Göstermeye Bağlı Edebi Metinler (Tiyatro)

Güzel sanatların en eski dallarından biri olan tiyatro, bir olayı, öyküyü, sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz ve hareketleriyle gösterme, canlandırma sanatıdır. Resim, heykel gibi sanatların plastik sanat; edebiyat ve müziğin fonetik sanat olarak tanımlanmasına karşılık, tiyatro da dramatik ya da ritmik sanat olarak diğer sanatlardan ayrılır. Anlaşılacağı gibi, tiyatro, edebiyatın dışında, kendine özgü kuralları olan, başlı başına bir sanat dalıdır. Ancak tiyatro oyununun bir metne bağlı olarak sahnelenmesi, edebiyatla tiyatronun ortak alanını oluşturur. Çünkü bu metin, edebiyat sanatının özelliklerini yansıtır, her yönüyle edebi metin niteliğini taşır. “Göstermeye bağlı metinler” terimi de bu metinleri ifade eder. Batı uygarlığında göstermeye bağlı metinlere toplu halde “tiyatro” dendiği gibi “drama”, “dram” ya da “dramatik edebiyat” denmektedir. Günümüzde tiyatro eserleri için “piyes”, “oyun” sözcükleri de kullanılmaktadır.

Bugünkü anlamıyla tiyatronun ilk kez M.Ö. 6. yüzyılda eski Yunan toplumunda dinsel törenlerden bağımsızlaşarak bir sanat türüne dönüştüğü bilinmektedir. Bereket tanrısı Dionysos’u kutsamak için yapılan bağ bozumu şenliklerinde şarkılar söyleyip dans eden koronun karşına bir oyuncunun çıkarılması diyaloğu başlatmış; daha sonra, sahneye çıkarılan oyuncu sayısının artırılmasıyla bu gelişme bir sürece dönüşmüş ve günümüz tiyatrosu ortaya çıkmıştır.

Tanzimat’tan önce Türk edebiyatında, meddah, karagöz, orta oyunu gibi geleneksel Türk tiyatroları bu türün işlevini üstleniyordu. Türk edebiyatında modern anlamda (Batılı) tiyatro Tanzimat edebiyatıyla birlikte başlar. Şinasi’nin 1859 yılında kaleme aldığı “Şair Evlenmesi” edebiyatımızın ilk modern tiyatro eseridir.

TİYATRONUN ÖGELERİ

Yazar”, “eser”, “oyun” ve “seyirci” unsurlarından oluşan tiyatrolar çoğu zaman yazılı bir metne dayanır. Bu metne “senaryo” denir. Tiyatro sadece edebiyatla ilgili bir tür değildir. Tiyatro edebiyatın yanı sıra oyunculuk, sahne düzeni, dekor, kostüm, aydınlatma, müzik ve dans gibi ögeleri de içerir. Tiyatronun oluşmasında eser (senaryo), oyuncular, sahne ve seyirci unsurları her zaman dikkate alınır. Bütün bunlara rağmen tiyatronun temel ögeleri “olay, kişiler, yer ve zaman”dır.

Oyun (piyes, tiyatro eseri): Sahnede oynanmak üzere yazılmış eserlerdir. Tiyatro eserleri olayları oluş hâlinde yansıtır. Olaylar yazarın ağzından anlatılmaz. Eserin kişileri tarafından doğrudan doğruya canlandırılır.

Olay: Tiyatro eserinin konusunu olay oluşturur. Sahnede oyunu sergileyen kişiler arasındaki çatışmalar, anlaşmazlıklar, uyuşmazlıklar olayı veya olayları doğurur. Olay genelde insanla insan, insanla hayvan, insanla doğa, insanla doğaüstü varlıklar arasındaki çatışmadan, mücadeleden doğar. Tiyatro eserindeki olayların gelişimi perde ve sahneyi meydana getirir. Olay, çoğunlukla gerçek yaşamdan alınır ya da gerçeğe uygun olur. Tiyatro eserinde olayların hareket hâlinde sergilenmesine “aksiyon (eylem)” denir.

