Memduh Åževket Esendal
Yazan: Messy 10 Nisan 2009 Cuma
Kategori: Yazarlarımız
(1883 TekirdaÄŸ – 1952 Ankara) Türk öykü ve roman yazarı, siyaset adamı. Yetersiz bir eÄŸitim görmesine karşın kendi kendini yetiÅŸtirdi. İttihat ve Terakki döneminin sayılı sanatçılarından oldu. Büyük Millet Meclisi kurulunca Ankara’ya geldi. Oradan da Azerbaycan’a elçi olarak gönderildi. Bu görevini baÅŸka elçilik görevleri izledi.

memduh ÅŸevket
Öykülerinde doğrudan doğruya yaşanmış konuları ele aldı. Yazılarında yalın bir dil ve doğal bir anlatım kullandı.
Öykülerinde günlük yaşamın sade, silik, görünen sıradan olaylarını ele aldı. Küçük insanların günlük yaşamlarından kesitler sundu. Bu anlamda bir durum ve kesit öykücüsü olarak değerlendirildi.
Anlattıklarında derin bir insan sevgisi hep oldu. Karamsarlıktan uzak bir bakışla insanların geleceğe olan inançlarını dile getirdi.
Başlıca yapıtları şunlardır:
Romanları; Ayaşlı ve Kiracıları (1934); öyküleri; Hikâyeler (birinci kitap, 1946), Hikâyeler (ikinci kitap 1946), Otlakçı (1958), Temiz Sevgiler (1965), Ev Ona Yakıştı (1971), Sahan Külbastısı (1983), Veysel Çavuş (1984), Bizim Nesibe (1985), Kelepir (1986), Gödek Mehmet, Miras, Güllüce Bağları Yolunda, Gönül Kaçanı Kovalar, Bir Kucak Çiçek(1996), Tahran Anıları ve Düşsel Yazılar(1999).
Muallim Naci Edebiyat
Yazan: Messy 09 Nisan 2009 PerÅŸembe
Kategori: Yazarlarımız
(1850 İstanbul – 1893 İstanbul) Türk ÅŸairi ve yazarı. Asıl adı Ömer’dir. Yedi yaşındayken saraç olan babasını kaybetti. Bir süre Varna’daki dayısının yanında kaldı. Burada Arapça, Farsça ve Fransızca ile hat sanatı öğrendi. Bir süre öğretmen olarak çalıştı. Yazdığı yazılarda Naci mahlasını kullandı.

Muallim Naci
İlk yazı ve ÅŸiirlerini Tuna gazetesinde yayımladı. ÇeÅŸitli illerden sonra İstanbul’a geldi ve orada gazeteciliÄŸe baÅŸladı. Tercüman-ı Hakikat’ın edebiyat bölümünü yönetti. Gazetenin sahibi Ahmet Mithat’ın damadı olduÄŸu hâlde onunla edebiyat alanında uyuÅŸamadı. Çevresine toplanan yazarlarla birlikte eski edebiyatı savunarak, yeni edebiyatçılara karşı çıktı. Bunun üzerine gazetedeki görevinden uzaklaÅŸtırıldı. ÖğretmenliÄŸe yeniden baÅŸladı.
Recaizade Mahmut Ekrem ile aralarında geçen edebiyat tartışmaları çok ileri boyutlara ulaşınca Matbuat İdaresi duruma el koydu.
Yazdığı şiirlerle ve yazılarda divan şiirinin örnek alınmasını savundu. Arap ve İran şiirini yüceltti. Arapçadan çeviriler yaptı. Ancak yenilikçi batı edebiyatından da çeviriler yapmaktan geri kalmadı.
Başlıca yapıtları şunlardır:
Islahat-ı Edebiye (1889), Åžerrare (1885), Füruzan (1885), Sünbüle (1889), İntikat (Mektuplar, 1886), Muhabere ve Muhaberat (1889), Ömer’in ÇocukluÄŸu (1859), Medrese Hatıraları (1886), Osmanlı ÅŸairleri (1889), Lügat-ı Naci (1980).
SamipaÅŸazade Sezai Edebiyat
Yazan: Messy 08 Nisan 2009 Çarşamba
Kategori: Yazarlarımız

