Servet-i Fünun’un Oluşumu

Servet-i Fünûn edebiyatı XIX. yüzyılın sonlarına doğru Türk edebiyatının yenileşme çizgisinde, Tanzimat’ın ikinci kuşağının devamı niteliğinde ortaya çıkan ve adını Servet-i Fünûn dergisi etrafında oluşan bir edebî hareketin yarattığı zihniyetin ürünüdür.

Servet-i Fünûn dergisi, 27 Mart 1891’de Ahmet İhsan’ın gayreti ile Servet gazetesinin sahibi D. Nikolaidi’nin desteğinde ve bu gazetenin eki olarak çıkmaya başlamıştır. Dergide 1893’ten sonra Halit Ziya’nın hikâye ve denemeleri çıkmaya başladı. Ayrıca Alexandre Dumas, Paul Bourget, Jules Verne gibi batılı yazarların eserlerinden çeviriler de dikkati çekmeye başladı. Bu oluşum, derginin fen bilimleri yanında edebiyat yazılarına da sütunlarını açmış olduğunu gösteriyordu.

Servet-i Fünûn basın hayatında gerçek yerini ve değerini, hatta şöhretini kendi adıyla anılan edebî hareketin başlaması ile kazandı. Edebiyat dünyamızda “Servet-i Fünûn edebî hareketi” olarak bilinen bu oluşumda Recaîzâde Mahmut Ekrem’in öncülüğü ve katkıları büyük olmuştur. Şöyle ki, 1895 sonlarında Musavver Malûmat dergisinin başyazarı Mehmet Tahir Efendi ile Recaîzâde Mahmut Ekrem arasında önce “kafiye” konusunda başlayan edebî tartışma, ilerleyen günlerde bu derginin izinsiz olarak Ekrem’in “Şemsa” adlı hikâyesini yayımlamaya başlamasıyla iyice alevlenir. Ekrem bu tartışma çerçevesinde kaleme aldığı yazılarını Servet-i Fünûn’da yazmaya başlamasının en büyük sebebi, bu derginin sahibi olan Ahmet İhsan’ın Mekkteb-i Mülkiyye’den öğrencisi olmasıydı.

Ayrıca Ekrem, giderek basın hayatı içinde beğeni toplaması üzerine, bu derginin kendisi ile arkadaşlarının başlatmış olduğu yeni edebiyat anlayışını sürdürmede iyi bir vasıta olabileceği kanaatine ulaşmıştı. Bu düşüncesini hemen öğrencisi Ahmet İhsan’a açtı ve yazı işlerinin başına da gene bir başka öğrencisi olan Tevfik Firkret’i getirmekle gerçekleştirmek istiyordu. Bu dergi etrafında Servet-i Fünûn edebî topluluğunun oluşmasında Tevfik Fikret’in emeği büyük olmuştur. Halit Ziya Uşaklıgil, Cenap Şehabettin, Hüseyin Siret, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Ali Ekrem, Ahmet Reşit, Süleyman Nazif, Ahmet Şuayb, Hüseyin Suat, Süleyman Nesip, Faik Âli, Ahmet Hikmet gibi isimlere şahsi dostluklarından dolayı Hüseyin Kâzım ile İsmail Safa‘yı da ekleyebiliriz.

Şiir, hikâye, roman, edebî tenkit, tercüme faaliyeti ile Servet-i Fünûn tam anlamı ile bir sanat ve edebiyat dergisi kimliğini kazanıyordu. Bu oluşum, Ali Ekrem’in oto-kritik niteliğindeki “Şiirimiz” adlı makalesinin kaleme alışına kadar devam eder. Bu yazı topluluğun arasında ilk ciddi kırgınlığı ve hatta kopukluğu yaratır. Fikret yazı işlerinden ayrılır. Bu görevi Hüseyin Cahit üstlenir. Onun da Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” adlı yazısı üzerine dergi bir süre kapatılır. Bu kapanış, topluluğun dağılmasını hızlandırmış olur.

Derginin yeniden çıkış izni alındıktan sonra topluluktan sadece Hüseyin Cahit Yalçın, Faik Âli, Mehmet Rauf, Celâl Sahir bir süre daha yazmaya devam ederlerse de çevredeki eski canlılığı yeniden sağlayamazlar ve dergi, 1908’e kadar sessiz sedasız yayın hayatını sürdürür.

Bir yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.