FECRİATİ Şiir Ünite Değerlendirme Soruları
Yazan: edebiyat 02 Mart 2009 Pazartesi
Kategori: Edebiyat 11
3.Ünite Ölçme ve Değerlendirme Çalışmaları
1.Aşağıdaki cümlelerin karşısına yargılar Doğru ise (D) Yanlış ise (Y) yazınız.?
| Servetifünun sanatçıları karamsar ve bezgin bir ruh haline sahiptir. | D |
| Cenap Şahabettin düz yazı türünde eser vermemiştir. | Y |
| Mehmet Rauf, ilk psikolojik roman olan Eylül’ü yazmıştır | D |
2.Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun kelimeleri yazınız.?
- Şermin, ..Tevfik Fikret’in.. çocuk şiirlerini topladığı kitabının adıdır.
- Servetifunun şiirinde ..resim.. sanatının etkisi çok büyüktür.
3.Aşağıdaki eser ve yazar eşleştirmesini yapınız.?
| Halit Ziya UŞAKLIGİL | Bir Ölüm Defteri |
| Cenap Şahabettin | Hac Yolunda |
| Tevfik Fikret | Tarih-i Kadim |
4.
a) Beş Hececiler
b) Tanzimatçılar
c) Yedi Meşaleciler
d) Serveti Finuncular
e) Milli Edebiyatçılar
5.
a) Kafiye ve şekilden çok ses benzerliğine önem verme
b) Konu birliğine ve bütün ğüzelliğine önem verme
c) Nazmı nesre yaklaştırma
d) Konuyla vezin arasında bir ahenk ilgisi arama
e) Herkesin anlayabileceği bir dil kullanma
6.
a) I
b) II
c) III
d) IV
e) V
7.
a) Batı edebiyatında alınan nazım şekillerinin kullanılması
b) Şiirlerin hece ölçüsüyle yazılması
c) Sanat sanat içindir anlayışının benimsenmesi
d) Batı edebiyatındaki romanlarala yarışabilecek ilk roman örneklerinin verilmesi
e) Dilin son derece ağır olması
Fecriati Dönemi ve Fecriati dönemi hakkında geniş bilgi
Makale Özellikleri
Yazan: mahmut 10 Aralık 2008 Çarşamba
Kategori: Edebiyat 10, Edebiyat 11
Bir gerçeği açıklamak, bir konuda görüş ve düşünceler öne sürmek ya da bir tezi savunmak, desteklemek için yazılan yazılara makale denir .Yani makaleler, Herhangi bir konuda bilgi vermek, bir fikir veya bir konuya açıklık getirmek, yeni bir görüş ve düşünceyi ileri sürmek, ele alınan konu üzerinde yapılan inceleme ve araştırma sonuçlarına göre deliller göstererek, bu yeni görüş ve düşünceleri desteklemek ve ispatlamak gayesi ile yazılan ilmî gazete ve dergi yazılarıdır
Bilim, , bilimsel araştırmaların gelişmesine paralel olarak ortaya çıkmış ; gazete ve dergiler de güç kazanıp gelişmiştir.
Makaleleri “gazete makaleleri” ve “dergi makaleleri” olmak üzere iki kısımda değerlendirilmektedir. Gazete makalelerinin konusunu sosyal, siyası ve toplumsal sorunlar gibi günlük olaylar oluşturduğu için uzmanlık aranmaz konu ile ilgili bilgisi olan herkes yazabilir. Sade akıcı. Samimi bir dil kullanıldığı için fıkra türüne yakındır ,
Dergi makalelerinin konusunu akademik konular oluşturur. Uzmanlık gerektirir Ancak o konunun uzmanı olan kişiler yazar daha bilimsel ve alanın gerektirdiği terimlerle yüklü ağırbaşlı bir anlatımı vardır. Bu makaleleri , “genel makaleler” ve “bilimsel makaleler” şeklinde gruplama yapanlar da vardır.
Gazetelerin çoğunlukla ilk sayfasında yer alan ve o gazetenin genel fikrî yapısını temsil eden yazılara başmakale, bu yazıyı yazan kişiye de başyazar denir.
Özellikleri
* Amaç bilgi ve fikirleri başkalarına açıklamak olduğu için ağırbaşlı, ciddi , kolay anlaşılır, yalın, pürüzsüz bir dil kullanılır.
*Öne sürülen düşünce ve tez nesnel bir nitelikle ele alınıp birtakım bilgi, belge ve araştırma verilerinden yararlanılarak kanıtlanır.
*Söz oyunlarına baş vurulmaz, süslü anlatımdan uzak durulur.düşünceler doğrudan aktarılır.
* Sosyal, edebî, sağlık, din, teknik vs. olmak üzere her türlü konuda makale yazılabilir
* Öğretici bilgilendirici fikir yazısı olduğu için daha çok açıklayıcı anlatım biçimi kullanılır.
* Gazete ve dergilerde yayımlanır.
Makalede Plan :
Her yazıda olduğu gibi makalelerin de belli bir plan dâhilinde yazılması gerekir. Doğru planlanmamış bir makale yanlış sonuçlara ulaşacaktır. Kaynaklarda klasik makale planı; giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.
