Köroğlu Destanı

Bugün, Türk illerinin muhtelif köşelerinde bilinmekte ve söylenmekte olan bir Köroğlu Destanı vardır. Bu destanın, Anadolu’da XVI. asır sonlarında tazelendiği ve yayıldığı sanılmaktadır. Belki de destan, şair Köroğlu veya hem şair, hem eşkıya Köroğlu’nun hayatı, şahsiyeti ve macerası ile birleşerek tazelenmiş ve gelişmiştir. Köroğlu Destanı, bugün elimizde bulunan çeşitli rivayetlerine göre büyük bir aşk ve yiğitlik macerasıdır; zamanla hikâyeleşmiş bir halk destanıdır.

Bu destanın, asılı da Göktürkler zamanındaki Türk – İran savaşları esna􀃄da teşekküle başladığı bir ihtimal olarak ileri sürülmüştür. Köroğlu Destanı’nın eski bir Türkmen Destanı olduğunu ileri süren deliller de gösterilmiştir. Destanın İslamiyet’ten önceki Oğuz – İran savaşlarında doğduğu ve İslamiyet’ten sonra Müslüman Oğuz Türkleri arasında geliştiği düşünülmüştür. Diğer bir görüş göre eski Kafkas kavimlerinde babaları kör edilmiş gençlerin bir kör oğlu olarak bu cinayetin intikamını almak için savaştıklarını hikâye eden menkıbeler söylenir. Herodot’un bir haberine göre ise buna benzer menkıbeler eski İskitler arasında da vardır.

Köroğlu Destanı’nın bugün elimizde bulunan belli başlı rivayetleri, Azeri rivayeti, Özbek rivayeti, İstanbul rivayetimve muhtelif Anadolu rivayetleridir. Bütün bu rivayetleri inceleyerek destanın esas temini bize veren Pertev Naili Boratav’a göre Köroğlu Destanı’nın ana vakası şöyledir:

“Köroğlu küçük bir çocukken, babası, hizmet ettiği beye seçtiği iki tayı beğendiremez. Bu yüzden gözleri çıkarılmak suretiyle cezalandırılır. Köroğlu, böyle zulüm görmüş bir babanın oğlu olarak büyür, delikanlı olur. Babasının felaketine sebep olmuş taylara da -körün tavsiyelerine göre- bakılmıştır. Bunlardan bir tanesi, Köroğlu’nun Kırat’ı olacaktır. Kırat, eşi bulunmaz bir küheylan olunca, kör baba, ona oğlunu bindirir ve intikamını almak için dağ başlarına yollar.

Körün oğlunun adı, bu ayaklanmadan itibaren artık Köroğlu’dur. Köroğlu, Çamlıbel’de yerleşir; kahramanlığıyla dünyaya şöhret salar. Bu şöhretiyle etrafına namlı yiğitler toplar. Bunların bir kısmını mağlup ederek kendine hayran bırakır; onlar Köroğlu’nun vefalı ve fedakâr yiğitleri, delilleri olurlar. Bir kısmını da kaçırarak kendine yoldaş yapar. Kendi gibi kahraman bu adamlarıyla beylere, paşalara, hükümdarlara meydan okur; onları bunaltan ve titreten bir kuvvet halini alır. Beylerin, paşaların zulmünden kaçan başkaları da gelip ona sığınır. Köroğlu, adi bir haydut olarak kalmaz. Zayıfların hamisi olur. Zenginlerin servetinin alarak fakirlere dağıtır.

Bu arada Köroğlu’nun aşkları, bilhassa sultan kızı kaçırmak gibi maceraları olur. Çamlıbel saltanatı böyle devam ederken tüfek icat edilir. Köroğlu, bu delikli demiri görüp üzülür. Uzaktan ve hile ile adam öldürüldüğünü öğrenince artık yiğitliğin tarihe karıştığını anlar:

Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu,
Eğri kılıç kında paslanmalıdır

gibi mertçe mısralar söyleyip ortaklıktan kaybolur.

 

Aslında çok çeşitli olan Köroğlu rivayetleri, Köroğlu Destanının eski bir temele dayanmakla beraber, zamanla çok değiştiğini; muhtelif coğrafyalarda o yerlerin yakın tarihleriyle kaynaştığını gösterir. Köroğlu’nun Anadolu tarihi ile birleşen rivayetlerinde görülen eşkıya ruhu ise Türk destan geleneğindeki devlete ve hükümdara bağlı milli kahramanlık ruhuna aykırıdır. Destan’ın bu çehresi bilhassa Celali hareketleriyle bozulmuş zümrenin ruhunu aksettirir.

Köroğlu Filmi İzle

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.