Hüseyin Atlansoy kimdir?

Hayatı

1962 yılında Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve ortaöğrenimini Eskişehir'de tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitirdi, felsefe öğretmenliği yaptı.

Edebi Kişiliği

  • Şiirleri Hece, Dergâh, Yönelişler gibi dergilerde yayımlandı.
  • Mistik-metafizik anlayışa uygun şiirler yazmıştır.
  • Şiirlerinde aşk, ölüm, çocuk, medeniyet gibi konulara yer vermiştir.
  • “Şiir yazmasaydım bir hayatım olmazdı sanırım.” diyerek şiiri özümsemiştir.
  • Küreselleşmenin yok ettiği değerlere şiirlerinde yer vermiştir.
  • Kendine has ironik bir şiir dili vardır.
  • “Karşılama Töreni” kitabıyla 1990 Yazarlar Birliği Şiir Ödülü’nü almıştır.

Eserleri:

Şiir:
Karşılama Töreni
Su Burcu
İntihar İlacı
Balkon Çıkmazında Efendilik Tarihi
Şehir Konuşmaları
İlk Sözler
Kaçak Yolcu

1980 Sonrası Türk Şiiri

Şiirlerinden Örnekler 

 

yolcu

ben giderim.
bak işte oraya giderim ben.
orada
parabol bir gökyüzü yoksa
siyah kalır deniz boğuntusu gözlerim.

gece ışıkları yayılı dişlerimden
bükülmüş saçlar ile karşılar beni birileri
karşılamayın beni!
ağlamayı bilmezseniz gözlerimden

tenhayım ben!
uzayan saçlarıma gece ve barbarlıklar edinirim.
ben giderim.

sebepsiz hüzünler sultanlığı

burası sebepsiz hüzünler sultanlığı
kül burada her şey;aşk,bilgi ve keşif
zaman şu an ve mekan şu nokta
gelir geçer sultanlık hafif ve gözyaşlarıyla

burası sebepsiz hüzünler sultanlığı
yok burada gözlem,deney ortamları ve varsayım
hipotezler,büyük teoriler,hatta bilimsel yasa
ülkem;laboratuarda sıkıştırılmış kahkaha

burası sebepsiz hüzünler sultanlığı
yolunu yitirenlerin kıyısında armasız,tuğsuz
nedimeleri de olmayacak bu aşkın ancak garipler
aşikar kılınacak kirpiklerinin ucunda incinmişlik

burası sebepsiz hüzünler sultanlığı
bir çingen gülümseyişinin ısıttığı otağ!
attık her şeyi ateşe keskinliğiyle bakışımızın
elbet beylik kılıcı şiir kızının kalbinde ışıyacak!

burası sebepsiz hüzünler sultanlığı
gözyaşlarıyla ağlanmayacak çünkü şehzademiz yok
ancak gözlerimizi biriktirebiliriz içimizde
kırdık kafasını zekanın ölümden öte ölüm-çok!!

iyi günler ilerde anneanne

iyi günler ilerde anneanne
iyi günler ilerde
bense yirmidört saatlik
günlerdeyim anneanne

rüyalarında senin ne kıyamet kopuyor
ne de bir gül düşüyor dalından
sen böyle istersin bilirim
gülümseyerek anneanne

oysa ne sarışın kızlar
göz kırpıyor esmer delikanlılara
ne de ortadoğu
bir gül bahçesi oluyor

yine de iyi günler
ilerde anneanne
esmerliğimiz
kıyamet herkese

halime bakıp üzülme anneanne
bir bakarsın dayımla beraber
ortak bir iş kurar
belki bir süpermarket açarız

ne dersin, kasada da
muzaffer durur, gülümseyerek
yok yok olur, dandy, pop-corn
ve kalve çorba satarız.

kahrolsun amerika deriz sonra
kahrolsun fransa için ve mançurya
kahrolur biz böyle deyince
devr-i daim düzeniyle dönen dünya

mançurya da kahrolur
niye kahrolacaksa

anneanne, müzmin
başağrılarım artıyor
işte yaşamak bu deyip dostlar
müttefiklere gülümsediğinde

anneanne, ah anneanne
çıkış yok ve bu tereke
rahmetli dedemin yüreğinden
daha eski bir mesele

yüreğimiz bölüştürülemez
iyi günler ilerde

sade ekmeği bildiğimiz
günler geçmişte
ve güzeldi anneanne
şimdi ekmek dile gelse
boğazımızdan geçişine
utandığını söylerdi

iyi günler yok!
iyi günler yok anneanne

kıyamet bize
kıyamet bize
kıyamet bize

kıyam/et bize



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.