ancak Türk edebiyatında, Namık Kemal, Abdülhak Hamid Tarhan, Faruk Nafiz Çamlıbel gibi nadir de olsa nazımla (şiir şeklinde) tiyatro yazan sanatçılar olmuştur.

Musa – Zaten emeli yüzünden okunuyor, Kur’an’ı hıfzetmiş kadar gönlüme ferahlık geliyor.
Mirvan – (Aziz’e) Ziyad, oğlunun cevabını sen oku. Al. (Kâğıdın birini verir.) Ben kardeşiminkini okuyacağım (Zehra’ya). İşte seninki!
Mervan– Sanki tufan bulutunda yıldız
Kim şu mahşerde kalan şehzâde?
Bütün etrafım düşman sarmış,
Beni kurtar, diye haykırdı!
Aziz – O silâhlı kız kim oluyor öyle?
Acaba nereden koştu, geldi?
Meğer ordumda melekler varmış,
Bana Allah için imdat etti, yetişti.
Mervan – Hâli sevdamı şiddetlendiriyor.
Buna Tanrı’yı şahid tutarım.
O güzel ikrama ben nasıl mukabele edeyim?

(Abdülhak Hamit Tarhan)



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.