Dini-Tasavvufi Halk Edebiyatı Özellikleri ve Türleri

Dini-Tasavvufi anlayış, edebiyatımızda 13. asır itibariyle ağırlık kazanmıştır. Bu anlayışın genel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1.Türk edebiyatında tasavvuf konusunu esas alan ve bu düşünceyi işleyen edebiyata tasavvuf edebiyatı denir.
2. Dini-Tasavvufi halk edebiyatında hece ölçüsünün yanı sıra aruz ölçüsü de kullanılmıştır.
3. Bu edebiyatın temsilcisi olan şairlerin dili genelde açık olmakla birlikte ağır bir dil kullananlar da vardır.
4. Nazım birimi olarak çoğunlukla dörtlükler kullanılmakla beraber beyiti kullananlar da vardır.
5. Dini-Tasavvufi halk edebiyatının kendine özgü nazım şekli yoktur, ya âşık tarzı Türk şiirinin nazım şekillerini  kullanmışlar (koşma, semai…) veya Divan edebiyatı nazım şekillerini (gazel, terkib-i bend gibi…)
kullanmışlardır, bunun yanında kullandıkları, ilahi, nefes, nutuk, deme, devriye, şathiye gibi nazım türleri
kendilerine özgüdür.
6. XII. ve XIII.yüzyıldan itibaren Anadolu’da gelişmeye başlayan dini-tasavvufi halk edebiyatının başlıca temsilcileri,
Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram-ı Veli, Kaygusuz Abdal, Pir Sultan Abdal…

TEKKE EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ

İLAHİ: Herhangi bir tarikatın izini taşımaksızın Allah’ı öven şiirlere denir. Daima özel bir ezgi ile söylenir.
Divan şiirindeki tevhit ve münacaatın Halk edebiyatındaki karşılığıdır. En ünlü şairi Yunus Emre’dir.
Değişik tarikatlara göre “deme, nefes, âyin” gibi adlar alır. Şekil olarak Koşma biçimindedir. -Yani dörtlüklerden oluşur.
Son dörtlükte şairin adı veya mahlası geçer. Genelde 7’li hece ölçüsü kullanılır. Bazı ilahilerde aruz vezni kullanılmıştır.
Aruz vezninin kullanıldığı ilahiler gazel şeklindedir.
NEFES: Bektaşî şairlerinin yazdıkları tasavvufî şiirlerdir. Nefeslerde genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücut (varlığı birliği) kavramı anlatılır. Bunun yanı sıra Hz. Muhammet ve  Hz: Ali için övgüler de söylenir.
Nefeslerde kalenderane ve alaycı bir üslûp göze çarpar.
Edebiyatımızda Pir Sultan Abdal nefesleriyle ünlüdür.
DEVRİYE: Tasavvuf felsefesindeki inanca göre insanlar Tanrı katında yeryüzüne görüntülerle inerler. Önce taş toprak, sonra bitki, sonra hayvan, en son olarak da insan olarak görünür ve yine son durak olan Tanrıya dönerler. Konu olarak bu inancı işleyen şiirlere devriye denir. Devriyeler koşma nazım biçimiyle yazılır uzun olur. Ezgili söylenir. Öğretici şiirlerdir.
NUTUK: Tecrübeli dervişlerin, mürşitlerin derviş adaylarına, yeni derviş olanlara tasavvufun, tekkenin kurallarını öğretmek için yazdıkları şiirleridir.
MEDHİYE: Ünlü bir kişiyi övmek için kaside şekliyle yazılan şiirlerdir. Başka nazım biçimleriyle de yazılabilir. Ya padişah, vezir, şeyhülislâm gibi yaşayan devlet büyüklerine ya da 4 halife ve başka din-tarikat ulularına yazılır. 4 halife için yazılanlara “medh-i çehar-yar-ı güzin” denir. Medhiyelerde ve hicviyelerde abartılı bir üslûp vardır.
ŞATHİYE: İnançlardan teklifsizce alaycı bir dille söz eder gibi yazılan tasavvufi şiirleridir. Görünüşte saçma sanılan bu sözlerin,
yorumlandığında tasavvufla ilgili türlü kavramlara değindiği anlaşılır. Bu türlü şiirlere genellikle Bektaşi şairlerinde rastlanır.
Yücelerden yüce gördüm
Erbabsın sen koca Tanrı
Âlem okur kelam ile
Sen okursun hece Tanrı
Kaygusuz Abdal yaradan
Gel içegör şu cur’adan
Kaldır perdeyi aradan
Gezelim bilece Tanrı

Bir yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.