Giriş Bölümü : Öne sürülecek sav, görüş ya da düşünce yazının girişinde sergilenir. Makalenin en kısa bölümüdür. Makalenin geneline göre bir iki, pragrafı geçmez. İyi bir giriş makalenin oluşmasını sağlayabilir. Giriş bölümünde, yazıdaki fikir gelişiminin hangi yönde olacağı saptanır. Okuyucu bilgi ve fikir atmosferine yavaş yavaş sokulur.
Genellikle okuyucu ilk bakışta bu bölümü okur; sararsa, ilgisini çekerse yazıyı sonuna değin okumaya karar verir. Bu yönden makalelerde girişin çok ustaca ve özenle biçimlendirilmesi gerekir. Bu bölümde konu hiçbir ayrıntıya girmeden ortaya konulur.. Bunun aşırı dolaylamalara kaçılmadan yapılması gerekir. Neyin üzerinde durulacağı, ne hakkında söz söyleneceği bir iki parağraf içinde ortaya konulmalıdır
Gelişme bölümü: Gelişme bölümünde, giriş bölümünde dile getirilen konu açıklanır, makalenin yazış amacı ve bu amaca yönelik bilgi, belge ortaya konularak tez savunulur, antitezler çürütülür. Konu ile ilgili bilgi ve belgelerin ele alınıp işlendiği, konunun genişletildiği ve ortaya konmak istenen fikrin doğruluğuna deliller gösterildiği bölüm, gelişme bölümünü oluşturur (Korkmaz 1995:220). Gelişme bölümü, derlenen, ortaya atılan fikirlerin çeşitli yönlerden genişletilmesi, desteklenmesiyle meydana gelir. Bütün fikir yazılarında olduğu gibi makalede de gelişme bölümünde açıklanacak fikirlerin derli toplu olması lazımdır. Dile getirilen fikirlerin inandırıcı, iddiacı kesin bir karaktere sahip olması için onları uygun yollarla açıklamak, desteklemek ve yerine göre de ispatlamak gerekir.
Gelişme bölümü makale yazarının inandırıcı olabilmek için tüm gücünü ortaya koyduğu alandır Bu bölümde ileri sürülen görüşlerin doğruluğunu ispatlamak için kanıtlar gösterilir, karşılaştırmalar yapılır, sayılar ve örnekler verilir. Öne sürülen sav, görüş ya da düşüncenin açımlanması, kanıtlanması bölümü makalenin gövdesini oluşturur. Yazar bu bölümde düşüncelerini açacak, geliştirecek, boyutlandıracaktır. Bunun için de tanımlama, karşılaştırma, örneklendirme, tanıklama, nesnel verilerden yararlanma gibi yollara sık sık başvuracaktır. Böylece okuyucuyu söylediklerinin doğruluğuna ve geçerliğine inandırmış olacaktır
Sonuç Bölümü : Sonuç bölümü; bir bakıma özetleme bölümü sayılabilir. Başta ileri sürülen, sonra açıklanan görüş, sonuç bölümünde -genellikle- bir paragrafta yinelenir. Ama asıl işlev burada yazının etkisinin doruğa ulaştırılmasıdır Ele alınıp işlenen, geliştirilen konunun hükme varıldığı ve o konunun ana fikrini oluşturan kısım sonuç bölümüdür. Bu bölümde yazar söylediklerinin tümünü belli bir sonuca ulaştıracak biçimde bir iki cümle ile sonucu vurgular.
Genellikle makale yazarları seçtikleri konu üzerinde söylediklerini bu bölümde bir yargıya dönüştürerek derleyip toparlarlar. Ancak bu bölüm her zaman için gerekli olmayabilir, yazar söylediklerini makalenin gelişme bölümünde iyice aydınlığa kavuşturmuşsa, konuyu dağıtmamışsa, yazısını, ayrıca özetlemeyi amaçlayan bir sonuca bağlamayabilir
Makalenin etkili olabilmesinde sadece bu planı uygulamak yeterli değildir. Makaleye işlenen fikre uygun bir başlık atmak gerekir. “Makalelere genellikle kısa ve çarpıcı başlıklar konması gerekir. Makalede okuyucunun asıl ilgisini çeken şey, makalenin başlangıç ve sonuç kısımlarıdır Bunun için bu kısımlara anlamlı bir fıkra, çarpıcı bir diyalog veya bir hatıranın yerleştirilmesi makalenin etkili olmasını sağlar.
Makale yazmak uzun bir araştırma ve bilgi toplama aşaması gerektirir. Bu yüzden süre olarak sabır ister. Yazmaya başlamadan önce, makale yazılacak konu ile ilgili olarak geniş bir araştırma yapmak, tüm kaynakları taramak, bilgi fişleri oluşturmak gerekir.