Kişiler: Tiyatro eserini sahnede canlandıran kişilerdir. Bunlara “oyuncu” denir. Tiyatro eserinde kişiler eylem içinde verilir. Kişiler aralarında çatışma bulunan varlıklardır. Kişiler temsil ettikleri karaktere uygun eylemler sergiler. Oyun kişisi ya insanın ortak ve genel özelliklerini simgeleyebilecek biçimde “tip” olarak ele alınır ya da insanın kişisel özelliklerini yansıtacak biçimde “karakter” olarak işlenir.

Sahne: Tiyatroda oyunun, oynandığı olayın geçtiği yerdir. Sahne seyircilerin kolayca görebileceği yüksekliktedir. Sahne; müzik, uyum gibi her türlü gösteriye uygun tasarımdadır.

Yer ve zaman: Sahnede canlandırılan olay hangi zaman diliminde ve nasıl bir yerde geçiyorsa, o dönemin ve o yerin o zamanki görünümü ve biçimi, özellikleri sahnede aynen canlandırılarak verilir.

Seyirci: Tiyatro izleyicisine “seyirci” denir. Tiyatroyu diğer türlerden ayıran en önemli özelliklerden biri de seyircidir. Seyirci olmadan tiyatro olmaz.


Ayrıca Bkz: Tiyatro Terimleri


TİYATRO ÇEŞİTLERİ

A. Geleneksel Türk Tiyatrosu

Türk toplumu Batılı anlamdaki tiyatroyu Tanzimat’la birlikte tanımıştır. Tanzimat’tan önce Türk toplumunun bildiği, tanıdığı tiyatro, “seyirlik oyun” ya da “temaşa” sanatıdır. Batı tiyatrosundan farklı bir anlayışın ürünü olan bu tiyatro türüne “geleneksel tiyatro” denmektedir. Geleneksel tiyatronun Bati tiyatrosundan en önemli farkı, bağlı kaldığı bir metin olmadan doğaçlamaya dayalı olarak oynanmasıdır.

Geleneksel tiyatronun başlıca türleri Karagöz, orta oyunu, meddah ve seyirlik köy oyunlardır.

1. Karagöz

  • “Gölge Oyunu”, ya da “Hayal Oyunu” olarak da bilinir.
  • Karagöz oyunlarının piri, Şeyh Muhammet Küşteri kabul edildiğinden Karagöz oyununa “Küşteri Meydanı” adı da verilmiştir.
  • İki temel tip vardır: Karagöz ve Hacivat
  • Ermeni, Rum, Yahudi, Çelebi, Beberuhi, Külhanbeyi, Bekri Mustafa, Zenne gibi yardımcı tipler de yer alır. Oyundaki farklı tipler Osmanlı’nın diğer topluluklarını temsil eder.
  • Karagöz oyunlarında oyunu Hacivat açar ve semai söyleyerek perdeye çıkar.
  • Karagöz ve Hacivat’ı bir kişi seslendirir. Karagöz, okuma yazma bilmeyen sıradan Türkmen insanları temsil ederken Hacivat, bilgiçlik yapmayı seven, halkı aşağılamaya çalışan, az biraz okumuş kısmı temsil eder.
  • Yazılı metne dayanmaz.
  • Yanlış anlamalara, cinasa, şive taklitlerine ve nükteye dayalı bir mizahi yön taşır.
  • Başlangıç, muhavere, fasıl ve bitiş bölümleri vardır. Asıl bölüm “fasıl”dır.

2. Orta Oyunu

  • Açık bir alanda ortada oynanan bir oyundur. Bu nedenle “orta oyunu” adını alır. Bu oyuna “kol oyunu, meydan oyunu” adları da verilir.
  • Oyunun oynandığı yuvarlak ya da oval alana “palanga” denir.
  • Orta oyunu belli bir metne bağlı kalınmadan oynanan doğaçlama (tuluat) bir oyundur.
  • Konu ve tipler bakımından Karagöz’le yakınlık gösterir.
  • Mizahi özellikler taşır.
  • Şive taklitlerine yer verilir.
  • İki ana tip vardır: Pişekâr ve Kavuklu. Pişekâr, Hacivat’a; Kavuklu ise Karagöz’e benzer.
  • Ana tiplerin dışında Balama, Frenk, Zenne, Çelebi, Arnavut, Yahudi, Denyo (abdal), Acem tipleri de görülür.
  • Başlangıç, muhavere, fasıl ve bitiş bölümleri vardır.
  • Orta oyununda asıl oyun “fasıl” bölümünde sergilenir.
  • Oyunun dekoru; yeni dünya denilen bezsiz bir paravandan ve dükkân denilen iki katlı bir kafesten oluşur. Yeni dünya ev olarak, dükkân da iş yeri olarak kullanılır.

