Tatar
Yazan: edebiyat 29 Temmuz 2009 Çarşamba
Kategori: Bilgi Yelpazesi
Bir Türk dili konuÅŸan, birden çok halka verilen ortak ad. Tatar sözcüğü, farklı zamanlarda farklı anlamlarda kullanılmıştır. Ruslar bu sözcüğü, yüzyıllar boyunca, Avrupa Rusyası’nda yaÅŸayan Türk soylu Müslümanlar için kullandılar.
Batılı yazar ve araÅŸtırmacılar bu sözcüğü, Türkistan’da ve Karadeniz’in kuzeyinde yaÅŸayan Türkler için kullanmışlardı. Osmanlıdaysa, on altıncı yüzyıldan baÅŸlayarak, kuzey Türkleri için kullanılmıştı. Tatar sözcüğü, on üçüncü yüzyılda MoÄŸol sözcüğünün yerine kullanılmıştır. MoÄŸollar, Çin, Türkistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye, Sibirya, Rusya, DoÄŸu Avrupa, Kırım ve Polonya’yı on üçüncü yüzyılda egemenlikleri altına aldılar. O dönem Hazar Denizi’nin ve Karadeniz’in kuzeyinde Göktürk, Hun, Peçenek, Kıpçak ve Bulgar Türklerinin soyunda gelenler yaşıyordu. MoÄŸollar on üçüncü yüzyılda bütün bu bölgeleri ele geçirirken, ordularında Türkistan’dan gelen farklı Türk grupları da vardı. MoÄŸol egemenliÄŸi altında Hazar Denizi ve Karadeniz’in kuzeyinde yaÅŸamış olan bu Türk soylu gruplar, zamanla siyasi ad olarak Tatar sözcüğüyle anılır hâle geldiler. Günümüzde Karadeniz’in kuzeyinde ve Rusya’da yaÅŸayan ve Tatarca denen kuzey Türkçesini konuÅŸan Müslümanlar, bu Türk soylu grupların torunları olarak kabul edilir. Günümüzdeyse Tatar sözcüğü, soy gösteren bir terimden çok tarihsel bir kimlik bildirir.
İznik Çinisi
Yazan: edebiyat 02 Haziran 2009 Salı
Kategori: Bilgi Yelpazesi
İznik Osmanlı devrinde, büyük çini merkezlerinden biridir. Osmanlı devrinden zamanımıza kadar gelen en eski çinileri 1391 tarihinde inÅŸaatı tamamlanan İznik YeÅŸil Cami minaresinde görmek mümkündür. Bu çinilerin renk ve kalite bakımından Selçuklu çinilerine nazaran daha farklı bir işçiliÄŸi vardır. İznik’te 15.yüzyılın ilk senelerinde baÅŸlayan çinicilik çok kısa bir zamanda büyük bir geliÅŸme gösterdiÄŸinden ÅŸehre çinili İZNİK adı verilmiÅŸtir. 17.yüzyılda İznik’i gezen Evliya Çelebi, bu ÅŸehrin dokuz mahallesinde halkın çini ve çanak çömlek imal ederek geçimini saÄŸladığını ve İznik’te 340 adet çini fırının bulunduÄŸunu seyahatnameside belirtmiÅŸtir. İznik’te çinicilikle meÅŸgul olan esnaf bir Lonca halinde teÅŸkilatlanmıştı. Bunların baÅŸlarında KaÅŸici başı bulunuyordu. Tarihte çini KaÅŸi adı ile geçer. Bu isim çininin vaktiyle yapıldığı KaÅŸ ÅŸehrine izafeten verilmiÅŸtir. Osmanlı PadiÅŸahları yaptıracakları cami, medrese, köşk ve sarayların tezyinatı için lüzumlu olan çiniyi iznik Valisine bir emir göndererek ısmarlardı. Böyle bir çini sipariÅŸi alındığında KaÅŸici başı ustaları toplar aralarında iÅŸ bölümü yaparak sipariÅŸlerin zamanında yetiÅŸmesini saÄŸlardı.