Batıda çok eski örnekleri bulunan bu tür bizde ilk örneklerini Tanzimat döneminde vermiştir. Şinasi’nin Agah Efendi ile birlikte çıkardığı ilk özel gazete “Tercüman-i Ahval’in ilk sayısında yayınlanan “ Mukaddime “ ( ön söz ) başlıklı yazı bizde ilk makale olarak kabul edilir. Ancak bu makale bugünkü anlamda çağdaş makalenin tüm özelliklerine sahip değildir.
Gerek Tanzimat döneminde, gerekse Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati döneminde yazılan makaleler, eleştiri- polemik karışımı ürünler olduğundan gerçek anlamda makale türünden uzaktırlar. Bu tür bizde ancak cumhuriyet döneminde çağdaş bir kimlik kazanmıştır bu gün bir çok yazar ve bilim adamı çeşitli konularda ve çeşitli dergi ve gazetelere bu türde yazılar yazmaktadır
Bu alanda ilk ünlülerimiz ise Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat, Hüseyin Cahit, Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Peyami Safa, Falih Rıfkı Atay, Halit Fahri Ozansoy, Yaşar Nabi’dir.
Sohbet ile Makale Arasındaki Farklar :
sohbet ile makale arasındaki farkları üç madde etrafında toplamaktadır:
1 – Makalenin konuyu derinlemesine incelemesine karşılık, sohbetlerde konu yüzeyden incelenir.
2 – Makalelerde işlenen fikir savunularak ispatlanır. Sohbetlerde ise, ispat gayesi yoktur.
3 - Makalelerde daha ciddi ve sağlam ilim dili kullanıldığı halde, sohbetlerde samimi bir konuşma dili kullanılır.
Makale ile Fıkra Arasındaki Farklar:
1 – Makale yazarı ele aldığı fikirleri bilimsel bir yaklaşımla incelerken fıkra yazarı yazarı kişisel görüşle ele alıp inceler.
2 – Makalede yazar fikirlerini kanıtlamak zorundadır. Bunun için sağlam güçlü kanıtlar göstermesi gerekir. 3 – Fıkrada ise böyle bir zorunluluk yoktur. Fıkra yazarı isterse ispatlama yoluna gider isterse gitmez, her türlü örneği kul1anabilir.
4 – Makale bilimsel bir yazı olduğu için resmi ve ciddi bir anlatım kul1anılır. Fıkrada ise samimi, rahat ve içten bir anlatım vardır.
Makale ile Deneme Arasındaki Fark
Denemeci özgürce seçtiği bir konu üzerinde kişisel görüşlerini okurlarıyla dostça paylaşırken okuyucuyu düşündürme amacı taşır. Yazınsal bir dil kullanarak toplumun geneline hitap eder.
Makaleci ise öğretmeyi, bilgilendirmeyi amaçladığı için bilimsel belge, anket ve istatistikler gibi verilerle savını kanıtlama yoluna gider. Bilimsel ve terimsel bir dil kullanarak konuyla doğrudan ilgisi olan sınırlı bir okura seslenir.
Tanzimat Edebiyatının Genel Özellikleri
Yazan: mahmut 04 Aralık 2008 Perşembe
Kategori: Edebiyat 11
Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatı
1860-1876 yillari arasında Tanzimat edebiyatinin birinci dönem temsilcileri Şinasi, Ziya Paşa, Namik Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami ve Ahmet Vefik Paşa’dir.
Bu dönemde sanat toplum içindir görüşü benimsenmiştir. Bu sebeple şiirde söyleyişe değil fikire önem verilmiştir. Dilde sadeleşme fikri savunulmuş ama uygulanamamıştır. Hece vezni ve halk edebiyatı da savunulmuş ama sözde kalmiştir. Divan edebiyatına tümden karşı çıkılmış ve ağır bir dille eleştirilmiştir. Fransız edebiyatı örnek alınarak romantizmden etkilenilmiştir.
Roman, tiyatro, makale gibi batıdan alınan türler ilk defa bu dönemde kullanılmıştır. Noktalama işaretleri de ilk defa bu dönemde kullanilmiştir. Kölelik ve cariyelik, romanlarda sıkça işlenmiştir. Romanlar teknik bakımdan oldukça zayıftır. Yer yer olayların akişi kesilerek okuyucuya bilgiler verilmiştir, uzun uzun tasvirler yapılmış, tesadüflere sıkça yer verilmiştir.
İkinci Dönem Tanzimat Edebiyatı
1876-1896 yılları arasında ikinci dönemin tanınmış temsilcileri Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai ve Nabizade Nazım’dır. İkinci dönem edebiyatçıların sanat anlayışları birincilerden farklıdır. İkinci dönemde sanat sanat içindir anlayışıyla eserler verilmiştir. Bunun sebebi bu devirde idarenin daha baskıcı davranmasıdır.
Bu dönemde batı edebiyatı örnekleri daha başarılı bir şekilde ortaya konmuştur. Dönemin sanatçıları devlet işleriyle, siyasetle, toplum meseleleriyle değil sadece sanatla ilgilenmişlerdir. Birinci dönem sanatçılarının toplumsal sorunlarla ilgilenmelerine karşın bu dönem sanatçıları kişisel konu ve temaları işlemişlerdir. Bu yüzden dilleri daha ağırdır. Dönemin romanlarında realizmin, şiirinde ise romantizmin etkisi vardır.
