Mehmet Rauf kimdir?

1875 yılında İstanbul’da doğan sanatçı, ilk ve orta öğreniminden sonra Bahriye Mektebi’ni bitirmiş, deniz subayı olmuştur. Edebiyata ilgisi öğrencilik yıllarında başladı. 1908 yılında askerlik hayatını bitirip sadece yazarlık yapmaya başladı. Biri Tevfik Fikret’in kuzeniyle olmak üzere üç evlilik yaptı. Ömrünün son yıllarını yokluk içinde geçiren sanatçı 23 Aralık 1931 tarihinde hayata gözlerini yumdu.

Edebi Kişiliği:

  • Servet-i Fünûn döneminin en önemli yazarlarından biridir. Hüseyin Cahit’le tanıştıktan sonra topluluğa dahil olan Mehmet Rauf, Halit Ziya Uşaklıgil’in ardından hikâye ve roman türünde en popüler isimdir.
  • Roman, hikâye, mensur şiir ve tiyatro türlerinde eserler yazmıştır.
  • Sanat hayatının oluşmasında Fransız realist ve natüralistlerinin büyük etkisi vardır. Daha çok realizm ve natüralizmden etkilense de aşk, sevgi konularını anlattığından eserlerinde romantizmin etkisi görülür.
  • Eserlerinde Servet-i Fünûn döneminin genel yapısına uygun olarak bireyin psikolojisini ele almıştır.
  • İlk psikolojik roman kabul edilen Eylül en önemli eseridir.
  • Romanlarının ve hikayelerinin en önemli konusu aşk, kadın, ihtiras ve özlemdir.
  • Anlattığı konular ile gerçek yaşamı arasında kuvvetli bir bağ vardır. Kahramanların kişiliğinde âdeta kendi duygu ve düşüncelerini yansıtır.
  • Halit Ziya’dan ve Paul Bourget’ten etkilenmiştir.
  • Halit Ziya’dan ayrılan en önemli yönü dilinin nispeten sadeliğidir.

Eserleri:

Roman:
Eylül
Genç Kız Kalbi
Karanfil ve Yasemin
Son Yıldız
Kan Damlası
Halas
Böğürtlen
Ferda-yı Garam

Oyun:
Cidal
Sansar
Pençe

Öykü:
İntizar
Son Emel
Bir Aşkın Tarihi
Eski Aşk Geceleri
Hanımlar Arasında
Menekşe
Aşk Kadını
Kadın İsterse

Mensur Şiir:
Siyah İnciler

 

“Eylül” romanının özeti

Suat ve Süreyya evleneli beş yıl olmuştur. Suat kocasının sıkıntılarını gidermek için babasından aldığı para ile Boğaziçi’nde bir yalı kiralar. Çift burada oldukça mutlu günler geçirir. Bir gün Süreyya İstanbul’da akrabası ve yakın arkadaşı Necip ile karşılaşır. İlerleyen günlerde Necip sık sık konağa gelmeye başlar. Tam bir deniz tutkunu olan Süreyya sürekli denize açılmaktadır. Eşi Suat bundan hoşlanmaz. Bu zaman dilimini Suat, Necip ile evde baş başa piyano başında geçirir. Bu masum gidiş gelişler bir süre sonra yasak aşka dönüşür. Ancak ne Necip, arkadaşına ne de Suat eşine ihanet eder. Kışın gelmesiyle çift tekrar konağa taşınır. Gizli aşk burada da devam eder. Suat da Necip de nefislerine yenilmezler. Romanın sonunda konakta çıkan bir yangında Suat’ı kurtarmak için eve giren Necip dışarı çıkamaz, iki aşık da yanarak ölür. Böylece temiz aşkları kirlenmemiş olur.

 



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.