Bir Çift Yürek Kitabının Özeti
Yazan: edebiyat 11 Mart 2009 Çarşamba
Kategori: Kitap Özetleri
KİTABIN ADI :BİR ÇİFT YÜREK
KİTABIN YAZARI: MARLO MORGAN
1. KİTABIN KONUSU:
Amerikalı bir kadının Avustralya’da yaşadığı ve tüm değer yargılarını değiştiren ruhsal bir yolculuktan bahsetmektedir.
2. KİTABIN ÖZETİ :
Gerçek bir olaya dayanan öykümüz; Marlo Morgan’a Kansas City’de doktorluk yaparken, bir sabah ofisine gelen telefonla başlar. Bir süreliğine Avustralya’da çalışmak için teklif alır. Hayatında bir değişiklik yapmak isyeyen Morgan bu teklifi kabul eder ve birkaç seneliğine Avustralya’ya yerleşir.
Avustralya’da çalışmalarını sürdürürken;Avustralya’nın yerli halkı olan Aborjinlere Amerikalıların Kızılderililere davrandıkları gibi kötü davranmalarından etkilenir. Onlara iyi davranarak onların sorunları ile ilgilenmeye başlar ve yerli halkın yaşantısına olan merakı gitgide artar.
Morgan’ın onların sorunları ile ilgilendiğini ve onları yakından tanımak istediğini gören bir grup aborjin kabilesi onu bir toplantıya davet ederler. Morgan Anakaranın diğer tarafında yaşayan ve kendi benliğini kaybetmemiş, böyle bir Aborjin kabilesi ile tanışacağı ve onlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olacağı için bu toplantıya özel bir şekilde hazırlanır. Ayrıca şehirde yaşayan Aborjinlere yaptıklarından dolayı taktir bekleyen yazar için bu toplantı hiçde beklediği gibi gerçekleşmez. Oota adında bir Aborjin eski bir jiple gelerek Morgan’ı toplantı yerine götürmek için alır. Uzun bir süre çölün ortasında gittikten sonra toplantı yerine geldiklerinde yazar kendisini bir grup yerli ile ıssız çölün ortasında bulur.
İlk olarak tüm eşyaları çıkartılan Morgan’a kuşanacağı bir bez parçası verirler. Tüm eşyaları ve kendisi ile birlikte kutsanır.Yerlilerin arasına kabul edildikten sonra tüm eşyaları yakılır. Birbez parçası ile yalın ayak kalan Morgan’dan kendileri ile birlikte yapacakları yürüyüşe gelmelerini isterler. Bu teklifi kabul eden Morgan için çölü boydan boya katedeceği ruhsal yolculuk burada başlar.
Bu kabilede insanlar isimlerini hayatları süresince yapmış oldukları işlere veya olaylara göre almakta ve değiştirebilmektedir. Bu nedenle; modern toplumdan geldiğinden ve insan olarak sahip olması gereken değerleri köreldiğinden Morgan’a “mutant” adını takarlar ve onun tekrar yaşamın gizemini görmesini sağlayarak değişime uğratırlar. Kabilede kendilerini “gerçek insanlar” olarak adlandırırlar.
Yazar yolculuk boyunca önceden ilkel olarak gördüğü bu insanların doğa ile nasıl iç içe yaşadıklarını; bu kupkuru çölde asla aç ve susuz kalmadıklarını; konuşmadan birbirleri ile iletişim kurduklarını; karşılaştıkları her tür sağlık sorununu çözecek bir birikime sahip olduklarını; hırs, kin, nefret, saldırganlık gibi olumsuz duygularının olmadığını; asla yalan söylemediklerini; hiç bir olayı veya kişiyi yargılamadıklarını; dünyada olup biten her şeyden haberdar olduklarını ve daha bir çok olağanüstü yetenekleri olduğunu hayretle görür.
Dört ay süren bu uzun yolculuk süresince, ilk günden itibaren bu çetin yolculuğun zorlukları ile mücadele etmek zoruda kalır. Karşılaştığı her zorlukta dayanıklılığının sınanması ile birlikte ruhu da değişime uğrar. Aborjinler onu kendilerinden biri olarak kabul ederek ona hertürlü zorlukla nasıl mücadele edeceğini, çölün çorak coğrafyasında bitkiler ve hayvanlarla nasıl uyum içinde yaşanacağını öğrenir.