EDEBİ AKIMLAR
*Klasisizm:Gerçeğe benzerlik en önemli kurallardan biridir.Klasikler,akla ve sağ duyuya önem verirler.Eski Yunan ve Latin edebiyatlarını örnek alırlar.İnsanın değişmeyen duygu ve düşüncelerini işlerler.Biçim kusursuzluğuna önem verirler.Eserlerinde kendi kişiliklerini gizlerler.Kahraman olarak seçkin,olgun,bedensel ve ruhsal sorunları olmayan kişiler seçilir.Çocuklar ve halktan kişilere yer verilmez.Önemli temsilcileri;Corneille,Moliere,Racine,Pascal,Desca rtes.Bizdekiler;Yusuf Kamil Paşa,Şinasi,Ahmet Vefik Paşa
*Romantizm:Klasisizme tepki olarak doğmuştur.Çağdaş edebiyat örnek alınmıştır.Romantik sanatçılar,klasisizmin dil ve edebiyattaki tüm kuralları yıkmışlar,kendilerinide kuralcılıktan kaçınmışlardır.kapalı ve süslü bir anlatım kullanmışlar,şairane anlatımı benimsemişlerdir.Yapıtlarında kendi kişiliklerini gizlememişlerdir.Toplum için sanat anlayışını benimsemişlerdir.Tiyatroda 3birlik kuralını kırıp dram türünü geliştirdiler.Bizdeki temsilcileri;Namık Kemal,Ahmet Mithat,Abdulhak Hamit Tarhan,Recaizade Mahmut Ekrem
*Realizm:Konu gerçek yaşamdan seçilmiştir.Olay ve kişiler,yaşanan olay ve kişilerin kendisi ya da benzerleridir.Gözleme her şeyden çok önem verilmiştir.Ruhsal betimlemeler önemlidir.Sanat sanat içindir ilkesine bağlı kalınmıştır.
*Natüralizm:Determinizm görüşüne uyularak deneysel bilimlere uygulanan deney yöntemimin edebiyatta da uygulanabileceği ileri sürülmüştür.Yazar yapıtlarında kişiliğini gizler,yalnızca olayları gözlemleme,gözlemlerini de yazmakla yetinir.Çevre ve insan betimlemelerine geniş yer verilir.Üslubun öne çıkmasından, okuyucunun dikkatini çekmsesinden yana değildirler.daha çok toplumun aksak ve çürük yanlarını göstermişlerdir.
Türk Edebiyatı’ndaki İlkler
*İlk Türk gazetesi=Takvim-i Vakayi
*Yarı resmi ilk Türk gazetesi=Ceride-i Havadis
*İlk özel gazete=Tercüman-ı Ahval(Şinasi ve Agah Efendi-1860)
*2.özel gazete=Tasvir-i Efkar(1862)
*İlk çeviri roman=Telemak(Fenelon-Fransızcadan Yusuf Kamil Paşa)
*İlk Türk romanı=Taaşuk-ı Talat ve Fitnat – Şemsettin Sami
*İlk edebi roman=İntibah – Namık Kemal
*Batılı tekniklere uygun ilk roman= Aşk-ı Memnu – Halit Ziya Uşaklıgil
*İlk köy romanı=Kara Bibik – Nabizade Nazım
*İlk psikolojik roman=Eylül – Mehmet Rauf
*İlk tarihi roman= Cezmi – Namık Kemal
*İlk realist roman=Araba Sevdası – Recaizade Mahmut Ekrem
*İlk hikaye=Letaif-i Rivayet – Ahmet Mithat Efendi
*Batılı anlamda ilk hikaye=Küçük Şeyler – Sami Paşazade Sezai
*Yazılan ilk yerli tiyatro=Şair Evlenmesi – Şinasi
*Sahnelenen ilk tiyatro=Vatan Yahut Silistre – Namık Kemal
1.Dönem Sanatçıları
NAMIK KEMAL:Vatan şairimizdir.Toplumcu bir sanat çizgisindedir.Vatan,millet,özgürlük kelimelerini ilk kullanan kişidir.Tiyatroları oldukça ses getirmiştir.Tiyatroyu bir eğlence ve halkıbilinçlendirme aracı olarak görmüştür.Romantizm etkisindedir.
Eserleri:
Romanları: İntibah, Cezmi
Oyunları: Vatan yahut Silistre, Zavallı Çocuk, Akif Bey, Gülnihal, Celalettin Harzemşah, Karabela
Eleştirileri: Tahrib-i Harâbât. Takip
ZİYA PAŞA:İlk edebiyat tarihi taslağı sayılan ‘Harabat’ı yazmıştır.Halk şiirinin ve dilinin gerçek edebiyatımız olduğunu belirten ”Şiir ve İnşa” makalesine rağmen böyle davranmamıştır.Biçimce eski,içerikçe yeni olmaya gayret göstermiştir.Terkib-i bent ve terci-i bentleriyle ünlüdür.Birçok dizesi halk arasında atasözü gibi kullanılmıştır.
