Cümlenin Ögeleri

                                                        

Bir hüküm, bir düşünce, bir duygu vb. ifade etmek üzere çekimli bir fiille veya sonuna cevher fiili getirilen bir isimle kullanılan kelimeler dizisidir. Çekimli bir fiil tek başına da cümle olabilir.

ÖRNEK:

     Niçin böyle davrandığını anlamıyorum.

Yarın yola çıkacağı için bazı işleri bugünden halletmek zorunda kalacak.

Üç günden beri okuldayım.

Gel.

Cümle, bir hüküm bildirmek için kullanılan en geniş ve en büyük kelime grubudur. Bir yargı, bir hüküm grubudur. Cümleden küçük kelime grupları ise birer “belirtme” grubudurlar.

Tek bir çekimli fiil veya ek fiille çekimlenmiş bir isimle cümle kurulabilir.

“Geleceğim. Çalışkandı. Güzeldir.” Birer cümledir. Cümlenin asıl unsurları yüklem ve öznedir. Yardımcı unsurlar ise nesne, yer tamlayıcısı, zarftan ibarettir. Anlatılmak istenilen duruma göre bu unsurlar cümlede sıralanır. Türkçede esas unsurun sonda bulunması prensibine göre yüklem sonda bulunur. Şiir dilinde, konuşmalarda unsurların sıralanışı değişebilir.

     YÜKLEM

 Cümlenin ifade ettiği hüküm düşünce ve duygu içeren fiil veya isim soylu bir kelime olabilen  cümlenin bütün ögelerinin bağlı olduğu temel öge. Yüklemler isim veya fiil olabilir.

ÖZELLİKLERİ:

  1. Yüklem, ekle veya eksiz olarak yargı yüklenmiş bir fiil veya isimdir.
  • İhtiyar, ağlayarak Cem’in eski kahramanlıklarını anlattı.
  • Akşehir’de sonbahar kısa sürer.
  • Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince

Yukarıdaki üç cümlenin yüklemi de, çekimli, birer fiildir. Bu cümlelerdeki “anlat-“ fiili görülen geçmiş zaman kipinde çekime girmiştir.”Sür-“ fiili geniş zaman kipinde ekle,”kurul-“ fiili demir kipinde eksiz çekimlenmiştir.

  • İçimde en güzel duygular saklı.
  • Gökyüzünün başka rengi de varmış.

Bu cümlelerin yüklemi,  birer isimdir. Birinci cümlenin yüklemi “saklı” geniş zaman kipinde eksiz olarak; ikinci cümlenin yüklemi “varmış”, ek-fiilin öğrenilen çeçmiş zaman kipinde –miş ekiyle çekime girmiştir.

  1. Yüklem, genellikle cümlenin sonunda bulunur. Ancak bir anlamı öne çıkarma, vurgulama ihtiyacı, özellikle şiirde ahenk endişesi vb. sebepler, diğer ögelerin olduğu gibi yükleminde yerini değiştirebilmektedir.
  • Sakla samanı, gelir zamanı.
  • Birden kapandı birbiri ardıca pencereler.
  • Gülme komşuna, gelir başına.
  • Düşmez bir damla yağmur, kavrulur

Ve çıplak ayaklar basamaz yere

  • Sen git dedi, ben gelmeyeceğim bu akşam.
  • Çoğu geceler uyur kalırmışım kitabın başına.
  1. Bir cümlede birden fazla özne, nesne, yer tamlayıcısı ve zarf bulunabilir.Ancak yüklem tektir.Bir söz dizisi içindeki yüklem sayısı cümle sayısını gösterir.
  • Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı.

Bir dakika araba yerinde durakladı.(3 cümle)

  • Keskin bir sigara dumanı vardı, tıkandı, öksürdü.(3 cümle)
  • Yer güzel, önümüz su, gölge ılık, hava (4 cümle)
  • Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya,

Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya! (5 cümle)

  • Yalnız başıma bir köşeye ilişirdim, kımıldamazdım, susardım, beklerdim, korkudan büzülürdüm, rengimin uçtuğunu (6 cümle)
  1. Yüklemin yapısı diğer cümle ögelerinin de belirleyicisidir. Mesela yüklemi geçişsiz fiil veya isim olan bir cümle, nesne alamaz.
  • İki üç günden beri sert bir kış rüzgarı
  • Elleriyle duvarlara tutunarak yürürken içinde hemen düşmek üzere olduğu bir uçurumdan kurtulmuş olanların sevinci vardı.
  1. Bazı cümlelerde yüklem, kelime veya kelime grubu olarak yer almaz. Böyle cümlelerin anlamı bağlamdan anlaşılır ve cümle, dinleyenin okuyanın muhayyilesinde tamamlanır. Bu cümleler kesik cümlelerdir.
  • Şimdi korkunç bir sükût… İki genç boyunları bükülmüş, kalpleri durmuş, gözleri fırlamış düşünüyorlardı.
  • Dehlizin sonlarında, görünmeden açılıp kapanan bir kapının gıcırtısı. Muşambalara sürtünen bir ayak sesi.Köpüklenerek uçan ve uzaklarda kaybolan bir beyaz gömlek.
  • Bir nefes dinlenmeden yıllarca koşmak sana,

Aramak her tarafta, bulmamak asla seni.