SamipaÅŸazade Sezai
Başlıca yapıtları şunlardır:
Romanı; Sergüzeşt (1889), öykü kitabı; Küçük Şeyler (1892), tiyatro oyunu; Şir (Aslan, 1887), öteki eserleri; Rumüz-ul Edep (1898), İclâl (1924).
Yunus Emre’nin Hayatı
Yazan: Messy 07 Nisan 2009 Salı
Kategori: Yazarlarımız
Yunus Emre Anadolu’da tasavvuf akımının ve Türkçe ÅŸiirin öncüsüdür.İnsan sevgisine dayanan bir görüşü geliÅŸtirmiÅŸtir.YaÅŸamı konusunda yeterli bilgi olmadığı gibi onunla ilgili kaynaklarda anlatılanlar da birbirini tutmaz.Nerede, hangi yılda doÄŸduÄŸu kesinlikle bilinmiyor. Kimi kaynaklarda Anadolu’ya Dogu’dan gelen Türk ırmaklarından birine baÄŸlı olup,1238 dolaylarında doÄŸduÄŸu söylenirse de kesin deÄŸildir.1320 dolaylarında EskiÅŸehir’de öldüğü söylenir.Batı Anadolu’nun birkaç yöresinde Yunus Emre adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden makam adı verilen yer vardır.Yapılan araÅŸtırmalara göre ÅŸiirlerinin toplandığı Divan ölümünden yetmiÅŸ yıl sonra düzenlenmiÅŸtir.Anadolu’da Yunus Emre adını taşıyan ve Yunus Emre’den çok sonraları yaÅŸamiÅŸ baÅŸka ÅŸairlerin yapıtlarıyla karışan ÅŸiirlerinin bir bölümü dil incelemeleri sonunda ayıklanmış, böylece 357 ÅŸiirin onun olduÄŸu konusunda görüş birliÄŸine varılmıştır. Gene Yunus Emre adını taşıyan ve baÅŸka ÅŸairlerin elinden çıktığı ileri sürülen 310 ÅŸiir daha derlenmiÅŸtir. Onun dil, ÅŸiir ve düşünce bakımından özgünlüğü ve etkisi, ilk düzenlenen Divan’daki ÅŸiirleri nedeniyledir.
Yunus Emre’nin ÅŸiirinde, edebiyat tarihi bakımından, dil, düşünce, duygu ve yaratıcılık gibi dört önemli sorun sergilenir. Bu sorunlar görüş ve inanış bütünlüğü içinde ele alınır, insan konusunda odaklaÅŸtırılır.Åžiirlerinde iÅŸlenen konular ise insan, Tanrı,varlık birligi,sevgi,yaÅŸama sevinci, barış, evren, ölüm, yetkinlik, olgunluk, alçakgönüllülük, erdem, eliaçıklık gibi genellikle gerçek yaÅŸamı ilgilendiren kavramlardır.O,bu kavramları, ÅŸiirinin bütünlüğü içinde temel öğe olarak sergilemiÅŸtir.İnsan bir sevgi varlığıdır,tin ile gövde gibi iki ayrı tözden kurulmuÅŸtur. Tin tanrısaldır,ölümsüzdür,gövdede kaldığı sürece geldiÄŸi özün ve yüce kaynaga, tanrısal evrene dönme özlemi içindedir.Gövde dağılır, kendini kuran öğelere ayrılır. İçinde insanın da bulunduÄŸu tüm varlık evreni toprak, su, ateÅŸ ve yel gibi dört ilkeden kurulmuÅŸtur. Bu dört ilke yaratılmıştır, yaratıcı da Tanrı’dır.Tanrı, bu dört ilkeyi yarattıktan sonra, ayrı ayrı oranlarda birleÅŸtirerek varlık türlerinin oluÅŸmasını saÄŸlamıştır.İnsan sevgi yoluyla Tanrı’ya ulaşır,çünkü insanla Tanrı arasında özdeÅŸlik vardır.Ancak, insanın bu madde evreninde bulunması,tinin tanrısal kaynaktan uzak kalması bir ayrılıktır.Bu ayrılık insanı,yaÅŸamı boyunca Tanrı’yı düşünme,ona özlem duyma olaylarıyla karşı karşıya getirmiÅŸtir.Gerçekte insan-Tanrı-evren üçlüsü birlik içindedir, var olan yalnız Tanrı’dır, türlülük bir görünüştür.Çünkü Tanrı, kendi özü gereÄŸi, bütün varlık türlerini kapsar, her varlıkta yansır. Evreni kuran öğelerle insanın gövdesini oluÅŸturan ilkeler özdeÅŸtir. Bu özdeÅŸlik tanrısal tözün bütün varlık türlerinde, biçimlendirici bir öğe olarak bulunmasından dolayıdır.Tanrısal tözün nesnel varlıklarda bulunması bir yansıma niteliÄŸindedir,çünkü Tanrı yarattığı nesnede yansıyınca oluÅŸ gerçekleÅŸir.

Yunus Emre
Sevginin deÄŸerini yalnız seven bilir.Yeterince aydınlanmamış,Tanrı ışıgından yoksun kalmış bir gönülde sevginin yeri yoktur.Dost kiÅŸi gerçek seven kimsedir (âşık). Dost baÅŸka bir anlamda da Tanrı’dır, kiÅŸinin gönlünde ışıyan tözdür.
DADALOÄžLU Edebiyat
Yazan: Messy 05 Nisan 2009 Pazar
Kategori: Yazarlarımız

DADALOÄžLU
AvÅŸarların Osmanlı zoruyla Sivas’a yerleÅŸtirilmesinden sonra bir süre Sivas’ta yaÅŸayan DadaloÄŸlu’nun, Çukurova’ya gittiÄŸi sanılmaktadır.
Åžiirlerine KöroÄŸlu’nunki gibi yiÄŸitlik ve KaracaoÄŸlan’ınki gibi duygusallık egemendir. Katıksız, duru bir Türkçe ile özgürlük, direniÅŸ, sıla özlemi, yurt sevgisi konularını iÅŸlemiÅŸtir.
Hakkında yazılan eserlerden bazıları:
Taha Toros, DadaloÄŸlu; Cahit Öztelli, Muharrem Zeki Korgunal, DadaloÄŸlu; HaÅŸim Nezihi Olcay, DadaloÄŸlu’nun Hayatı ve DeyiÅŸleri; Tahir Kutsi Makal, DadaloÄŸlu; Bilgin Adalı, DadaloÄŸlu.