ESERLERİ
Zafernâme;Harâbat,Tercî-i Bend ve Terkib-i Bend,Eş’âr-ı Ziya,Külliyat-ı Ziya Paşa,Rüya,Veraset Mektupları,Ziya Paşa’nın Şiirleri
AHMET VEFİK PAŞA:Milliyetçilik ve Türkçülük akiminin en önemli isimlerindendir. Tiyatro uyarlamalari ve çevirileri vardir. Bursa’da bir tiyatro yaptırmış, burada tercüme ettiği eserleri sahnelettirmiş, halkı tiyatroya gitme konusunda yönlendirmiştir.Moliere’in hemen hemen bütün eserlerini çevirmiştir. Tarih ve dil alaninda da eserleri vardir. Ebulgazi Bahadir Han’ın Şecere-i Türk’ünü Çağataycadan çevirmiştir.
Lehçe-i Osmanî: sözlük
Atalar Sözü: ata sözleri mecmuası
Hikmet-i Tarih ve Fezleke-i Tarih-i Osmanî adlı, tarihle ilgili eserleri de vardır.
ŞİNASİ:Türk edebiyatında yeniliklerin öncüsüdür. 1860’ta Tercüman-ı Ahval’i (ilk özel gazete), 1862’de Tasvir-i Efkâr’ı çıkardı. İlk makaleyi (Tercüman-ı Ahval mukaddimesi), ilk piyesi (Şair Evlenmesi) o yazdı. Noktalama işaretlerini de ilk defa o kullandı. La Fontaine’den fabllar tercüme etti. Lamartin’den de manzum çevirileri vardır. İlk şiir çevirilerini de o yaptı. Nesirlerinde dili sade; şiirlerine ise ağırdır. Tanzimat Fermanı’nı ilân eden Mustafa Reşit Paşa için yazdığı iki kasidesi ünlüdür. Bu kasidelerdeki övgüleri divan şiirindekinden daha abartılıdır. O, başarılı bir şair ve yazar olmamasına rağmen batı edebiyatından alınan yeni türlerle edebiyatımızın batılılaşmasında en çok onun emeği vardır.
Eserleri: Şair Evlenmesi (Piyes; edebiyatımızdaki ilk tiyatro eseri), Müntehabat-ı Eşar (Şiir), Divan-ı Şinasi (Şiir), Durub-ı Emsal-i Osmaniye (ilk ata sözleri kitabı), Tercüme-i Manzume (çeviri şiirler)
AHMET MİTHAT EFENDİ:Edebiyat, tarih, coğrafya, ziraat, iktisat alanlarında eserler vermiştir. Edebiyat yapmak için değil, okuma zevki aşılamak ve halkı eğitmek gayesiyle yazmıştır.En velût yazarımız odur. Yazı makinesi olarak bilinir. Asıl ilgi alanları, gazetecilik, romancılık ve hikâyeciliktir. Otuz altısı roman olmak üzere iki yüze yakın eseri vardır. Romanları tür bakımından çeşitlilik gösterir: macera, aşk, polisiye, tarih… Dili sadedir, çünkü eser vermekteki amacı halkı eğitmektir. Hatta romanlarında olayın akışını keserek okuyucuya bilgiler de vermiştir.
Eserleri: Romanları: Hasan Mellâh, Hüseyin Fellâh, Felâtun Bey’le Rakım Efendi, Paris’te Bir Türk, Yeniçeriler…
Çıkardığı gazeteler: Bedir, Devir, Tercüman-ı Hakikat
Hikâyeleri: Letaif-i Rivayet
ŞEMSETTİN SAMi:Dil alanındaki eserleri ile tanınır. Kamus-ı Türkî adlı sözlüğü edebiyat ve dil alanında en önemli eserlerdendir. Kamus-ı Arabî ve Kamus-ı Fransevî: Diğer sözcükleri Kamusul-a’lâm: Ansiklopedik sözlük
Sefiller: Hugo’dan çeviri.
Robenson Cruose: çeviri roman
2.DÖNEM SANATÇILARI
RECAİZADE MAHMUT EKREM:Şiir, roman, hikâye, tiyatro, eleştiri, edebî bilgiler türlerinde eserler vermiştir. Şiirlerinde hüznü ve elemi işlemiştir. **ümü hatırlatan tabiat manzaraları, hüzünlü duygular, romantik güzellikler, solgun güller, kitap yaprakları arasında kurutulmuş çiçekler, küçük kuşlar onun şiirlerinin konuları arasındadır. Oğlu Nejad’ın ölümü; işli, üzüntülü şiirler yazmasında etkili olmuştur. Edebiyatta yenileşmeden yanadır. Muallim Naci ile aralarında bu konularda tartışmalar olmuştur.
Eserleri
Nağme-i Seher: Şiir
Yadigâr-ı Şebab: Şiir
Pejmürde: Şiir
Zemzeme: Şiir. Önsüzünde edebiyat hakkındaki düşünceleri ve edebî eleştirileri vardır. (Bu esere Muallim Naci “Demdeme” ile karşılık vermiştir.)
