Osmanlı Devleti’nde Bozulmanın Nedenleri

Osmanlı İmparatorluğunda en başta Osman Gazi soyundan Padişah bulunurdu. Padişah’a “yeryüzünde Allah’ın istediği adil düzeni kurma görevi verilen kişi” anlamında Zıllullah(Allah’ın gölgesi) denirdi. Padişahtan sonra askerler, ilim sahipleri, zanaatçılar ve en sonda da halk gelirdi. Sistem merkez ve taşra teşkilatı biçiminde çalışırdı. Taşra teşkilatı merkeze bağlı ve ona yardımcı bir işleyişe sahipti. Sistem oluşturulurken Roma, Bizans gibi başka imparatorlukların sistemlerinden de yararlanıldı. Güçlü bir devlet yapısı kuran Osmanlılar, böylece Doğudaki Moğol ve Timurlu barbarlara karşı dayanabildiler. 16.Yüzyıl’ın sonlarına kadar bu düzeni devam ettiren Osmanlılar, Batı’dan da üstündüler. Batıdaki gelişme ve değişmeleri, diplomatlar, seyyahlar, tacirler, sonradan Müslüman olanlar, mülteciler ve sığınmacılar aracılığıyla öğrenen Osmanlılar böylece her şeyi zamanında takip edebiliyorlardı. Askeri yenilik ve harp teknolojileri başta olmak üzere, haritacılık, madencilik, eczacılık, tıp gibi alanlarda da gayretli bir devamlılık sağlanmıştı. Sultanlar Batıdaki topçu ustalarını da getirterek Batı’ya ne kadar açık olduklarını her zaman ispatlamışlardı. Peki, ne oldu da bu sistem bozuldu?

a) Psikolojik Neden

Bozulmanın ilk sebebi büyüklük kompleksi diyebileceğimiz “bize bir şey olmaz!” umursamazlığıdır. Bu aşırı kendine güven duygusu, Osmanlının savunma ve güvenlik reflekslerini zayıflatmıştır. Örneğin Viyana başarısızlığından sonra Osmanlılar, Nemçe(Avusturya) askerlerinin kendilerine asla rakip olamayacaklarını söyleyerek onları küçümsemişlerdir. 1789 Fransız İhtilali’ni araştıran, dönemin Hariciye Nazırı Atıf Efendi, raporunda Avrupa Aydınlanmasının öncüleri olan Voltaire, Rousseau gibi aydınların yaptıklarına cümbüş diyerek küçümsemiştir.

Bu başlık altında söylenmesi gereken bir şey de hangi Avrupa’yı fark edemediğimizdir. 1440’lı yıllarda içinde felsefi-bilimsel bilgilerin bulunduğu Antik bilgiler Avrupalılarca kendi dillerine çevrildi. 1456’da ilk matbaayı kurdular. Yaklaşık yarım yüzyıl sonra (1519) reform hareketi başlar. Daha 15.Yüzyıl’da Avrupa’da 1700 matbaada 20 milyona yakın kitap basıldı. 17.Yüzyıl’da Aydınlanma Çağı başladı. Bacon, Hobbes, Voltaire, Montesqieu, Kant gibi felsefeci ve düşünürler insanlara hurafeleri bırakıp akla güvenmelerini öğütlediler. Akıl ve pozitif bilimler Avrupa’da el ele verdi. 18.Yüzyıl’da Sanayi Devrimi yapıldı. Avrupa bütün dünyaya kolayca ulaşabileceği vasıtalar için buhar gücünü kullandı, böylece Dünya’nın her yeri açık bir Pazar haline geldi. Birey ile dış dünya(bütün yeryüzü, uzay, evren) temas haline geldi, akıl ve aklı kullanmak zihniyet olarak belirdi. Bütün bunların Batı ordularını hem silah teknolojisi hem de askeri disiplin bakımından takviye ettiğini söylemeye gerek yok. Osmanlının yenilmeye başladığı Avrupa ve Rusya böyle bir gelişme kaydetmiş güçlerdi. Fakat Osmanlılar, kendilerine o kadar güveniyorlardı ki bütün bu gelişme sürecini gözden kaçırdılar.