Morgan yerlilerin yaşamı ile kendi yaşamını, iki tarafın yaşam felsefelerini karşılaştırır. Aborjinlerden öğrendikleri ile birlikte insan olarak sahip olması gereken değerleri tekrar kazanır. Bunun üzerine kabilenin şefi soylu Kara Kuğu tarafından her iki toplumun kültürünü anlaması ve içinde barındırmasından dolayı “Bir Çift Yürek” ismi verilir.
Yürüyüşün sonu yaklaşırken yürüyüşün asıl hedefi olanbüyük sırlarını Morgan’a gösterirler. Aborjinler için kutsal olan o mekanı gördükten sonra bu insanların ellibin yıllık kültürlerinin felsefesini anlar. daha sonra Moragan’a yolculuğun asıl sebebini açıklarlar: Morgan’ı mesajcı olarak seçmişler ve tüm sırlarını açıklamışlar. İnsanların uygarlık, gelişim adı altında doğanın dengesini bozduklarını ve herşeyi tüketmekte olduklarını bunun için dünyada ki varlıkarını bitirmeye karar verdiklerini açıklarlar. Çünkü kendilerinden sonra gelecek nesile yaşam için fazla birşey kalmadığını söylerler, Morgan’da kabilede niçin genç insan olmadığını anlar.
Morgan dan bu son mesajlarını iletmelerini isterler. Morgan insanların dünyaya verdikleri zararı açıklamak ve önlem alınmasını iletmek üzere onlardan ayrılır.
Avustralya’da ki işi biter bitmez Amerika’ya döner. Amerika’da bu serüveni anlatarak, bu serüvende öğrendiklerini uygulayarak ve en önemlisi yazdığı kitaplarla bu serüveni herkesle paylaşmaya, mesajı herkese iletmeye çalışmıştır.
3. KİTABIN ANA FİKRİ :
Tüm insanlığa eşsiz, zamanın derinliklerinden gelen güçlü bir mesaj iletilmiştir. Eğer tüm varlıkların, aynı evrensel birliğin bir parçası olduğunu anlarsak, dünyamızı yok oluştan kurtarmak için halen geç kalmış sayılmayız. Varolan her şey inanılmaz derecede güzel ve hassas bir karşılıklı bağımlılık dengesinde bulunmaktadır. Eğer bu mesajı alabilirsek bizim yaşamlarımızda Gerçek İnsanlar’ınki gibi yücelir.
4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
Marlo Morgan : Hayatın monotonluğundan sıkılmış, değişiklik arayan, hırslı kafasına koyduğunu yapan, yardımsever, çocuk ruhlu biri.
Oota : Kabilede ingilizce bilen tek kişi Morgan’a kendilerini tanımasına elinden geldiğince sorulara cevap vererek yardımcı olmuştur.
Kara Kuğu : Kabilenin şefidir. Bilge bir insan olarak tüm sırlarının sırası ile Morgan’a açıklanmasını sağlamıştır.
Bunun dışında şifacı gibi yeteneklerine göre isimlendirilen birçok kabile üyesi var. Çölde, insanın yaşamını zorlayan birbirinden ilginç olaylar oluyor.
5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Bu kitap insanın, günümüz toplumun gereği olarak getirdiği roller ve görevler nedeni ile unuttuğumuz kaybettiğimiz değerleri hatırlatıyor. Ayrıca dünyamızın günden güne azaln kaynakları ve bozulan doğanın dengesi nedeni ile önlem almazsak gelecekte bizi bekleyen sonada dikkat çekmektedir. İyi niyetin insanı yücelttiğini nesnel şeylerin peşinde koşmamamız gerektiğini; insanı farklı kılanın yürek ve niyet olduğunu açıklayan; hayat felsefemizi tekrar gözden geçirmemize etkili olan bir öykü olarak görüyorum.
6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Marlo morgan emekli bir sağlık uzmanıdır. Lee’s summit, Missouri’de yaşamaktadır. İlk kitabı “ Bir Çift Yürek” Amerika’da otuzbir hfta boyunca New York Times Bestseller listesinde zirvede kalmış ve yirmidört dile çevrilmiştir.
HAZIRLAYANIN
ADI VE SOYADI : ERTÜRK MURAT CANSARAN
Eylül Romanı’nın Kişileri, Olayları ve Özelikleri
Yazan: edebiyat 06 Mart 2009 Cuma
Kategori: Edebiyat, Genel, Kitap Özetleri
Eylül Romanının Özellikleri
- İlk psikolojik roman olma özelliğini sahip.
- İnsan dışı önemli unsurlara yer verilmiş.
