Dil – Kültür İlişkisi

Ziya Gökalp, dili kültürün temel unsuru sayar. Dil, duygu ve düşüncelerin adeta kalıbıdır. Bir milletin bütün duygu ve düşünce hazinesi, dil kalıbına dökülür. Bu kalıp ile nesilden nesile aktarılır. Bu nedenle dil kültürün hem en önemli unsurlarından birisi hem de en büyük taşıyıcısıdır.

Dil, kültürün temeli olduğuna göre, bir milletin dil ile ifade ettiği sözlü, yazılı her şey kültür kavramına girer. Sabahtan akşama kadar evde, sokakta, çarşıda iş yerinde konuşan halk, farkında olmadan dil tarlasını eker biçer. Aslında dili yaratan sosyal hayattır.

Her millet dilini ve kültürünü yüzyıllar boyunca yoğurur. Bu esnada o, akan bir nehir gibi, içinden geçtiği her topraktan bazı unsurlar alır. Her medeni milletin dilinde, karşılaştığı milletlerin dilinden alınma kelime ve deyimler bulunur. Bu bakımdan her milletin dili, o milletin çağlar boyunca yaşadığı tarihin bir özetidir.

Dil ile kültür arasındaki ilişkiyi şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Dil ile kültür birbirini tamamlayan ayrılmaz bir bütündür.
  • Kültür ve dil bir milletin en önemli ortak özelliklerindendir.
  • Kültür ve dil, toplumu oluşturan bireylerin iletişiminde önemli rol oynar.
  • Bir toplumun oluşmasında ve ayakta kalmasında ortak dil ve kültürün önemli bir payı vardır.
  • Hem dilin hem de kültürün kendine özgü kuralları ve özellikleri vardır.
  • Dil ve kültür geçmiş ile gelecek arasında bir köprü vazifesi görür.
  • Kültür ve dil bir toplumun yaşayış biçiminden önemli izler taşır.
  • Dil ve kültür bir toplumun oluşmasında ve varlığını sürdürmesinde önemli etkendir.

Bir yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.