Muhsin Bey: Hikâye
Şemsa: Hikâye
Araba Sevdasi: Roman. Realizmin etkisiyle yazilmiştir ve bati hayranligi yolunda düşülen garip durumları eleştirir.
Çok Bilen Çok Yanılır: Komedi
Afife Anjelik: Tiyatro
Vuslat: Tiyatro
Atala: Tiyatro
Talim-i Edebiyat: Edebî bilgiler içerir
SAMİ PAŞAZADE SEZAİ:Batili tarzda hikâyeleri ve bir romani vardir. Sergüzeşt adli romani realizme dogru atilmiş bir adimdir. Küçük Şeyler adli hikâye kitabi Fransiz realistlerinin sanat anlayişlarina uygundur. Rumuzul-edeb, bazi makale, hikâye ve sohbetlerini içerir. Romantik özellikler taşiyan şiirler de yazmiştir. Şiir isimli bir de piyesi vardir. “İclâl”de, yeğeni İclâl’in ölümü üzerine yazdığı mersiye, bazı nesirleri ve hatıraları vardır.
ABDULHAK HAMİT TARHAN:Edebiyatta batılılaşmanın asıl ihtilâlcisidir. Şair-i Azam olarak bilinir. Kurallara uymayan, batı şiirinde gördüğü her yeniliği Türk şiirine uygulayan, divan şiirini bitiren o olmuştur. Doğu ve batı şiirini işlendikleri yerlere giderek öğrenmiştir. Sanatında romantik etkiler vardır. Zengin bir lirizm bulunan şiirlerinde vezne, kafiyeye, söze, dile pek önem vermemiştir. Taşkınlık ve yücelik, söyleyişteki tezat onun şiirinin önemli özellikleridir. Şiirlerinde ve tiyatrolarında tarihî konular önemli bir yer tutar. Soyut kavramlar, hayat, tabiat, ölüm, insan, onun işlediği konulardır.Yirmiye yakın tiyatrosu vardır. Sahnelenmesi imkânsız tiyatro eserleri yazmıştır. Bu eserlerde insanların yanında ölüler, ruhlar, hayaletler, periler de rol alır. Tiyatroda egzotik, tarihî, millî ve dinî konuları işlemiştir. Bazı oyunlarında Shakespeare’in tesiri görülür. Hepsi de dramdır ve bazıları mensur bazıları da manzumdur. İlk tiyatro eseri Macera-yı Aşk’tır. Tarık, Finten, Eşber, Nesteren, Sardanapal, İlhan, Hakan, Liberte önemli tiyatro eserleridir.
Şiirleri: Sahra, Belde, Makber, **ü, Bunlar O’dur, Hacle, Bâlâdan Bir Ses, Garam…
NABİZADE NAZIM:Romanlarıyla ve hikâyeleriyle realizmin ve natüralizmin temsilcisidir. Karabibik, edebiyatımızda Anadolu konulu ilk hikâyedir. Köy romanı olarak bilinir. Köy hayatı tam bir realizmle yansıtılmıştır. Zehra, ilk psikolojik roman örneğidir. Eserde tasvir ve tahliller geniş yer tutar.
Diğer hikâyeleri: Yadigârlarım, Bir Hatıra, Sevda, Haspa
MUALLİM NACİ:Eski şiirin savunucusu ve temsilcisidir. Eski-yeni konusunda Recaizade ile aralarında tartışmalar olmuştur. Naci göze hitap eden kafiyeyi savunurken, Recaizade kulağa hitap eden kafiyeyi savunmuştur. Tartışma konusu, “abes” ve “muktebes” kelimelerinin -eski yazıda- kafiyeli olup olmadıklarıdır. Batılı şiiri benimsememesine rağmen bu alanda başarılı şiirler yazmıştır.
Şiir kitapları: Ateşpare, Şerare, Füruzan, Sünbüle
Edebî eseri: Istılahat-ı Edebiye
Sözlüğü: Lûgat-ı Naci
1.dönem sanatçıları=ŞAŞANaZ paşa
Ş=Şinasi
A=Ahmet Mithat Efendi
Ş=Şemsettin Sami
A=Ahmet Vefik Paşa
N=Namık Kemal
Z=Ziya Paşa
2.dönem sanatçıları=SARMaN zade
S=Sami Paşazade Sezai
A=Abdülhak Hamit Tarhan
R=Recaizade Mahmut Ekrem
M=Muallim Naci
N=Nabizade Nazım
Sayfa 50-56 Arası Cevaplar (Sergüzeşt Romanı)
Yazan: mahmut 04 Aralık 2008 Perşembe
Kategori: Edebiyat 11
Sayfa 50 Hazırlık Çalışmaları
1- Roman anlatmaya bağlı edebi metinlerin en uzun türüdür. Romanda olay hikayeye göre daha detaylı anlatılır. Tasvirlere daha geniş yer verilir. Diğer edebi türlerde görülmeyecek kadar karakter yer alır. Her roman yazarından dolayısıyla yazarın yaşadığı dönemden izler taşır. Yazıldığı dönemin sorunlarını ele alır. Bu yüzden realist eserler olarak tanımlanabilirler.