- Yazar için evlilik kutsal bir bir durum olarak vurgulanmaktadır.
Bu Roman Mehmet RAUF‘un ilk romanıdır.
Eylül Romanın’daki Kişiler
Süreyya:Suad’ınkocası
Suad:Süreyya’nın karısı
Necip:Süreyya’nın halasının oğlu
Hacer:Süreyya’nın kız kardeşi
Fatin:Hacer’in kocası
Eylül romanı’nın karakterleri Aşk-ı Memnu ile kesişiyor.
| Eylül | Aşk-ı Memnu |
| Süreyya | Adnan Bey |
| Suad | Bihter |
| Necip | Behlül |
Not:
Aşık ======>Maşuk
Pervane ===> Mum
Romandaki Yerler
1. 2. ve 3. bölümler ilk bahar ayları / Bakırköy’deki bağevi
Yaz Ayları / Boğazdaki yazlı
Eylül Son Bahar ve Kış / Konak
KUMARBAZ
Yazan: Armonika 02 Şubat 2009 Pazartesi
Kategori: Kitap Özetleri
KİTABIN ADI : KUMARBAZ
KİTABIN YAZARI : FYODOR DOSTOYEVKİ
1.KİTABIN KONUSU :
Genç,iyi eğitim gömüş,soylu birisi olan Aleksey İVANAVİÇ’in tek umudunu rulete bağlaması.
2.KİTABIN ÖZETİ :
Aleksey İVANAVİÇ,25 yaşında özel öğretmendir.Açık sözlü,yaptığı işlerde kendine güvenen,kumara olan tutkusunu yenmeye çalışan birisidir.Çar ordusundan emekli bir generalin akrabasıdır. Aleksey İVANAVİÇ,General’in üvey kızı olan Polina’ya aşıktır.
Antonida Vasilyevna TARASYEVİÇEVA,Generalin halasıdır.Büyükanne diye anılır.Çok zengindir.Beş parasız olan General onun ölmesini beklemektedir.Çünkü büyükanne Rusya’da ölüm döşşeğindedir.General,Çar ordusundan ayrılıken aldığı yediyüz rubleyi rulette kaybetmiştir.Olay Almanya’da bir kaplıca kenti olan Ruletenburg’ta geçmektedir.
General,zengin bir Fransız soylusu olan Mlle. Blanche ile evlenmek istemektedir.Mlle. Blanche,göründüğü gibi zengin bir Fransız soylusu değildir.General’le büyükanneden gelecek miras için evlenmek istemektedir.Ama herşey beklenildiği gibi olmaz.Büyükanne iyileşir ve doktorun tavsiyesi üzerine Ruletenburg’e,Generalin yanına gelir.Ayrıca Generalin Büyükannenin ölümüyle ilgili olarak Rusya’ya çektiği tegraflardan haberi vardır.
Büyükanne, Ruletenburg’e gelir gelmez rulet masasının başına geçer.Generale yaptıklarından dolayı çok kızgındır.Birkaç gün içinde parasının büyük bir bölümünü kumarda kaybeder.Generalin mirası alamayacağını anlayan Mlle. Blanche Ruletenburg’tan ayrılır.Mlle. Blanche ile birlikte bir Fransız markisi olan Degrieux’ta ayrılır. Degrieux da Polina’ya aşıktır.Polina’yı kendine bağlamak için Generale borç verdiği paranın büyük kısmını geri almaz.
Parasız kalan büyükanne ,bir İngiliz genci olan Astley’den borç ister.Astley de Polina’yı sevmektedir. Astley,Polina’ya kendisiyle birlikte gelmeyi önerir.Polina onun bu teklifine şiddetle karşı çıkar.
Aleksey İVANAVİÇ ,kumar tutkusunu yenmek istemektedir ama Polina’nın borçlarını ödemek için onun adına oynamaktadır.Tüm yaşanan kötü olaylardan sonra Polina da Aleksey İVANAVİÇ’eolan sevgisini belli eder.
3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Kumar insana zengin hayat tecrübesi kazandırırken biryandanda korkunç acılar çekmesini sağlar.Rulet iptilasından kaynaklanan acılardır bunlar.Kumar hayatında,umutsuzluklar,tutkular,sevinçler,zaaflar,nefretler,zaferlerkısaca herşey ölçüsüz boyutlardadır.
4.ROMANDAKİ KARAKTERLER :
Aleksey İVANAVİÇ :25 yaşında özel öğretmen.Generalin akrabası. Açık sözlü,yaptığı işlerde kendine güvenen,kumara olan tutkusunu yenmeye çalışan birisi. General’in üvey kızı olan Polina’ya aşık.