 

Bazı kesik cümlelerde anlam,  önceki cümlenin yardımı ile tamamlanır.

  • Bilmiyorum aradan ne kadar zaman geçti. Belki altı ay… Belki bir yıl.
  • Ben onu buraya gelmeden evvel tanıdım. Sirkeci’de, garda, tren
  • Buralarda hiç yol yoktur. Hatta keçi yolu bile…

 

Daha çok karşılıklı konuşmalarda kullanılan yüklemsiz cümleler de birer kesik cümledir.Böyle cümlelerde yüklem, önceki cümlelerden anlaşılabilir.

  • -Ne yazıyorsun?

-Bu odada gördüklerini (yazıyorum).

  • -Nerede oturuyorsun?

– Şehzadebaşı’nda (oturuyorum)

 

  1. Art arda sıralanmış bazı cümlelerde yüklem veya yüklemin bir parçası ortak olabilir.
  • Rüzgar onun saçlarını benimkine (karıştırıyor), teninin kokusunu denizinkine karıştırıyor.
  • Senelerden beri hassasiyetini çektiği şehir bu şehir (değil mi idi), senelerden beri acısını ruhunda taşıdığı ev bu ev değil mi idi?
  1. İsim veya fiil cinsinden kelime grupları yüklem olabilir.
  • Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir(isim tamlaması)
  • Dönülmez akşamın ufkundayız.(isim tamlaması)
  • Bin yıl sürecek zannedilen kar sesedir (sıfat tamlaması)
  • Akdeniz’in esatir yuvası nihayetsiz ufuklarına bakan küçük tepe mini mini bir çiçek ormanı gibiydi.(edat grubu)
  • Güzel yüzü, geniş bir gülümseyişle ışıl ışıldı.(tekrar grubu)
  • Paşa bana iki kahkaha ile taraflığını ilan etmişti.(birleşik fiil).
  • Diriliş, şaşırtıcı ve düşündürücüydü. (bağlama grubu)
  • Bedbahtlar, ölümü düşünmeye vakit bulanlardır.(sıfat fiil grubu)
  • Genç Kalemler ‘de başlatılan ve Gökalp tarafından sistemleştirilen sadeleşme akımının ana prensibi, yazı dilini konuşma diline yaklaştırmaktır.(isim fiil grubu)

 

ÖZNE

         Cümlede yapanı veya olanı karşılayan  öge öznedir.Özne, yüklemin gösterdiği kılışı, oluşu ve durumu üzerine alır.

ÖZELLİKLERİ:

  1. Özne; yüklemi isim olan cümlelerde, edilgen fiili cümlelerde ve yüklemi oluş bildiren fiil cümlelerinde “olan”ı, diğer cümlelerde “yapan”ı karşılayan ögedir.
  • Hava(olan)
  • Muayene odasının kapısı açıktı.(olan)
  • Cevdet Bey, bahçeyi suluyordu.(yapan)
  1. Özne, fiile çokluk, iyelik eki dışında çekim eki almadan bağlanır.
  • Gurbet çakan gönüller kuşatmıştı ocağı.
  • Otobüstekiler buna benzer didişmelere alıştıkları için aldırmadılar.
  1. Bir cümlede birden fazla özne olabilir.
  • Her saz, her ot, her kanat çırpınışı, bütün kenarlar ve renkler gibi gümüş bir pırıltı içinde erir.
  • Güneş, yer, gök, deniz iç içe kaynaşır.
  • Çiğnenmiş kara kalpaklar, temiz duvaklar.

ç.    Bazı cümlelerde özneden biri diğerinin açıklayıcısıdır.

  • Bahar, şu arkamdaki bahar, bizi sevinçten deli ederdi.
  • Etrafa hoş ve olun bir koku, yeni kesilmiş ve geçkince bir karpuz kokusu, yayıldı.
  1. Özne, bazı cümlelerde, bir kelime veya kelime grubu olarak yer almaz. Cümlenin öznesi, yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır. Şahıs ekinin işaret ettiği zamir, cümlenin öznesidir.
  • Uçurumun başına çöktüm.(ben)
  • Şu ışıklar içinde görünüp kaybolan kadınlara bak.(sen)

 

UYARI:       Şahıs zamirleri, öznenin vurgulanması gerektiğinde cümlede yerlerini alırlar.

