Milli Edebiyat Döneminde Roman ve Hikaye

  • 1908’den sonra, konularını genellikle toplumsal meselelerden alan, konuşma dilini ve üslubunu tercih eden yeni bir hikâye ve roman biçimi gelişmeye başladı.
  • Bu devir hikâye ve romanlarının en önemli özelliği “sade dil” ile yazılmış olmalarıdır. “Halka doğru” gitmek isteyen aydının halkla anlaşma ve aradaki uçurumu doldurma çabası, ortaya ilk olarak “dil” sorununu çıkarmıştır. Böylece,  Tanzimat edebiyatından beri zaman zaman üzerinde durulup da bir türlü gerçekleştirilemeyen ve Şinasi’nin deyişiyle “bütün halkın kolaylıkla anlayabileceği yolda” yazma, yani konuşma dilini yazı dili yapma davası bu devirde kesin olarak benimsenmiştir.
  • “Millî Edebiyat” akımının hikâye ve romanları, “memleket edebiyatı” hareketinin başarılı ilk örnekleri sayılır. Daha önceki Tanzimat ve Edebiyat-ı Cedide hikâye ve romanlarında olayların İstanbul sınırları içinde hapsedilmesine, yazarların memleket sorunlarına kapalı durmasına karşılık, bu devirde, “halka doğru” hareketinin bir sonucu olarak, bütün sanat eserleri, özellikle hikâye ve roman, yurdun her köşesine açık tutulmuş ve her tabakadan halkın hayatı konu olarak ele alınmıştır.
  • Bunların yanında aşk konusunda da hikâye ve romanlar yazıldı.

Millî Edebiyat Dönemindeki roman ve hikâyelerin genel özellikleri:

⇒ Dil, çok sadedir.

⇒ Gözleme önem verilmiştir.

⇒ Eserlerde realist akımın etkisi görülür.

⇒ Teknik olarak Batı’yla eşdeğerdir.

⇒ Konu olarak en çok “Kurtuluş Savaşı” işlenmiştir.

⇒ Eski dönemin nesnel bir eleştirisi vardır.

⇒ Sosyal meselelere değinilmiş, mekân olarak İstanbul dışı seçilmiştir.

 

ONLİNE TEST



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.