General :Çar ordusundan albaylık rütbesiyle emekli olmuş birisi.Kumara olan tutkusu yüzünden beş parasız kalmıştır.
Polina :Generalin üvey kızı. Aleksey İVANAVİÇ’I sevmektedir ama bu sevgisini saklamöaktadır.Akıllı ve ağır başlı bir kızdır.Siyah gözleri ince uzun saçları vardır.
Antonida Vasilyevna TARASYEVİÇEVA : Generalin halasıdır. Tehlikeli bir hastalık geçirmiştir.Çok zengindir.
Mlle.Blanche :Tanınmış bir Fransız ailesindendir.25yaşlarında çok güzel bir bayandır. Uzun boylu,geniş omuzludur.Esmer cildi ve siyah gözleri vardır.Kunaz,kuşkulu ve kustah bir kadındır.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
Kumar insana maddi dünya özgürlüğünün en yücesini verir. Kumar hayatında,umutsuzluklar,tutkular,sevinçler,zaaflar,nefretler,zaferler kısaca herşey ölçüsüz boyutlardadır.Dostoyevski’nin bizzat kendi yaşadığı bu tutkuları ‘Kumarbaz’da ustaca bir üslüpla dile getirmesi romana ayrı bir güzellik katmış.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :
Yazdığı ilk romanın adı ‘İnsancıklar’dır.İkinci romanı Beyaz Geceler ile ünlenir. Yazdığı diğer romanları :’Suç ve Ceza’, ‘Budala’, ‘Cinler’, Kumarbaz’ . Karamazov Kardeşler adlı romanıyla sanatının zirvesine çıkar.Dostoyevski 10 şubat 1881′de ölür.
HAZIRLAYANIN ADI SOYADI : Ünsal SARGIN
NUTUK KİTABININ ÖZETİ
Yazan: Messy 27 Ocak 2009 Salı
Kategori: 100 Temel eser özet
KİTABIN ADI : NUTUK
Nutuk yeni Türkiye devletinin yazılan ilk tarihidir. Yazarı Mustafa Kemal Atatürk’tür. Yaptığı tarihi gelecekteki Türk insanına tanıtabilmek amacıyla bu kitabı kaleme almıştır.
Nutuk: Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet Halk Partisinin 15-20 Ekim tarihleri arasında Ankara da toplanan İkinci Kongresinde okunmuştur. Konuşma otuz altı buçuk saat sürmüştür.
Nutuk 1919′dan başlayarak 1927 ye kadar olan tarih dilimini incelemektedir. Bu dönem üç bölümde ele alınmıştır.
1. Kuva-i Milliye (Ulusal güçler) Dönemi
Nutukta yeni Türkiye Devletinin kuruluşu anlatılmaktadır. Yeni Türk devletinin kurulmasındaki maksat da şu şekilde açıklanmıştır: Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu da tam bağımsız olmakla sağlanabilir. “Ne kadar zengin olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan ileriye gidemez.” demiştir ve Mustafa Kemal Atatürk şu sözleri söylemiştir “Türkün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksektir. Böyle bir ulus tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.” Diyerek kurtuluş isteyenlerin parolasının “Ya bağımsızlık ya ölüm olduğunu ” söylemiştir.
Burada devlet kurmanın zorlukları görülmektedir. Atatürk Samsun’a çıktığı anda ülkenin genel durumu; Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu topluluk savaşta yenilmiş Osmanlı Ordusu zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes imzalanmış, ulus yorgun ve bitkin bir durumda, ulusu ve ülkeyi savaşa sürükleyenler yurttan kaçmış, padişah ve halife soysuzlaşmış, kendini ve tahtını koruyacak alçakça önlemler araştırmakta, hükümet yüzsüz, onursuz, korkak, ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta, yurdun dört bir yanındaki topluluklar devletin bir an önce çökmesine çaba harcıyorlardı. Bu şekilde açıkladıktan sonra ulus egemenliğine dayanan kayıtsız şartsız yeni bir devleti kurmak için izlediği politikayı, karşılaştığı güçlükleri bunalımları ve çatışmaları anlatmaktadır. Bu haliyle Nutuk, sömürgeci devletlerin altında yaşayan uluslara kurtuluş yolunu gösteren bir yapıt özelliği taşımaktadır.