  • Gece, kurda ve hırsıza karşı koyunlarımızı onlar
  1. Geçişsiz- edilgen fiillerle kurulan cümlelerde özne bulunmaz.Bu fiillerin yalnız 3. Şahsı kullanılır.
  • Rıhtımdan yalıya, mermer iki üç basamakla çıkılır, basıkça tavanlı, loşça, mermer döşeli büyük bir avluya

UYARI:   Gereklilik kipinin teklik 3. şahsının bazı kullanışlarında ve aynı işlevdeki –mak lazım/gerek kalıplı cümlelerde de özne bulunmaz.

  • Sokağa çıkmalı, bir kahveye
  • Aydın olmak için önce insan olmak lazım.

UYARI:  Yüklemi birleşik fiil olan bazı cümlelerde özne, yüklemin içinde yer alır.Özneli yüklemler, yüklem ve öznenin anlamca kaynaşmasından, deyimleşmesinden meydana gelmiştir.

  • Geceleri beni uyku tutmuyor.
  • Hesaba da aklım erer.
  • Anamı, babamı göreceğim geldi.
  1. Hitap unsurları, yükleme bağlanmadıkları için özne değil cümle dışı ögedir.Bu ögenin anlam bakımından her zaman özne ile örtüşmesi şart değildir.
  • Şair! Sen üzüldükçe ve öldükçe yaşarsın.
  • Ne şirin komşumuzdun sen Fahriye abla.
  • Ulu mabet, seni ancak bu sabah anlıyorum.
  1. Arka arkaya sıralanmış bazı cümlelerde özne ortak olabilir.
  • Arkamda açık duran balkon kapısından hafif bir rüzgar giriyor, salona ıhlamur ve gül kokusu getiriyordu.

ğ.   İsim cinsinden kelime grupları özne olabilir.

  • Türklerin bu yalçın kayalar üstüne ne zaman konduğu(isim tamlaması)
  • İlkbaharın tatlı rüzgarıyla sarhoş olan martılar, çılgın naralarla havayı çınlatıyorlardı.(sıfat tamlaması)
  • Yıldız Hanım, bu gece siyah tüllerine büründü.(unvan grubu)
  • Abdülhak Hamit, gelen kuşaklarla tanışmayı adet edinmiş olanlardandı.(birleşik isim)
  • Sevgiyi tanımlayanlar, ayrılığın acısını da bilmezler.(sıfat-fiil grubu)
  • Bu temel kitabı okumak, Türk aydını olmanın şartlarındandı.(isim-fiil grubu)
  • Orada, kocaman vahşi kayalar, tuhaf kuşlar ve derin uçurumlar vardır.(bağlama grubu)
  • Çoluk çocuk, banliyölerde duran trenlere ellerini uzatıp, yine kalem, kağıt, para isterler miydi?(tekrar grubu)
  1. Cümle tahlillerinde yükleme sorulan kim, ne soruları özneyi buldurmaya yardım eder.
  • Kamyon karanlık bir vadiden geçiyordu.(Geçen ne?, Ne geçiyor?)

ı.    Cümlede özne ile yüklem arasında her zaman teklik-çokluk bakımından paralellik aranmaz.

UYARI: Özne olan çokluk insan isimleri, teklik ve çokluk yükleme bağlanır.

  • Güneşin sıcaklığından kaçanlar, denizin sularının serinliğine sığınıyor.
  • Sapanca’da kadınlar ve çocuklar elma satıyorlar.

UYARI: Öznesi çokluk ekli bitki veya hayvan ismi olan bir cümlede, yüklem genellikle teklik, bazen de çokluktur.

  • Berrak suyun içinde kırmızı balıklar uyuyorlardı.
  • İri ve azgın köpekler arkasından koşuyor ve havlıyorlardı.

UYARI: Özne olan çokluk cansız isimleri, genellikle teklik, bazen de çokluk yükleme bağlanır.

  • Ankara’nın ışıkları artık çok gerilerde kalmıştı.
  • Bu göz alıcı yağmurun altında bayraklar, bayraklar, bayraklar dalgalanıyordu.

UYARI:  Özne olan çokluk organ isimleri, teklik yükleme bağlanır.

  • Mavi gözleri birdenbire buğulanmıştı.
  • Küçük Ağa’nın şakaklarındaki adaleler titreyip duruyordu.

UYARI: Özne olan çokluk soyut isimler, genellikle teklik yükleme bağlanır.

  • Günler, belki aylar geçti.
  • Dağların doruklarından aşan bakışlar, hür maviliklerde kaybolur.

