Namık Kemal ve Eserleri

 

  • Tercüme Odası memurlarından olup Encümen-i Şuara’ya katılmıştır.
  • Yeni Osmanlılar cemiyetini kaçtığı Avrupa’da kurmuştur. Onun fikir hayatı Şinasi’yi tanıdıktan sonra başlamıştır. Gazetecilik ve Avrupa tecrübesi fikirlerinin olgunlaşmasına sebep olmuştur.
  • Yazdığı Vatan Yahut Silistre adlı piyesinden sonra Magosa’ya sürülmüş, eserlerinin çoğunu orada yazmıştır.
  • Eski edebiyata karşı olan Namık Kemal, siyasi görüş olarak Osmanlıcılık akımına bağlıdır. Bu anlamda yazdığı vatan şiirlerinden dolayı “vatan şairi” olarak anılmıştır.
  • Yazdığı eleştirel makalelerde Ziya Paşa’yı eleştirerek halk edebiyatının sadeliğini savunmuş, Tahrib-i Harabat ve Takib-i Harabat eserlerini Ziya Paşa’nın Harabat Mukaddimesi (Ön sözü)ndeki divan şiirini savunan görüşlerine karşı polemik(eleştiri) olarak kaleme almıştır.
  • Vatan, hürriyet konularında ilk yazan şairdir.
  • Hürriyet Kasidesi şiiri ünlüdür.
  • Namık Kemal romantiktir. Coşkulu anlatımı, tesadüflere yer vermesi onu realist özelliklerden uzaklaştırmış romantizme yaklaştırmıştır.
  • Şiirlerini divan edebiyatının nazım biçimleri içinde yeni konuları işlemek biçiminde kaleme almıştır.

ESERLERİ:

İNTİBAH: Edebi özellikleri taşıdığı için ilk edebi roman, sosyal bir konuyu işlediği için ilk sosyal roman olarak kabul edilmiştir. (Eserin geniş özeti için tıklayınız)

CEZMİ: İlk tarihi romandır. Konu Osmanlı tarihinden alınmıştır. Cezmi hem şair hem de savaşçıdır. II.Selim zamanında İran savaşlarına katılır. Kırım hanları Adil ve Gazi Giray ile tanışır. Savaşta onlar İranlılara esir düşünce Cezmi’nin serüveni başlar. Roman İslam birliği fikrini vermek için yazılmıştır.

VATAN YAHUT SİLİSTRE(TİYATRO) Olaylar 1853 yılında Osmanlı Devleti ve Rusya arasında başlayan Kırım Savaşı’nda gönüllü olarak orduya katılan İslam Bey ile onun peşinden Silistre’ye giden Zekiye adlı genç kızın aşkı etrafında gelişir. Silistre Kalesi, 15 Mayıs 1854’te Rus ordusu tarafından kuşatılmıştır. İmparatorluğun her yerinden gelen gönüllüler kaleyi savunmaktadır. Zekiye, erkek giysileri giyip Adem ismi ile gönüllülerin arasına karışır. İslam Bey yaralandığında ona bakar. İslam Bey, yaralı olmasına rağmen yanında Zekiye ile birlikte düşman cephanesini ateşlemeye gider. Kuşatma, haftalar boyu süren yoğun saldırılardan sonra Müslüman askerlerin kahramanca direnişi sayesinde kaldırılır. Döndüklerinde kuşatmanın kaldırıldığını gören Zekiye ile İslam Bey bu mutluluk içinde yapılan düğünle evlenir.

CELALETTİN HARZEMŞAH(TİYATRO): Oyun, Ab-ı Sükûn adasında “şahane fakat eski” bir çadırda Celâlettin ile ilk eşi Neyyire arasında bir konuşma ile başlar. Harzemşahlar’dan Mehmet, bir Moğol ticaret kervanım yağma ettirince Cengiz ordularının saldırısına uğramış, yenilmiş, Hazar denizindeki bu adaya sığınmıştı. Ölümü üzerine yerine büyük oğlu Celâlettin Harzemşah geçti. Moğollarla savaşa giren, yenilgiye uğrayan, Hindistan’a kaçmak zorunda kalan, Sind nehrini geçerken de esir düşmemek için karısını ve oğlunu nehre atan, ancak on beş kişiyle kendisini kurtarabilen Celâlettin, Hindistan’da bir ordu topladı, Tebriz’e kadar geldi. Kalenin hükümdarı Mihricihan adındaki kadın, Celâl’e âşık oldu, kaleyi teslim etti ve evlendiler. Moğollarla savaşı sürdüren Celâlettin son yenilgisinde dağa kaçtı, dağda bir taş üzerinde otururken, Moğolların tarafına geçen komutanlarından birinin adamı eliyle öldürüldü, gömleğini kâğıt ve karısının parmağını kalem yaparak vasiyetnamesini yazdırdı. Kocasının öldüğünü gören Mihricihan da kalbine bir hançer saplayarak orada can verdi.