2. Türkiye Büyük Millet Meclisi Dönemi:
Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920′de açılmış ve o günden sonra tüm askeri ve sivil makamların ulusun başvuracağı en yüce katın Meclis olacağını halkına bildirmiş ve Meclis, Mustafa Kemal Atatürk’ün açık ve gizli oturumlardaki bir iki gün süren açıklamaları ve konuşmalarından sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı seçmiştir.
3. Cumhuriyet Dönemi :
Atatürk, İsmet Paşa ile birlikte bir yasa tasarısı hazırladı. Bu tasarıdaki 20 Ocak 1921 tarihli anayasanın devlet biçimini saptar maddelerini değiştirerek birinci maddenin sonuna “Türkiye Devletinin Hükümet biçimi Cumhuriyettir” cümlesini ekleyerek maddeyi değiştirmiştir ve yapılan Meclis toplantısında Anayasanın Değiştirilmesi ile ilgili maddenin görüşülmesi kabul edildi. Toplantı sonunda yasa birçok milletvekilinin “Yaşasın Cumhuriyet” söylemleri ile kabul edildi ve böylece 29 Ekim 1923′te Cumhuriyet ilan edilmiş oldu. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine geçildi. Oylamada Mustafa Kemal Atatürk toplantıya katılan yüz elli sekiz kişinin tümünün oylarını alarak Cumhurbaşkanı seçildi.
Nutuk sömürge ulusların bağımsızlıklarını kazanmaya yardımcı olacak bir program niteliğindedir. Bu eser okunduğunda Türk kurtuluş savaşının bir askeri savaş olduğu kadar bir düşünce savaşı da olduğu görülmektedir.
Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk’ün halkına verdiği bir hesap pusulasıdır. Çünkü ulusal kurtuluş savaşı boyunca o halkıyla birlikte olmuştu ve halkına “Hayat demek savaş ve çarpışma demektir. Hayatta başarı yüzde yüz savaşta, başarı kazanmakla elde edilebilir. Bu da manevi ve maddi güce dayanır. İnsanların uğraştığı tüm sorunlar, karşılaştığı tüm tehlikeler, elde ettiği başarılar toplumca yapılan genel savaşın dalgaları içinde doğar.” Sözlerini söylemiş ve halkından can istemiş, halk seve seve vermiş, mal istemiş, halk seve seve vermiştir. Bunlar nerede, nasıl, niçin, harcanmış ? Nutuk halkın kafasındaki bu sorulara da açıklık getirmiştir.
Türk halkından alınan canın ve malın ülkenin işgalinden, ulusun kölelikten kurtularak onurlu, bağımsız, çağdaş bir devlet ve toplum olarak yaşaması için harcandığını belgeleriyle açıklamaktadır. Atatürk bu eserinde, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun bağımsızlığını nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalışmış ve Türk gençliğine bıraktığı kutsal armağanı şu sözlerle noktalamıştır;” Bu uzun ve ayrıntılı sözlerim tarihe mal olmuş bir devrin öyküsüdür, burada ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtmiş isem kendimi mutlu sayacağım” demiş. Nutuk, yeni Türkiye devletinin nasıl kurulduğunu merak eden tüm insanlarımızın okuması gereken bir başucu eseridir. Bundan dolayı siyasi yaşantımızda olduğu kadar, devlet felsefesinde de kullandığımız en baş eserdir.
GAZAP ÜZÜMLERİ
Yazan: Messy 23 Ocak 2009 Cuma
Kategori: Kitap Özetleri
JOHN STEINBECK
GAZAP ÜZÜMLERİ
Birini öldürdüğünden on yedi yıl hapse mahkum edilen,fakat dört sene sonra şartlı olarak serbest bırakılan Tom Joad,toz fırtınalarının çıplak hale getirdiği yollardan geçerek bir kamyon sırtında evine dönmektedir.Tom,daha sonra,tarlalar arasında yürürken ,yoldan geçen bir kamyonun tekerleklerinin fırlatıp attığı bir kaplumbağa görür. Kabuğuna yulaf ve arpa tohumları gömülmüş bu kaplumbağa, tekrar ayakları üzerine gelmeye çalışırken,bu tohumlardan bazılarını yere bırakır.Tom,kaplumbağayı cebine koyar.Hayvanın kabuğunda şimdi, başka bir yerde toprağa bırakılacak tohumlar vardır.Mücadele ve yeniden doğuşun bu simgesi,Tom’un gelişini-kendisini on sene önce vaftiz eden-Jim Casy ile buluşmasıyla bağlar. Jim dini inanışlarını kaybettiğini itiraf eder.Fakat insanlara yardım etmek için kendisine yeni bir yol bulacağını da kesinlikle söyler.
