Necati Bey

  • 15. yüzyıl divan şairlerindendir.
  • Şeyhi ve Ahmed Paşa’dan sonra, asrın üçüncü büyük şiiri Necati’dir. Necati’nin ailesi bilinmez. Kabul edilen bir rivayete göre şiir, çocukluğunda Edirneli bir hanımın kölesi idi. Bu rivayet Necati’nin, Türklüğe ve Müslümanlığa bir başka milliyetten ve Hristiyanlıktan geldiğini ifade eder. Şairin asıl adının İsa olduğu söylenmektedir.
  • Devrinin en sade ve temiz Türkçesini en iyi kullanan şairlerden biri olduğuna göre, Necati’nin şahsiyeti, o devir Türkçesinin ve Türklüğün bir Hristiyan çocuğunu bile Türkçenin şiiri yapacak ölçüdeki kudretini gösterir.
  • Necati’nin Kastamonu’ya niçin ve ne zaman geldiği bilinmiyor. Kastamonu’da hattatlık yapan ve şairlik şöhretini burada kazanan Necati’yi bazı kaynaklanan Kastamonulu sanması, onun şöhretinin Türkiye’ye Kastamonu’dan yayılmış olmasındandır.
  • Ahmed Paşa’nın, Sultanü’ş-Şuara sayıldığı çağlarda Necati’nin şöhreti kervanlar vasıtasıyla Ahmed Paşa meclislerine kadar gelmiş, Paşa ve arkadaşları bu şairi önce “döne döne” redifli gazeli ile tanımış ve beğenmişlerdir.
  • Şiirleri, Fatih Sultan Mehmed tarafından da beğenilen Necati, bu hükümdarın divan kâtipliği vazifesiyle İstanbul’a alınmıştır. Fatih’in vefatından sonra şiir, Sultan İkinci Bayezid tarafından himaye edilmiş, bir müddet de Şehzade Abdullah’ın divan kâtibi olarak Karaman’da bulunmuştur. Şehzadenin genç yaşta vefatı üzerine İstanbul’a dönen şiir, bir müddet de Manisa’ya Sancak Beyi tayin edilen, Şehzade Mahmud’un yanında nişancı rütbesiyle bulunmuştur.Bu şehzadenin de vefatı üzerine yeniden İstanbul’a dönen Necati, artık herhangi bir resmi vazife almamış, İstanbul’da Vefa semtinde bir ev alarak hayatının son yıllarını burada, kendisine bağlanan bin akçe maaşla geçirmiştir.
  • Necati, XV. asrın sade dil kullanan aydınları içinde, zarif ve halkın Türkçesiyle şiirler söyleyen bir şairdir.
  • Onun divanındaki 650 gazel, büyük çoğunlukla Türkçe kelimelerle söylenmiş; bu gazellerin redifleri genellikle ve kafiyeleri, yer yer Türkçe fiiller ve Türkçe kelimelerle oluşturulmuştur.
  • Türkçe kelimelerle getirdiği atasözleri, onun birçok şiirlerinin adeta hususiyeti olmuştur. Birçok mısraları da böyle bir üslupla, atasözleriyle söylenmiştir. Onun bir kısım söyleyişleri o kadar mahallidir ki Tezkireci Latifi, onun, “şiirlerinin anlaşılması için, Kastamonu’da kullanılan birçok kelime, tabir, yer adları ve mahalli adetlerin bilinmesi lazım geldiğini, söyler.
  • XV. asrın Mihri gibi kadın şairleri ve XVI. asrın Fuzuli, Baki gibi büyük üstatları, onun şiirlerine nazire söylemişlerdir.
  • Necati divanında şiirin kendi hayıtını aksettiren çeşitli söyleyişler; devrin sosyal hayatına, ahlak, adalet görüş ve düşünüşlerine ait çizgiler; tabiat güzellikleri, av tasvirleri vb. gibi çeşitli temalarda söylenmiş şiirler, bilhassa gazeller vardır.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.