Milli Edebiyat Döneminde Tiyatro

İkinci Meşrutiyetin ilan edilmesiyle birlikte başlayan tiyatro çalışmaları Millî Edebiyat döneminde devam etmiş ve bu dönemde özel tiyatroların yanında ilk resmi tiyatromuz Darülbedâyi-i Osmânî 1914’te Pierre Antuine tarafından kurulmuştur. Buradan yetişen buradan Muhsin Ertuğrul kurumu uzun yıllar idare etmiştir. Modern tiyatronun bütün özelliklerine sahip olan bu kurum, oyunculuğu bir meslek edinecek sanatçıları yetiştirmek için bir okul olarak düşünülmüştür. Ayrıca bu okulda, gelecekteki Türk operasının temellerinin atılması da hesaba katılarak müzikli tiyatro eserlerinin oynanabilmesi için tiyatro bölümünün yanında bir de müzik bölümü olması ve tiyatronun iki koldan geliştirilmesi düşünülmüştür. Bu düşünceler doğrultusunda gerekli çalışmalar yapılmış, öğrenciler seçildikten sonra eğitime başlanmıştır. Darülbedayi, 1926’da kurulan İstanbul Şehir Tiyatroları’na kadar hizmetlerini devam ettirmiştir.

Millî Edebiyat döneminde İbnürrefik Ahmet Nuri ve Müsahipzade Celal, sadece tiyatro türünde uğraş veren sanatçılar olarak dikkati çekerler.

Musahipzade Celal eserlerinin konusunu genellikle Osmanlı tarihinden alır. Yazmış olduğu oyunlarda, çeşitli dönemlerin yaşamını âdet, inanç ve anlayışlarını yansıtmaya çalışmıştır “Köprülüler, İstanbul Efendisi, Kaşıkçılar, Yedekçi, Atlı Ases, Aynoroz Kadısı Kafes Arkasında” eserlerinden birkaçıdır.

İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci ise bu dönemde komedileri ve Fransızcadan yaptığı uyarlamalarıyla dikkati çeken sanatçı olmuştur. Eserlerinden bazıları “Gücü Gücü Yetene, Fırsat Yoksulu, Kısmet Değilmiş, Mavi Sakal’ın Sekizinci Karısı” dır.

Bunların dışında dönemin tanınmış hikâye ve roman yazarları da tiyatroya ilgi duymuş, pek çok eser vermişlerdir.

Reşat Nuri Güntekin’in, oyunlarında genellikle sosyal konularaağırlık verdiği, evlilik ve aile yapısıyla ilgili temaları işlediği görülür. “Eski Şarkı, Hançer, Taş Parçası, Bu Başka Gece, Balıkesir Muhasebecisi” bunlardan bazılarıdır.

Dönemin ilk manzum piyesi “Baykuş” Halit Fahri Ozansoy tarafından yazılmıştır. Sanatçının, bu dönemdeki tiyatro yazarları arasında önemli bir yeri vardır. Onun tiyatro eserlerinde, şiirlerinde olduğu gibi hüzün ve mistik temalar ağır basar. Halit Fahri Ozansoy, asıl kişiliğini şiirde göstermekle birlikte Millî Edebiyat döneminde oyunlar da kaleme almıştır. Sanatçının ilk telif eseri olan “Baykuş” Darülbedayi tarafından sahnelenmiştir. Bu eser, Darülbedayi’nin sahneliği ilk manzum eser olması ve Ziya Gökalp’in etkisi ile tiyatroda da Anadolu’ya olan yönelişi yansıtması açısından büyük bir önem taşır. Oyunları: “Baykuş, Sönen Kandiller, Hayalet, Bir dolaptır Dönüyor, On Yılın Destanı, İlk Şair, Nedim” adlı eserleridir.

Faruk Nafiz Çamlıbel, tiyatro ile de ilgilenmiş, manzum ve nesir olarak çeşitli oyunlar yazmıştır. “Akın, Canavar, Öz Yurt, Kahraman, Ateş, Yayla Kartalı” adlı oyunları ile dikkat çekmiştir. Bu oyunları içinde, manzum olarak yazılan ve olayların “İstemi Han’ın kişiliği etrafında örgütlendiği “Akın” sanatçının önemli oyunlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Romanları ve hikâyeleri ile tanınan Aka Gündüz, Millî Edebiyat döneminde çeşitli oyunlar da yazmıştır. Sanatçı, eserlerinde genellikle yurtseverlik temasını ele alıp işlemiştir. Başlıca oyunları “Yarım Türkler, Muhterem Katil, Mavi Yıldırım, Beyaz Kahraman, Yarım Osman”dır.

Bu sanatçıların yanında, bu dönemde tiyatro türünde az sayıda da olsa eser veren sanatçılar vardır. Bunlar arasında Ömer Seyfettin “Mahcupluk Imtihanı”; Halide Edip’in “Kenan Çobanları”, “Maske ve Ruh”; Yakup Kadrinin “Veda”, “Sağanak”; adlı eserleri sayılabilir.
Bu dönem tiyatrolarının temaları savaş şartları, milliyetçilik, istibdat eleştirisi, sosyal ve ailevi dramlar, yakın tarih, Türk dünyası idealleri çerçevesinde yoğunlaşmıştır.

Çok az da olsa vodviller ve komediler de oynatılmıştır.

Dil, konuşma dilidir, sadedir.

Bir yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.