İkisi,beraberce hayat kalmamış,terk edilmiş Joad çiftliğine giderler. Diğer ortakçı çiftçiler gibi Joad’lar da kurumuş topraklarından ürün alamadıklarından ötürü,toprak ağasına borçlarını ödeyememiş ve bu yüzden çiftlikten atılmışlardır.Ekonomik güçlükler yüzünden pamuk yetiştirmeye mecbur kalan ortakçı çiftçiler,değişik ürün yetiştiremediklerinden, istemeyerek de olsa,bile bile toprağı yozlaştırmışlardır.Şimdi toprak sahipleri,iki ülkenin doğusundaki para babaları kendilerini sıkıştırmaktadırlar.Ürünü ortakçılarla paylaşmak istemezler.Ortakçıları topraktan atarak ve tek bir traktör kullanarak,sadece bir kişiye ücret ödeyecekler ve bütün ürünü kendilerine alacaklardır.Böylece ortakçılar evlerinden atılmalı; toprak,son parasına kurtulduktan sonra,bankacıları tatmin etmek için de satılmalıdır.Ne yapacağını bilemeyen,kızgınlık ve çaresizlik içinde bunalan ortakçı çiftçiler de,kimler olduklarını dahi bilmedikleri düşmanlarına karşı ümitsiz bir mücadele içindedirler.
Tom ve Jim,civardaki amcalarının yanında kalan ve ellerindeki beş on kuruşla,iş imkanlarının fazla olduğu söylenen California’ya gitmek üzere hazırlanan Joad ailesini bulurlar.Aile Jim Casyi’ de davet eder ve on üç kişi,kırık dökük,gıcırtılı bir kamyonla yola çıkarlar.Bu kamyonu alabilmek için Joad’lar tarım aletlerinden başka,hemen hemen bütün kişisel eşyalarını da satmışlardır.Kendilerine her zaman lazım olacak eşyalarını satarak elde ettikleri 200 doların hemen hemen yarısı,kamyonu satın almak için elden çıkarılır.Son dakikada büyükbaba gitmek istemez.Fakat aile,yaşlı adamı zorla sürükler,kamyona bindirir ve Joad ailesi Batıya doğru yola çıkar.
66 numaralı karayolu üzerinde giden kamyon,eyalet sınırına doğru yol almaktadır.Tom, sınırı geçtiği zaman hapishaneden tahliye edilmesinin şartını çiğnemiş olacağını bilir;fakat ailenin kendisine ihtiyacı olduğunu da bildiğinden onlarla kalmayı tercih eder.Eyalet sınırına varmadan,büyükbaba kalp krizi geçirerek ölür.Gömme işlemini normal yoldan yapmak için paraları olmadığından,Joad’lar büyükbabayı yol kenarında kazdıkları bir çukura gömerler.Dini ayini Casy yapar.Köhne bir otomobille aynı yolda giden Wilson adındaki iyi bir karı koca da Joad kervanına katılır. Yolda, benzin istasyonlarında ve yol kenarlarındaki hamburgercilerde herkes,insan dolu bu kamyonu hayretle süzer.Zaman zaman,şefkat hisleriyle hareket eden garson kızlar,onlara ucuz ekmek verir,kurabiye getirir.Fakat Batıya doğru yollarına devam ettikçe,halk,onları kuşku ve düşmanca tavırlarla karşılar.
Texas eyaletinde Wilson’ların otomobili bozulur.Baba Joad ve Tom, Anne Joad’a zaman yitirmemek için kamyonla yola devam etmelerini söylerler.Ailenin parçalanacağından endişe eden Anne Joad, ailenin parçalanmasına izin vermeyeceğini belirterek karşı gelir ve bunu söylerken elindeki krikoyu sallar.Kadın,Wilson’ların otomobili onarılıncaya kadar biraz ilerdeki bir kamp yerinde beklemeye razı olur.Artık buradan itibaren,zaman zaman ailenin azmini kıracak olaylara rağmen,kadının sarsılmaz inancı ailenin cesaretini ayakta tutar.Texas’tan ayrılmadan önce,California’dan dönen bir göçebe işçi,el ilanlarının halkı nasıl yanılttığını anlatır.Sözgelimi bir işyerinin sahibi 800 işçiye ihtiyacı olduğunu ilan eder.5000 kişi müracaat eder.Böylece karınları en fazla aç olan işçilerin en az para ile çalışacaklarından emin olan patron ücretleri azaltabildiği kadar azaltır.
