Hikaye nedir? Özellikleri nelerdir?

Türk hikayeciliğinin en önemli ismi: Ömer Seyfettin

Yaşanmış ya da yaşanabilecek olayların mekân ve zaman unsurlarına bağlı olarak anlatıldığı, insan yaşamından kesintiler sunan kısa, kurmaca yazı türüne hikâye (öykü) adı verilir. Hikâye, olay çevresinde gelişir ve anlatmaya bağlı bir metin türüdür.

  • Hikâye yapı bakımından dört unsurdan oluşur:

– Olay örgüsü
– Kişi
– Mekân
– Zaman

  • Hikâyelerde en çok kullanılan anlatım türleri öyküleyici anlatım ve betimleyici anlatımdır. Bunun dışında farklı anlatım türleri de kullanılabilir.
  • Öteki anlatmaya bağlı metinlerde olduğu gibi hikayeler de üç bölümden oluşur. Serim, düğüm ve çözüm hikayenin bölümleridir.
  • Hikâyeler, özellikleri bakımından romanın küçültülmüş hali sayılabilir.
  • Hikâyelerde tek bir olay merkezdedir.
  • Kısa bir tür olması nedeniyle hikâyelerde, betimlemeler ve ruh çözümlemeleri romanlara nazaran daha azdır.
  • Hikâyelerin şahıs kadrosu dar kapsamlıdır.
  • Dünya edebiyatında hikâye türünün ilk örneklerini 14. yüzyılda, İtalyan yazar Giovanni Boccaccio vermiştir. Decameron isimli eserde yazar, Avrupa’yı etkileyen büyük bir veba salgını esnasında yaşananları hikâyeleştirmiştir.

Türk Edebiyatında Hikâye

Batılı anlamda hikâye, edebiyatımıza Tanzimat döneminde girmiştir. Tanzimat öncesi halk hikâyeler, destanlar, masallar ve efsaneler hikâyenin yerini tutan türlerdi. Emin Nihat’ın “Müsameretname” isimli eseri masal özellikleri taşımasına rağmen hikâyeye geçişin habercisidir. Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayat adlı eserindeki kimi bölümler edebiyatımızın ilk hikâye örnekleri kabul edilir. Batılı anlamda ilk başarılı hikâyeleri veren sanatçı ise Samipaşazade Sezai olmuştur. “Küçük Şeyler” isimli eseriyle Samipaşazade Sezai, edebiyatımızın ilk müstakil hikâye kitabını yayımlamıştır.

Tanzimat döneminde başlayan Türk hikâyeciliği asıl gelişimini Servet-i Fünun döneminden itibaren yaşamıştır. Cumhuriyet dönemine geldiğimizde ise modern Türk hikâyeciliği zirveye ulaşmıştır.

Edebiyatımızda hikâyeciliği meslek haline getiren ve ilk gerçek hikâyeci olarak nitelendirebileceğimiz yazarımız Ömer Seyfettin’dir. Ömer Seyfettin’in dışında, Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal, Orhan Kemal, Sabahattin Ali, Haldun Taner, Halikarnas Balıkçısı, Mustafa Kutlu, öykü denince ilk akla gelen Türk yazarlar arasında gösterilebilir.

Hikâye Türleri

Olay Hikâyesi (Maupassant Tarzı Hikâye)

  • Klasik hikâye olarak da bilinen olay hikayeleri bir ana olay etrafında anlatılır.
  • Bu tarz hikayelerde serim-düğüm ve çözüm bölümleri belirgin biçimde birbirinden ayrılır.
  • Olay hikayelerinde çatışma önemli yer tutar.
  • Merak unsuru ön plandadır.
  • Dünya edebiyatında bu öykü türünün en büyük temsilcisi Fransız yazar Guy de Maupassant olduğu için olay öyküsü Maupassant ismiyle anılır olmuştur. Edebiyatımızdaki en önemli olay hikayesi temsilcisi ise Ömer Seyfettin kabul edilir. Refik Halit Karay, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Tarık Buğra gibi isimler de önemli olay hikayesi yazarlarımızdandır.

 

Durum Hikâyesi (Çehov Tarzı Hikâye)

  • Bir ana olay etrafında gelişmeyen, okuyucuya yaşamdan bir kesit sunmayı amaçlayan hikâye türüdür.
  • Durum hikayesinde önemli olan, belli bir insanlık durumunu belirli bir ortam içinde anlatmaktır.
  • Merak unsuru önemli değildir.
  • Dünya edebiyatında durum hikayeciliğinin kurucusu Rus yazar Anton Çehov’dur. Bu nedenle durum hikayesine Çehov tarzı hikâye de denir.
  • Anton Çehov’a göre durum hikayesi, “hayat denilen film şeridinden bir kesiti makaslamaktır.”
  • Edebiyatımızda durum öykücülüğünün en büyük temsilcisi olarak Sait Faik Abasıyanık gösterilir. Memduh Şevket Esendal, Nezihe Meriç diğer durum öyküsü ustalarımız arasındadır.

 



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.