3. Meddah

  • Tek kişilik bir oyundur.
  • Meddahın temeli İslam öncesi Türk kültürüne kadar uzanır. Geleneksel Türk edebiyatındaki meddahın İslam öncesi Türk toplumundaki adı şaman ya da baskıdır.
  • Oyundaki bütün kişileri “meddah”ın kendisi canlandırır.
  • Meddah, oyunda bir mendil, sandalye ve bastondan yararlanır.
  • Mizahi özellikler taşır.
  • Şive taklitlerine yer verili
  • Jest ve mimikler önemlidir.
  • Doğu ve İslam ülkelerine de yayılmış bir oyundur.

4. Köy Seyirlik Oyunu

  • Geleneksel tiyatronun kökü çok eskilere giden koludur. Köylü tiyatrosu da diyebileceğimiz bu geleneğin ritüelden (âdet haline gelmiş törensel davranışlar) kaynaklandığı bilinmektedir. Bu nedenle köy oyunlarında belli sözler belli biçimlerde söylenir. Oyunun çerçevesi de kalıplaştığından uzatılması ya da kısaltılması söz konusu değildir. Ancak günümüzde birçok köy oyununun ritüel işlevinin unutulmuş olması, bu oyunların otantik yapısını değiştirmiş, bu oyunların içine birçok yeni öge girmiştir.
  • Halk tiyatrosunun genel özelliği olan doğaçlamaya köy oyunlarında da yer verilir.
  • Seyirlik köy oyunları yapı bakımından daha ilkeldir. Olaylar dizisinde mantıksal zincir çok zayıftır.
  • Köy oyunlarında ölüp dirilme, kız kaçırma konuları başta olmak üzere karı-koca geçimsizliği, kaynana-gelin ilişkisi, evde kalmış kız, şehre ya da hacca gitme gibi konular ele alınmıştır.
  • Günümüzde iletişim olanaklarının artmış olması, köy-kent farklılığın azalması, köyde yaşayan insanların yaşam tarzlarının değişmesi seyirlik köy oyunlarını epeyce azaltmıştır.

B. Batı Tiyatrosu (Modern Tiyatro)

Batı tiyatrosunun kökeni Antik Yunan tiyatrosuna, Antik Yunan tiyatrosunun kökeni ise şarap ve bağ bozumu tanrısı olduğuna inanılan Dionysos adına MÖ 6. yüzyılda düzenlenen şenliklere dayanır. Bu şenliklerde ilk örnekleri verilmeye başlanan trajedi ve komedilerle 18. yüzyılda ortaya çıkan dram, modern tiyatronun temellerini oluşturan tiyatro türleridir.

1. Trajedi

İzleyicide korku ve acıma duyguları veren, izleyicinin acıklı olaylardan sonuçlar çıkararak ders almasını sağlamayı amaçlayan tiyatro türüne trajedi denir. Trajedinin ilk örnekleri MÖ 6. yüzyılda Eski Yunan tanrılarından Dionysos adına düzenlenen törenlerden doğmuştur. Trajedi, klasisizmin etkisiyle (Klasisizmde Eski Yunan ve Latin edebiyat örnek alınır.) 17. yüzyılda yeniden canlanmış ve 19. yüzyılın ikinci yansına kadar sürmüştür. Eski Yunan edebiyatında Aiskhyleos, Sophokles ve Euripides; 17. yüzyıl Fransız edebiyatında Coneille ve Racine önemli trajedi yazarlarıdır.