Joad’lar,yollarına devam eder,New Mexico ve Arizona eyaletleri üzerinden California çölü sınırına ulaşırlar.Orada,Okie kelimesini ilk kez işitirler.Bu,Oklahoma göçebe işçilerine hakaret olarak kullanılan ve fazlalık.gereksiz varlık anlamına gelen bir kelimedir.Çöle girmeden biraz önce, nehrin kenarında,Noah aileyi terk eder.Gece konaklamak için dururlar. Şerifler onları tutuklamakla tehdit eder ve zararlı yaratıklarmış gibi davranırlar.Anne Joad bir şerifin muamelesine sinirlenir ve elindeki tava ile üzerine yürür.
Tom,Anne Joad ile şakalaşır ve ondan sonra da Noah’ın ayrıldığını söyler.Zaten büyükannenin,kendini bilemeyecek derecede aklını kaybetmesine ve kuvvetten düşmesine ve de Bayan Wilson’un hastalığına üzülen Anne Joad’ı,Noah’ın ayrılması daha çok sarsar.Bayan Wilson’un hastalığı yüzünden Wilson’lar yolculuğa devam edemeselerde Anne Joad,ailesini yine de kamyona bindirir ve yola koyulurlar.
Çölün öteki ucuna yaklaşırken,verimli topraklarıyla California vadisi önlerine açılır.Hepsi hayret,heyecan ve coşkunluk içindedirler.Fakat bu sırada,Anne Joad,geceleyin çölü geçtikleri sırada büyükannenin öldüğünü söyler.Gecikmelerinden korktuğu için sesini çıkartmamış,bütün gece ölü kadının yanında yatmıştır.Kamyonun bir köşesinde Connie ve Rose Sharon aşk yaparlar.Her şeye rağmen artık California’dadırlar.
Hooverville kampında Joad’lar bir çadır kurar ve Anne Joad ailenin işlerini düzene koymak için harekete geçer.Fakat iş yoktur.John Amca kendisini içkiye verir.Connie de gebe karısını terk eder.Şeriflerden biri, hepsine gözdağı verir ve bir kadına da ateş eder.Tom onun elindeki silahı alır ve tekmeleyerek bayıltır.Serbest bırakılma şartını ihlal eden Tom’un yeniden hapsedilmesini önlemek için Casy bütün suçu yüklenir ve polise gider.Amerikan Lejyonerlerinin kampı yakacakları öğrenilince,kamptan ayrılmaya karar verirler.Joad’lar kamptan ayrıldıkları sırada Tom,polislerin güneye gitmeleri için verdikleri emri dinlemez,kamyonu kuzeye sürer. Anne Joad,onu yatıştırır,onurlarından fedakarlık etmeyeceklerini ve halkın kendileri olduğunu söyleyerek,onları yollarından hiçbir şeyin geri çeviremeyeceğini belirtir.
Weedpatch denen bir hükümet kampında işler daha iyi gider. Kendilerine insan muamelesi yapılan ve saldırgan şeriflerden korunan göçebe işçiler burada bir kooperatif kurmuşlar ve çocukları okuma-yazma öğrenmiştir.İnsancıl,fakat her taraftan kuşatılmış bir işveren Tom’a iş verir ve kabadayıların,cumartesi gecesi yapılacak danslı eğlence sırasında zorluk çıkarmamaları için kendisini uyarır;kampta kalanlar,herhangi bir olay sırasında nasıl hareket edeceklerini planlarlar.Dans sırasında kabadayılar içeri girerken,silahlı şerifler kamp dışında isyan işaretinin verilmesini beklerler;çünkü kanun,onların ancak o zaman girebilmelerine izin vermektedir.İsyan işareti verilmez.Tom ve diğerleri olay çıkarmak isteyen kabadayıları,kaldırıp kaldırıp kampı çevreleyen çitin öte yanına fırlatmışlardır.Dans olaysız devam eder.
