Egzistansiyalizm

  • İkinci Dünya Savaşının son yıllarında Alman filozofu Martin Heidegger tarafından ortaya atılmıştır. Fransız düşünür ve romancısı Jean Paul Sarte’nin benimsemesi ve edebiyata uygulamasıyla bütün dünyaya yayılmıştır.
  • Varoluşçuluk felsefesinin edebiyata yansımasıdır.
  • Egzistansiyalizme göre değişmeyen gerçek şudur: insan vardır, özgürdür. Çevresini saran dünyayı bir türlü anlayamaz; bu yüzden mutsuzdur, karamsardır, kötümserdir, yaşamayı tatsız ve anlamsız bulur. Kaderci değildir.
  • Descartes’in ”şünüyorum; öyleyse varım.” düşüncesini ölçü olarak almışlardır.
  • Egzistansiyalistler bir çeşit bunalım içindedirler. Yaptıkları edebiyata “Bunaltı Edebiyatı” denmesi bundandır. İnsana yeryüzünde yol gösterecek kendisinden başka kimse yoktur. İnsanın kendisi için bir varlık olması onu hürriyete götürür. Hangi şartlarda olursa olsun insan insan olarak hürdür kendi kararıyla kendi hayatını kurar.
  • Egzistansiyalistler kendi içlerinde iki gruba ayrılılar.

1.Dine bağlı varoluşçular: Bu görüşü savunanlara göre Tanrı insanın özündedir. Tanrı inancından uzaklaşan insan kendi özünden uzaklaşır.İnanç zorunlu bir eylemdir.8Sören Kierkegaart,Gabriel Marcel, Karl Barth…gibi)

2.Tanrısız varoluşçular. F.Nietzche’nin:”Tanrı öldü” sözü bu gruptaki varoluşçuların  özüdür. İnsanın kendini yaratabilmesi için Tanrının buyurganlıklarından , insanı edilgen hale getiren dini kurallardan  kurtulması gerekir..(J.P.Sarte, Albert Camus,George Bataille…gibi)

 

Egzistansiyalizmin sanat/edebiyattaki ilke ve nitelikleri:

1.Edebiyatta egzistansiyalizm felsefesini esas alma: Egzistansiyalistlerin amaçlarından biri felsefe ile edebiyatın aralarındaki kopukluğu gidermektir. ”Felsefî roman” böyle oluşmuştur.

2.Olay örgüsünü önemsizleştirme: Olaydan ziyade insanın(kahramanın) içinde bulunduğu sıkıntı, bunalım anlatılır; olay önemsizleştirilir.

3.Kaotik edebiyatı: Egzistansiyalist edebiyat, karamsar ve varoluş bunalımı yaşayan insanı ele alır. Dünya saçma ve iğrenç. İnsan kapalı bir kutuya benzeyen bu dünyada yaşamak zorundadır.

4.Yalın ve ağır başlı bir dil ve üslûbu benimseme: Edebiyata belli bir  biçim ve söylem özelliği kazandırmayı amaçlarlar.

5.Absürd ve yabancılaşma: İnsanın içinde yaşadığı  saçmalığın çıkardığı bir durum olarak absürd ve yabancılaşma özellikle tiyatro eserlerinde yoğun olarak işlenir.

Temsilcileri:
Jean Paul Sarte
Gabriel Marcel
Simone de Baeuvair
Albert Camus

NOT: Cumhuriyet döneminde edebiyatımıza giren bu akım, Yusuf Atılgan ve Edip Cansever‘i etkilemiştir.

 

BATI EDEBİYAT AKIMLARI

Bir yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.