İsmail Safa

Peyami Safa’nın babasıdır. 

Şiirleri, Tanzimat’la Servet-i Fünûn edebiyatı arasında köprü olma özelliği taşır.

Romantizm akımından etkilenen sanatçı, duygu yönü ağır basan, ölçü-kafiye gibi biçimsel kurallara bağlı şiirler yazmıştır.

“Eski” ve “yeni” tartışmasına girmemiş, aralarında bir fark gözetmemiştir. Çok hisli, nazik ve alçak gönüllü oluşunun da bunda payı vardır.

Şiirleri hem “eski”hem de “yeni” taraftarlarınca beğenilmiştir.

Vezin, kafiye ve dilanlayışı bakımından “eski”nin; zevk ve anlayış bakımından ise “yeni”nin özelliklerine bağlı kalmıştır.

İsmail Safa, II. Abdülhamit döneminin baskılarına cephe alan aydınlarındandır. Kendi görüşünde olan Ubeydullah Bey, Hüseyin Sîret, Tevfik Fikret, Abdullah Cevdet gibi arkadaşlarıyla sık sık toplantılar yapmıştır. O günlerde yazdığı “Ey Halk Uyan” ve “Sultan Hamit’e” adlı şiirleri büyük ilgi görmüş, bir o kadar da tepki uyandırmıştır. Diğer arkadaşları gibi o da, devlet yönetimi tarafından devamlı gözaltında tutulmuştur.

29 Nisan 1900 tarihinde Sivas’a bir anlamda sürgün olarak bir göreve atanmıştır. Bu yaşamın getirdiği sıkıntıların üzerine şair, o tarihlerde kızları Selma ve Ulya’yı kısa aralıklarla kaybetmiştir.

Acılarını ilk eşinden dünyaya gelen Selâmi, ikinci eşinden dünyaya gelen İlhami ve Peyami (Safa) ile dindirmeye çalışmıştır.

Eserleri: Sünûhât (Terci-i bent biçiminde uzun bir manzume,1890),

Hûz mâ Sefa (birinci bölümde babasının, ikinci bölümde kendi şiirlerinin bulunduğu eser, 1891), Mağdûre-yi Sevdâ (uzun ve manzum bir konuşma, 1892),

Mevlid-i Pederi Ziyaret(1896),

Mensiyyât (şiirler, 1896),

Hissiyât (şiirler, 1912),

Muhâkemat-ı Edebiye (eleştiriler, 1913)

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.