Aradan bir ay geçmesine rağmen Joad ailesinde,Tom dışında hiç kimse çalışmamıştır. Tom’un çalıştığı gün sayısı da sadece beştir.Anne Joad hiç olmazsa Baba Joad’ın yaşama şevk ve arzusunu kaybetmemesi için başka tarafa gitmelerinde ısrar eder.Kadın her şeyden önce aile bireyleri arasında en fazla sevdiği Tom’un,diğerlerine örnek olacak şekilde korunmasını ister.Joad’lar kuzeye hareket eder ve bir şeftali fidanlığının sahibi onlara iş verir. Adam her üç kova sağlam,lekelenmemiş şeftali için beş sent ödeyecektir.Bütün aile güneş batana kadar çalışır,fakat sadece bir dolar kazanırlar.İşin kötüsü çevredeki lokantaların fiyatları öylesine yüksektir ki bir dolarla doğru dürüst bir yemek bile yiyemeyeceklerini görürler.
Tom o gece gizlice kamptan çıkar.Kamp dışındaki silahlı bekçiler, kamptaki meyve toplayıcılarını dış tahrikçilerden koruduklarını söylerler. Tarlalar arasındaki bir çadırda Tom,Jim Casy’i görür.Casy,şimdi liderdir. Çiftlik ve bahçe sahiplerinin işçi ücretlerini indirmek için kullandıkları yolları engellemeye çalışan bir grev düzenleyicisidir.Tom ve Jim konuşurlarken,yakınlarda sesler işitirler ve birdenbire yüzlerine ışık tutulur.İki kişi Casy’nin üzerine atlar.Bir tanesi elindeki kazma sapını Casy’nin kafasına indirir.Tom,adamın elindeki sopayı alır ve kafasına vurur.Olay yerinden kaçan Tom,kimseye görünmeden Joad ailesinin kaldığı çaldığı çadıra girer.Olup bitenleri aile bireylerine anlatır ve ayrılması gerektiğinde ısrar eder.Joad Anne ve doğurmak üzere olan Rose Sharon;kalması için Tom’a yalvarırlar. Tom sonunda kalmaya razı olur.
Çalıştıkları yerde ücret iyice düşürülmüş,üç kova şeftali için verilecek para iki buçuk sente indirilmiştir.genç Winfield açlıktan bayılır ve polisler de Tom’un üzerini ararlar.Çılgına dönen Joad’lar,Tom’u iki yatak şiltesi arasında gizleyerek kamptan ayrılırlar.Aile kuzeye doğru devam eder.Bir pamuk kampına vardıklarında kendilerine bir tren vagonunda kalmaları söylenir.Yüzü hala şişkin olan Tom,bir su yatağında saklanır.Bir çocuk kavgası sırasında,Ruthie bir çocuğa ağabeyinin bir şerifi öldürdüğünü gururla anlatır.Bunu duyan Anne Joad,Tom’a kaçmasını söyler.Tom,Anne Joad’a Jim Cay’nin görevini devam ettireceğini belirtir. Endişe içindeki Anne Joad,Tom’u kaçması konusunda ikna eder ve biraz da para verir.Tom işlerini yoluna koyduktan sonra parayı ödeyeceğine dair söz verir ve kaçar.
Baba Joad ise,ailesinin yönetiminin elinden kaçtığını hisseder.Daha da kötüsü Baba Joad aileyi yönetmek de istemez.Joad’lar kısa bir süre daha pamuk toplamaya devam ederler. Sağanak halinde yağan mevsim yağmuru bu işe son verir.İşçiler arasında hastalık baş gösterir.Onur ve gururun yerini hırsızlık ve dilencilik alır.Yerli Californialılar göçebe işçilere eskisinden de çok düşmanlık beslerler;polisin Okie’leri dövmesini ve eyaletten sürmesini isterler.Baskı altındaki bu göçebe işçilerin hissettikleri gazap onları bir arada tutar.
Hayatın ve ölümün karşıt noktası,kaplumbağa ve tohumun imajını yansıtır.Yağan sağanak yağmurlar suların yükselmesine neden olur. Erkekler yükselen suları önlemek için setler kazarken,Rose Sharon vagonda çocuğunu doğurur.Bebek ölü doğmuştur.Taşan sular vagona doğru yükselirken Baba ve Anne Joad ,Rose Sharon’u kuru bir samanlığa götürürler. Orada yaşlı bir çiftçinin açlıktan ölmek üzere olduğunu görürler.Bu adamın yanına yatan Rose Sharon süt dolu göğüslerini hastaya uzatarak ona meme vermeye çalışır.Onu ölümden kurtarır.
ESER HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM
Gazap Üzümleri çok sürükleyici,aynı zamanda çok akıcı bir roman. Kitap okuyucuyu içine alıyor ve kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.Belki sırf bu yüzden kitabı,uzunluğuna rağmen,üç günde bitirdim.Kitabı çok beğendim ve herkese tavsiye ederim.