Trajedinin Özellikleri

  • Konular tarih ve mitolojiden alınır.
  • Beş perde (bölüm) olarak yazılır.
  • Kişiler olağanüstü varlıklar ve soylulardır. (Krallar, tanrıçalar)
  • Soylu bir üslup kullanılır, kaba sözlere yer verilmez.
  • Baştan sonra ağırbaşlı bir hava içinde geçer.
  • Korku ve acı uyandıracak olaylar sahnede gösterilmez.
  • Sadece manzum olarak yazılır.
  • Diyalog ve koro bölümlerinden oluşur.
  • Üç birlik kuralına (yer, olay, zaman) uyulur. Yani, bir ana olay etrafında aynı mekânda ve 24 saat içinde gerçekleşen olaylar anlatılır.
  • Erdem, kader, ahlak, töre ve geleneklere büyük önem verilir.

2. Komedya (Komedi/Güldürü)

İnsanların ve toplumun gülünç yanlarını sergileyerek izleyiciyi düşündürmeyi ve eğitmeyi amaçlayan oyun türüdür. Komedi de tıpkı trajedi gibi Eski Yunan’da Dionysos adına yapılan törenlerde doğmuştur.
Eski Yunan edebiyatında Aristophanes ve Menandros Latin edebiyatında Terentius ve Plautus, 17. yüzyıl Fransız edebiyatında Moliere önemli komedi yazarlarıdır.

Türk edebiyatının ilk tiyatro örneği olan Şinasi’nin Şair Evlenmesi komedi türünde yazılmıştır.

Komedinin Özellikleri

  • Konular günlük yaşamdan alınır.
  • Kişiler genellikle halktan kimselerdir.
  • Acı veren olaylar seyircinin gözü önünde geçebilir.
  • Üslupta yükseklik ve soyluluk aranmaz, kaba sözlere ve şakalara sahnede yer verilebilir.
  • Ara verilmeden oynanır.
  • Beş bölüm olarak yazılır.
  • Üç birlik kuralına uyulur.
  • Her türlü olay (öldürme, yaralama…) sahnede gösterilir. Nazım ve nesir karışık  olabilir. (Başlangıçta sadece manzumdur.)
  • Diyalog ve koro bölümlerinden oluşur.

Komedi Çeşitleri

Karakter Komedisi: İnsanların gülünç yönlerini ele alan komedi çeşididir.
Töre Komedisi: Toplumun gülünç ve aksak taraflarını işleyen komedi çeşididir
Vodvil: Hareketli, eğlenceli bir konu etrafında gelişen, şarkılara da yer verilen komedi çeşididir.
Entrika Komedisi: Olayların hileye ve şaşırtmaya göre şekillendiği komedi çeşididir.
Komedi Santimantal: İzleyiciyi güldürürken duygulandıran komedi çeşididir.
Fars: Yalnızca güldürme amacı güden kaba komedidir.

3. Dram

Acıklı ve gülünç olayların bir arada bulunduğu bu yönüyle hayata daha yakın olan tiyatro çeşidine dram denir. Dramı, trajedi ve komedinin katı biçimciliğine bir tepki, modern tiyatronun başlangıcı olarak görebiliriz.

İngiliz edebiyatında Shakespeare, Alman edebiyatında Goethe ve Schiller, Fransız edebiyatında Victor Hugo dram türünün önemli sanatçılarıdır. Türk edebiyatında Namık Kemal ve Abdülhak Hamit Tarhan dram türünün ilk örneklerini vermiştir.

Dramın Özellikleri

  • Kişiler her sınıftan olabilir.
  • Hem tarihi konular hem de güncel konular işlenebilir.
  • Üç birlik kuralına uyulmaz.
  • Nazım veya nesir olabilir.
  • Her türlü çirkin olay sahnede gösterilebilir.
  • Perde sayısı farklı farklı olabilir.
  • Acıklı ve gülünç olaylar bir arada verilir.
  • Üslupta soyluluk aranmaz.

Dram Çeşitleri

Feeri: Masalımsı, olağanüstü olayları işleyen dram çeşididir.
Melodram: “Besteli dram” anlamına gelen melodramlar rastlantılar üzerine kurulmuş dram çeşididir.
Trajikomik: Hem acıklı hem de gülünç olayların anlatıldığı dram çeşididir



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.