2- Eğer bir roman yazacak olsam öncelikle hangi alanlarda uzman olduğumu tespit ederdim. Daha sonra güncel bir konu üzerine sağlam bir plan kurarak romanımı yazardım.
Sayfa 51 Sorular:
1- Soldan sağa; Dilber’in evden kaçması, soğuktan bayılması, yaşlı kadının evinde gözlerini açması, yaşlı kadının dilberi istemeye gitmesi, Mustafa efendi ve eşinin dilberi satmak istemesi, dilberin Mustafa Efendinin evinde geri götürülmesi, Dilberin Asaf Paşa’nın konağına satılması, Dilber’in Mısır’da ki evden kaçıp bindiği gemiden Nil’e atlayarak intihar etmesi.
2- Zengin bir aileden gelen yazar konaklarda yaşadığından buralarda ki yaşamı bilmektedir. Böylesi konaklarda yaşayan insanlarının hayatlarının detaylarını bilmektedir. Bildiklerini de romanına başarıyla yansıtmıştır diyebiliriz. Roman Tanzimat dönemi toplumunun yaşamından canlı kesitler sunmaktadır. Bu bilgiler doğrultusunda yazarın yaşadığı dönemden etkilendiğini ve bunu eserine yansıttığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
3- Bu romanda beni en çok etkileyen bölüm; Dilber’in eve döndükten sonra dayak yemesi ve aç bırakılmasıdır. Bu durum insanın yaşayabileceği en zor durumlardandır.
4- Resim aşağıda:

5- Sergüzeşt romanında mekan:
a. Mustafa Efendi’nin Konağı
b. Yaşlı kadının evi
c. İkinci kez satıldığı ev olan Asaf Paşa Konağı
d. Mısır’da ki konaklar vs.
Romanda zaman kesin olarak bilinmemekle birlikte daha çok, gece gündüz gibi genel zaman aralıkları kullanılmıştır.
6- Metinde ki kişiler, zaman ve mekan bir araya gelerek romanın büyük olayının ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Küçük olaylar bir araya gelerek büyük olayın oluşmasına vesile olmuşlardır. B) Sergüzeşt romanında kişi zaman ve mekan arasında uyumsuzluk yoktur.
7- Dilber Kafkasya’dan getirilmiş bir esir kızdır. Hürriyeti elinden alınmış bu masum kız Arap halayık Telavet tarafından sürekli dövülmektedir. Memleketini ve annesini özleyen dilber bir gece evden kaçmış yaşlı bir kadın tarafından baygın halde bulunmuştur. Yaşlı kadın acıyarak dilberi evine almıştır. Merhametli bir kadın olan bu yaşlı insan onu Mustafa Efendi’den satın alarak özgürlüğüne kavuşturmak ister. Ancak bu isteği geri çevrilir. Dilber tekrar eski evine getirilmiş sonra da birkaç kişiye daha satıldıktan sonra kendini Mısır’da bulmuştur.daha fazla esir hayatına dayanamayan kızcağız kendini Nil Nehrinin sularına bırakarak intihar etmiştir.
1. Etkinlik:
Eser realizm akımın etkisinde yazılmıştır. Kişiler olay olay örgüsü ve mekan realist özellikler gösterirken yer yer romantizm akımının özellikleri d görülmektedir.
8- Tema: Esarettir. Sergüzeşt macera anl***** gelmektedir. Romanda da dilberin esir hayatından kurtulmak için verdiği mücadele ve yaşadığı maceralar anlatıldığından kelime anlamı ile tema arasında bir bağlantı olduğunu söyleyebiliriz. Çeşitli alternatifler her zaman vardır. Misalen: Kafkas Kızı, Çile, Dilber vs başlıklarda romana koyulabilir.
9- Romanda köle ticareti ve esir hayatı anlatılmaktadır. Bu durumu günümüzle eşleştirmeye çalışamayız çünkü günümüzde köle ticareti yok denecek kadar azdır.
10- Toplumu oluşturan en küçük birim aile olduğundan aileyi etkileyen her olay toplumu da etkiler. Bu yüzden eserlerde aile hayatı ön plandadır.
11- Anlatıcı İlahi bakış açısına sahiptir. 3. Tekil kişi ağzından anlatılmıştır. Anlatıcı Dilberin başından geçenleri kişilere müdahale etmeden tarafsız bir şekilde anlatmıştır.
12- Evet içerir. Yazar sosyal sorunların varlığını işaret ederek toplumu bu konuda bilinçlendirmek istemiştir. B) Tanzimat dönemi romancıları genellikle halka ders vermeyi amaçlamışlar. Toplum için sanat anlayışını benimsemişlerdir.
13- Sergüzeşt romanı için: dil daha sadedir, olağanüstü olaylar yoktur, halka hitap eden bir eserdir. Seciye yer verilmemiştir. (seci: düzyazıda kelimeler arasında ki kafiyeye verilen addır)
2. Etkinlik: Pas (burayı defterime yazmamışım, bir yerlerden bulabilirsem buraya eklerim.)
14- Sami Paşazade Sezai:
a. Sanat toplum için anlayışını benimsemiştir.
b. İyi bir hikaye yazarıdır.
c. Yazdığı hikayelerde realizmin etkisi görülür.
d. Romantizme uygun şiirler yazmıştır.
e. Sade bir kullanmıştır
f. Modern hikayenin kurucusudur.