b) Yönetimle İlgili Sebepler

Dış dünyayı önemsememek, emir-komuta zincirinde miskinliğe yol açmıştır. Riyakârlık, kulluk, entrikacılık sarayın merkezine kadar yerleşti. Dedikodularla Kanuni oğlunu öldürttü, buna sonradan pişman olsa da iş işten geçti. Liyakate önem verilmeden makamlar adam kayırma ve rüşvetle dolduruldu. Saray kadınları ve ağaları padişahları istismar etti. Şehzadeler iyi yetiştirilemedi.

c) Ekonomik Sebepler

Gümrüklerin aşağı çekilmesiyle iç sanayinin çökmesi. O dönemde Avrupa fabrikalarla seri üretime(kapitalizm) geçmişti. Seri üretim bizde gümrükler düşük olduğu için bizim iç üretimimize darbe vurmuş, sanayisi pamuklu dokuma olan Osmanlı’da binlerce kişinin işsiz kalmasına sebep olmuştur. Uzmanlaşma olmaması, işbölümü fikrinin yokluğu, pazarlama anlayışının geriliği Avrupa seri üretimiyle bütünleştiğinde şirketlerimizin çökmesine sebep olmuştur. Yükselme döneminde işimize çok yarayan kapitülasyonlar da zaman geçtikçe ekonomimizi bozan bir felaket halini almıştır.
d) Askeri Sebepler

Daha Viyana bozgunundan sonra askeri komutanlar arasında çekememezlik başladı. Avrupa’nın Rönesans sonrası güçlenen disiplinli, donanımlı, ateş gücü yüksek orduları karşısında bizde Yeniçeriler, içerde disiplini kaybettiler ve bir baskı unsuruna dönüştüler. Onlar askerlik dışı işlerle uğraşmaya başladılar. Yeniçeri Ocağına askerliğe kifayetsiz kişiler alınmaya başladı. Askeri listeye göre maaş veren devleti istismar ediyorlar, defterlerdeki listeleri fazla göstererek hazineyi soyuyorlardı. Yenilikçi III. Selim’i de onlar öldürttüler. Tımar sisteminin bozulmasıyla eyaletlerde asker yetiştirilememiş, beri yandan içerde gereksiz asker alımları olmuştur.

e) Sosyal Sebepler

Askeri yenilgiler, iç isyanlar, ekonomik huzursuzluklar halkın devlete güvenini kaybetmesine sebep olmuştur. Köylerde vergi yüzünden üretim şansı bulamayan halk, şehirlere hücum etmiş, kaosun daha da artmasına sebep olmuşlardır.

f) Eğitim Alanındaki Noksanlıklar

Eğitim alanı, çağın bilimsel gelişmelerine ayak uyduramadı, zaten onlardan haberi de olmadı hiç. Adam kayırma yüzünden çocuk yaşta kişilere makam verilerek “beşik uleması” tabirinin kullanılmasına sebep olundu.

g) Denizlerde Üstünlüğün Kaptırılması

Osmanlı Devleti 16.Yüzyıl’dan itibaren Akdeniz, Atlas Okyanusu ve Hint Okyanusunda üstünlüğü İspanya, Portekiz ve daha sonra da İngiltere, Hollanda ve Fransa’ya kaptırmıştır. Deniz yollarını ele geçiren Batılılar bu yollarla ticaret yollarını da ele geçirmiş dünyayı bir açık-Pazar haline sokarak zenginleşmişlerdir. Avrupa etkisiyle modernleşen Rusya da kendi bölgesindeki sınırlarımızda askeri-ekonomik denetimi ele alınca Osmanlı devleti otomatikman gerilemiştir. Amerika kıtasından Avrupa’ya akan altınların Osmanlıda da akçenin değerini düşürücü etkileri olmuştur.

Bir yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.