Osmanlı devrinde mimari eserlerin iç tezyinatında kullanılan çiniler 24×24 cm. ebatında ve 2-3 cm.kalınlığında tabakalar halinde yapılmıştır. Yalnız İznik Yeşil Cami minaresmi süsleyen çiniler, kare, eşkenar ve dikdörtgen şeklinde tuğlalardan ibarettir. Bunlar firüze kahverengi, lacivert ve koyu yeşil renkte olup üzerinde hiçbir figür veya motif bulunmamaktadır. Umumiyetle Selçuk çini tezyinatı Osmanlıların ilk devirlerde bazı küçük değişikliklerle devam etmiştir. İstanbul Çini Köşk Müzesi mihrabında, Selçuklu hendesi ve yıldızlardan müteşekildir. İznik çinilerinde hendesi şekiller yerine zarif kıvrık dallar üzerine serpiştirilen Hatayi ve Rumi tezyinata önem verilmiştir. Bugün birçok mimari eserimizi süsleyen ve bazı Avrupa müzelerinin en mutena köşelerinde muhafaza edilen İznik çini ve seramiğinin yapılma işine 16.yüzyılda büyük önem verilmiştir. Çinicilikteki bu inkişaf 16.asırda artan inşa faaliyetlerine sıkı sıkıya bağlıdır. 16.asrın 1.yarısında imal edilen çinilerde beyaz zemin üzerine çiçek motifleri, rumiler ve palmetler mavi, lacivert ve sarı renkte işlenmiştir. 16.yüzyılın ikinci yarısından itibaren çinilerin renk ve motiflerinde kendini gösteren değişme neticesinde büyük bir zenginlik ve kalite yükselmesi görülür. Beyaz zemin üzerine natüralist çiçek ve yaprak, şakayık, lale, sümbül, kararıfil, gül, erik ve nar çiçeği motifleri itina ile işlenmiştir. Sırlar parlak ve çok temizdir.
İznik’te ilk medrese olma özelliÄŸini taşıyan Süleyman PaÅŸa Medresesinin yeniden dekore edilip bu alanda kullanılmak düşüncesi de İznik çiniciliÄŸinin yeniden doÄŸuÅŸunu müjdelemektedir. ÇiniciliÄŸin ilçemizde eski görkemine kavuÅŸturulması için atılan en büyük adımlardan biri olmuÅŸtur. Yeni çehresiyle bu medrese ilgili kiÅŸilere, deÄŸiÅŸik konularda çalışan yerli ustalara ev sahipliÄŸi yapmaktadır.
Basmakalıpçılık
Yazan: edebiyat 02 Haziran 2009 Salı
Kategori: Bilgi Yelpazesi
Anlatımda, herkes tarafından ve sık kullanıldığı için etkinliğini, ilginçliğini ve anlam özelliğini yitirerek sıradanlaşmış sözleri kullanmadır.
Örnek:
“- Seninle birlikteliÄŸimiz buraya kadar.
- Niçin?
- Çünkü biz ayrı dünyaların insanlarıyız.”
Altınkaynak, Hikmet
Yazan: edebiyat 30 Mayıs 2009 Cumartesi
Kategori: Bilgi Yelpazesi
(1945 NiÄŸde – ) Türk yazarı ve eleÅŸtirmeni. Ankara Öğretmen Okulunu bitirdi. ÇeÅŸitli illerde öğretmenlik yaptı. Yansıma ve Yeni Ortam dergileriyle Cumhuriyet gazetesinde yazılar yazdı.
Eleştiri dergisini çıkardı. Yaşasın Edebiyat dergisini yönetti. Tiyatro eleştirileri ve incelemeler yazdı. Çocuk edebiyatı dalında ve ders kitabı niteliğinde eserler hazırladı.
Başlıca yapıtları şunlardır:
AraÅŸtırma-inceleme yazıları; Dünyayı PaylaÅŸan Yazarlar (2001), Mimar Sinan (1995), Orman Kemal’in HikâyeciliÄŸi (2000), Yeni Binyılın Edebiyatçıları (2000); çocuk kitapları; Nasreddin Hoca (1995), Ünlüler de Çocuktu (1995).