B) yazar konakta büyümüştür. Bu yüzden konak hayatını, buralarda çalışan insanlarla işverenler arasında ki bağı iyi bilmektedir. Burada da görüldüğü gibi yazar kendi deneyimlerini toplumu etkileyen bir olay üzerine kurgulayarak yazmıştır .
Hürriyet Kasidesi Söz Sanatları
Yazan: mahmut 04 Aralık 2008 Perşembe
Kategori: Edebiyat 11
1. Beyit : Münharif-Sıdk : Tezat
Bab-ı Hükümet : Mecaz-ı Mürsel
2. Beyit : İanet-Hizmet : Tenasüp
3. Beyit : Yere düşmekle cehver sakıt olmaz kadr ü kıymetten : İrsal-i Mesel ve Kinaye.
Yere düşmekle cehver : (Zulüm altında millet) : Teşbih
Kadr-Kıymet : Tenasüp
4. Beyit : Hak kelimleri her beyitte tekrarlandığı için : Tekrir
Gam-Cevr-Minnet : Tenasüp
Vücudun mayası – Vatan toprağı : Teşbih
5. Beyit : Denaet-Köpek-Sayyad : Tenasüp
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten :İrsal-i Mesel ve Kinaye.
Zalimin yardımcısı-köpek : Teşbih
Hizmetten zevk alan-köpek : Teşbih
6. Beyit : Fani-Baki : Tekrir
Bir kelimesi her beyitte tekrarlandığı için : Tekrir
7. Beyit : Nedendir-Nedir : İstifham
8. Beyit : Utanmak-Ar eylemek : Tenasüp
9. Beyit : Söz sanatı yok!
10. Beyit : İttihad-İhtilaf : Tezat
11. Beyit : Alem-Cihan : Tenasüp
Azim-Metanet : Tenasüp
Cihan : (Korkak insan ) Açık İstiare
Cihana verilen insani özellikler ile : Teşhis
12. Beyit : Za’f-Betaet : Tenasüp
Her kelimesi her beyitte tekrarlandığı için : Tekrir
Kader : ( Feyz ve lütufları içinde saklayan bir insan ) Kapalı İstiare
13. Beyit : Zincirlere vurulmuş aslan : (Millet) Açık İstiare
Talih-Nasip : Tezat
Talih utansın : Teşhis
14. Beyit : Işık çaresizliktendir : Teşhis
Tabiat utansın : Teşhis
Kabiliyet : (Yerde sürünen bir canlı) : Kapalı İstiare
15. Beyit : Maya-Boy-Soy : Tenasüp
Baş-Ayak : Tezat
16. Beyit : Hamiyet-Çalışkan : Tenasüp
17. Beyit : Biz kelimesi her beyitte tekrarlandığı için : Tekrir
Hak kelimesi her beyitte tekrarlandığı için : Tekrir
Mezar-Toprak : Tenasüp
18. Beyit : Ne : İstifham
Kaçar mı : İstifham
Hürriyet mücadelesi-korkulu ateş : Teşbih
Merd-Gavga : Tenasüp
Kaçmak-Merd : Tezat
19. Beyit : Celladın can yakan kemendi : (Zalimler) : Açık İstiare
Celladın can yakan kemendi-Ejder : Teşbih
20. Beyit : Gelmek-Dönmek : Tezat
21. Beyit : Cevr-Meşakkat : Tenasüp
Vezaret-Sadaret : Tenasüp
22. Beyit : Nazen-Aşk-Sevgili : Tenasüp
Vatan : Teşbih
23. Beyit : Agraz-ı hükümet : Sürgünler : Mecaz-ı Mürsel
24. Beyit : Ey : Nida
Ateş-Erimek : Tenasüp
25. Beyit : Zulüm-İşkence : Tenasüp
26. Beyit : Cevher kelimesi her beyitte tekrarlandığı için : Tekrir
Gönülde çalışma-Elmas cevheri : Teşhis
Cevher-Elmas : Tenasüp
Şiddet-Tazyik : Tenasüp
27. Beyit : Ey : Nida
Hürriyet-Esaret : Tezat
Esaret-Esir : Tenasüp
Hürriyet-Büyüleyici : Teşbih
28. Beyit : Hürriyet : (Güzel insan) : Kapalı İstiare
29. Beyit : Ye’s-Mihnet : Tenasüp
Hürriyet : Geleceğin umudu : Teşbih
Hürriyet : Can dostu : Teşbih
30. Beyit : Hürriyete insani özellikler verilmiş : Teşhis
31. Beyit : Ey : Nida
Yaralı kükreyen aslan : (Hürriyet) : Açık İstiare
Zulmün köpekleri : (Zalim) : Açık İstiare
Hürriyet : Teşhis


