Faik Ali Ozansoy

Süleyman Nazif’in küçük kardeşidir. Servet-i Fünûn’daki ilk şiirleri, 1897’de çıkmaya başlamıştır. Bu şiirlerinde, bazen, Zâhir adını da kullanmıştır.

1908’den sonra bir ara Fecr-i Âtî’nin de başına geçen Faik Âli, Divan edebiyatını hiç tanımadan, ilk şiirlerini, doğrudan doğruya Recaîzâde Mahmut Ekrem, Namık Kemal ve Abdülhak Hamit Tarhan’ın etkisinde kalarak yazmıştır.

Servet-i Fünûn’da yazmaya başladıktan kısa bir süre sonra, çevreye uyum yeteneği sayesinde, bu topluluğun bütün özelliklerini kolaylıkla benimsemiş; gerek dil ve üslup, gerekse hayal kuruş ve duyuş bakımından eksiksiz bir Servet-i Fünûn şairi olmuştur.

İlk şiirlerinde bencillik ve karamsarlık göze çarpar. Tamamen bireysel konuları işlemiştir. Ancak, şiirlerinde kullandığı Farsça tamlamaların, Arapça ve Farsça kelimelerin çokluğu bakımından uçta olduğu söylenebilir.

1908’e kadar yazdığı şiirlerinde “aşk, kadın ve tabiat” temalarını bütünüyle romantik bir atmosfer içinde işlemiştir. Sonraki yıllarda yazdığı şiirlerinde ise sosyal konulara ve yurt duygularına da geniş bir yer ayırmıştır.

Şiirlerinde hep göklerin derinlik ve yüceliğinden, efsanevî sırlarından söz etmiştir. Bu tarz şiirlerinde Hamit’in etkisi ve izleri de vardır. Bu nedenle “ikinci Hamit” olarak da nitelendirilmiştir.

Eserlerinde duygu ve hayale, bilinmeyip de belli belirsiz sezilen ruh, ürperti ve sezgilere geniş yer ayırmıştır. Şair dil ve anlatım konusunda kendisini yenilemesini bildiği için son eserlerinin dili durudur.

Birkaç manzum tiyatro denemesi yapmakla birlikte bunlar onun en zayıf eserleri arasında yer almaktadır.

Eserleri:

Fânî Teselliler (şiirler, 1908),

Midhat Paşa (biyografi, 1908),

Temâsîl (şiirler, 1913),

Elhân-ı Vatan (şiirler, 1915),

Payitahtın Kapısında (manzum oyun, 1920),

Şâir-i A’zam’a Mektub (manzum, 1923), Nedim ve Lale Devri (manzum oyun, 1950).

 

     Ben İsterim Ki

Ben isterim ki bütün sânihât-ı kalbiyyem
Şebîh-i nağme bir âheng-i bî-karar olsun.
Ki hande-nâk, fakat gizli gizli girye-nümûn;
Kuyûd içinde, fakat hür, açık fakat mübhemEvet, ben isterim olsun o nağmelerde iyân
Bir anda za’f ile kuvvet, sükûnla hep heyecan;
Evet, ben isterim olsun o şi’ri her okuyan
Hazîn iken mütebessim ve şâd iken giryân.

Bir ihtizâzı boğuk bir reşâşe-i rikkat,
Bir ihtizâzı bütün yıldırımlar, efgânlar;
Bu anda cûşiş-i sevdâ, o anda tûfanlar.

Hülâsa isterim, ey şi’r-i ulvi-yi hilkat.
Ne hisseder ne yazarsam gülümsesin dursun
O şeyde, çehre-i şi’r-i tezâd-me’nûsun.

Faik Ali Ozansoy

Bir yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.