GÜLNİHAL(TİYATRO) Tanzimat Dönemi’nin en önemli yazarlarından Namık Kemal “Gülnihal”de hem bir aşk öyküsünü hem de memleketin içinde bulunduğu kötü durumu anlatır. İsmet ve Muhtar birbirine âşıktır. Birçok şey yaşamış, görmüş geçirmiş bir insan olan İsmet’in dadısı Gülnihal, bu iki gencin mutluluğu için yaşamaktadır. Ancak Sancak Beyi olan ve halka kötülük ve işkence eden Kaplan Paşa, amcasının oğlu olan Muhtar’ı kıskanmakta ve birbirini seven bu iki genci ayırmaya çalışmaktadır. 1873 yılında sürgündeyken yazdığı bu eserde Namık Kemal, o dönemdeki baskıyı anlatırken iktidar mücadelesinin, kıskançlığın insanı içine düşüreceği durumları da çok iyi anlatır. İki gencin buluşmasına Gülnihal sebep olmuştur.

AKİF BEY(TİYATRO) Bir deniz subayı olan Akif Dilrüba adında ahlakça zayıf bir kadınla evlidir. Dilrüba, kocasının Sinop muharebesinde öldüğüne dair yalancı tanıklar bularak başka biriyle evlenmek üzereyken, Akif ve babası Çürüksu’ya gelirler. Durumu öğrenen Akif, kadını hemen boşar, ama ayrılığına dayanamadığı ve kıskandığı için, öç almak üzere kadının evine gidince, Dilrüba’nın yeni kocasıyla vuruşmak zorunda kalır, ikisi de ölür, Akif in babası da evlat acısıyla Dilrüba’yı öldürür.

ZAVALLI ÇOCUK(TİYATRO) Halil Bey kardeşinin çocuğu olan Atâ’yı evine almış ve onun Tıbbiye’ye devamını sağlamaktadır. Atâ on dokuz, Halil Bey’in kızı Şefika ise on dört yaşına gelmiştir. Yakında tamamıyla erkekten kaçacak olan Şefika, Atâ’yı sevmektedir. İlk perdede bu sevginin karşılıklı olduğunu karşılıklı konuşmalardan anlaşılır. İkinci perde Şefika’yı görüp beğenen bir paşanın onunla evlenmek istemesiyle başlar. Kız bu durumu biraz tutuk bir şekilde karşılar. Anne kızın evlenmesi için ailenin içinde olduğu durumu açık açık anlatır. Şefika, evlenme haberinin Atâ’ya geç iletilmesi koşuluyla evlenmeye karar verir; ancak Atâ o gün eve müjdeli bir haber vermek için beklenmedik bir şekilde gelir. Bu durum Şefika’nın yürek acısını ve bunu saklama çabasını ağırlaştırır. Üçüncü perdede Şefika vereme yakalanmıştır. Hastalığı çok şiddetli geçirmektedir. Hekim onun ertesi günü görebileceğinden bile emin değildir. Şefika, Atâ’nın onu bu halde görmesini engellemeye çalışır; ancak bu babası Atâ’yı eve çağırır. Atâ, Şefika’nın halini görünce eczaneden keskin bir zehir getirir, onu içer ve acı çekerek can verir. Bunun üzerine Şefika’da zayıflığından gücü tükenerek ölür.

KARA BELA(TİYATRO) Kara Bela, Türk tiyatro edebiyatının teorisyeni olarak kabul edilen Namık Kemal’in 1976 yılında Magosa Kalesi’nde yazdığı beş perdelik bir trajedidir. Eserde, harem ağalarının entrikaları üzerine kurulu yerli bir dram anlatılmaktadır.

Not: Namık Kemal’in diğer eserleri tarihi, biyografik düzyazılardır. Evrak-ı Perişan, Devr-i İstila, Barika-i Zafer, Osmanlı Tarihi, İslam Tarihi, Kanije Muhasarası.

 

Bir yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.