Kastamonu
Yazan: edebiyat 17 Mayıs 2009 Pazar
Kategori: Bilgi Yelpazesi
Batı Karadeniz bölgesinde yer alır. Yüz ölçümü 13 108 km2, nüfusu 375 476 kiÅŸi (2000), il plâka kodu 37′dir. İlçeleri; Merkez, Abana, AÄŸlı, Araç, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Daday, Devrekâni, DoÄŸanyurt, Hanönü, İhsangazi, İnebolu, Küre, Pınarbaşı, Seydiler, Åženpazar, TaÅŸköprü ve Tosya’dır.
Kastamonu il topraklarında bulunan daÄŸlara genel olarak Kuzey Anadolu DaÄŸları denir. Üç sıra hâlinde uzanan bu daÄŸlar, kıyıyla iç kesim arasındaki ulaşımı güçleÅŸtirir. Kastamonu topraklarının kuzeyinde olan daÄŸlar, İsfendiyar (Küre) DaÄŸları, ortada Ilgaz DaÄŸları ve güneyde KöroÄŸlu DaÄŸları’dır. DaÄŸlar kıyı ÅŸeridinden hemen sonra bir duvar gibi yükselir. Bu nedenle Kastamonu’da geniÅŸ ovalar yoktur. İldeki akarsuların tümü Karadeniz’e dökülür. BaÅŸlıca akarsuları, Gökırmak ile Devrez Çayı’dır. Devrez Çayı’nın bulunduÄŸu bölge en etkin deprem kuÅŸaklarından biri üzerindedir. DoÄŸal gölü yoktur. Barajların oluÅŸturduÄŸu birkaç yapay gölü vardır. Karadeniz kıyılarında birçok doÄŸal kumsal vardır. Bunlardan en önemlileri, Abana, İnebolu ve Cide kıyılarında bulunan plâjlardır. Kastamonu kıyıları oldukça düzdür. BaÅŸlıca çıkıntısı Kerempe burnudur. Kıyı kesimlerde ılıman iklim egemendir. Yüksek kesimlere çıkıldıkça iklim sertleÅŸir. Kıyı bölgelerindeki daÄŸların alçak kesimlerinde bulunan ormanlar meÅŸe, gürgen ve kayın aÄŸaçlarından oluÅŸur. İç bölgelerin yüksek kesimlerindeyse sık köknar, kara ve sarı çam ormanları vardır.
Kastamonu halkının önemli bir bölümü kırsal kesimde yaşar. Ekonomi tarım, ticaret, ormancılık ve tarım ürünleri sanayiine dayanır. İl topraklarında yetiştirilen başlıca ürünler; şeker pancarı, buğday, arpa, patates, mısır, çavdar, kendir, elma, domates, kestane, erik, kiraz, ceviz, dut, üzüm, lâhana, karpuz ve kavundur. İç kısımlarda hayvancılık yapılır. En çok koyun, kıl keçisi ve manda yetiştirilir. Orman varlığı açısından çok zengin bir ildir. Ormanlık alanlarda yaşayan halkın bir bölümü ormancılıkla uğraşır. Kıyı kesimlerinde yaşayan halkın bir bölümü balıkçılıkla uğraşır. Yer altı kaynakları açısından da oldukça zengin bir ildir; taş kömürü, linyit, cıva, bakırlı pirit ve manganez yatakları vardır.
Kastamonu’nun çok eski bir yerleÅŸim alanı olduÄŸu saptanmıştır. İsfendiyar DaÄŸları adını burada yaÅŸamış olan CandaroÄŸlu İsfendiyar Beyden almıştır. KöroÄŸlu DaÄŸları’ysa adını, burada yaÅŸadığı söylenen, çeÅŸitli söylence ve türkülere konu olan KöroÄŸlu RuÅŸen’den almıştır.