UYARI: Özne olan teklik veya çokluk topluluk isimleri, teklik yükleme bağlanır.

  • Dışarıda karmakarışık bir kalabalık, dalgalanarak, kaynaşarak akıp gidiyordu.
  • Halk kaldırımlarda, caddenin ortasındaki çimenliğe sıralanmıştı.

UYARI: Özne olan çokluk hareket isimleri, teklik yükleme bağlanır.

  • Dışarıdan bağrışmalar duyuluyordu.

UYARI: Öznesi sayı sıfatlarıyla veya birkaç,birçok gibi belirsizlik  sıfatlarıyla kurulmuş bir sıfat tamlamasında yüklem genellikle teklik, bazen çokluktur.

  • Bu kırk yılın içinde su yamaçlarında kim bilir kaç bin dal sürmüş, kaç ağaç

devrilip toprak olmuş, kaçı yeniden yetişip boy atmıştı?

  • İki zaptiye, meclisin önündeki dibek taşına oturmuş, konuşuyorlardı.
  1. Özne ile yüklem arasında şahıs bakımından bir uygunluk bulunur.Öznesi değişik şahıslardan oluşmuş bir cümlede öznenin yüklemle uyumlu olması gerekir.

UYARI:  Öznesi teklik veya çokluk birinci ve üçüncü şahıs olan cümlenin yüklemi, çokluk birinci şahıstır.

  • Ben ve dostlarım bin zahmetle ancak üçüncü tren için bilet alabildik.

UYARI: :  Öznesi teklik veya çokluk birinci ve ikinci şahıs olan cümlenin yüklemi, çokluk birinci şahıstır.

  • Sen ve ben, gözyaşlarıyla ıslanmış hamurdanız.

UYARI: :  Öznesi teklik veya çokluk ikinci ve üçüncü şahıs olan cümlenin yüklemi, çokluk ikinci şahıstır.

  • Sen ve o, bu işi yapmalısınız.

UYARI: :  Öznesi teklik veya çokluk birinci,  ikinci ve üçüncü şahıs olan cümlenin yüklemi, çokluk birinci şahıstır.

  • Biz, siz ve onlar, bu işi halletmeye çalışacağız.

 

NESNE

        Cümlede yüklemin bildirdiği, öznenin yaptığı işten etkilenen öge, nesnedir.Nesne, sadece yüklemi geçişli fiil olan cümlelerde bulunur.Geçişli fiiller, nesneye yönelerek onu etkiler.Nesne, geçişli fiil cümlelerinin zorunlu ögesidir.Yani geçişli fiilin gösterdiği hareketin nesne olmadan gerçekleşmesi mümkün değildir.Geçişsiz fiillerde ise kılış ve oluş öznenin üstündedir.Böyle fiiller nesne istemez.

Burada son fırtına dalı kırıyor.(geçişli fiil)

Gül yanaklar ayva gibi sarardı.(geçişsiz fiil)

ÖZELLİKLERİ

  1. Nesne, fiile eksiz veya yükleme hali eki ile bağlanır.
  • Günler kısaldı. Kanlıca’nın ihtiyarları

Bir bir hatırlamakta  geçen sonbaharları.

  • Yeşil pencerenden bir gül at bana.
  1. Yükleme hali eki taşımayan nesneler belirtisiz nesnedir, genel bir varlığı, bir türü karşılar.
  • Adam, ağacın altında gelişigüzel bırakılmış sandıklara kuru ot

UYARI: Bazı belirtisiz nesneler de anlamca belirli bir varlığı işaret ederler .

  • “Küçük bir çırak tutmalıyız.”
  1. Yükleme hali eki taşıyan nesneler belirtili nesnelerdir; bilinen bir varlığı karşılarlar.
  • Ben elli senedir onu kovalıyorum.
  • Bütün bu yalılar eski Boğaziçi hatıralarını sayıklar.

ç.  Belirtisiz nesne yüklemin yanında yer alır. Belirtisiz nesne ile yüklem arasında daimi bir ilişki vardır. Bu sebeple yüklemle belirtisiz nesne arasında da/ de, dahi, bile gibi kuvvetlendirme edatları ve soru eki dışında genellikle başka bir öge giremez.

  • Senelerden beri leylek görmüyordum.
  • Yirmi dört saatte üç mevsim değiştirirsiniz.
  • Fikret eline fırça da almıştı.

Bir kitap sen al, bir kitap da ben alayım.” Gibi sıralama, karşılaştırma amaçlı bazı bağlı yapılarda, sıfat tamlaması kuruluşundaki belirtisiz nesne yüklemden uzaklaştırılabilmektedir.

  1. Belirtili nesnenin cümle içindeki yeri değişkendir. Yükleme hali eki, nesneye sadece belirlilik değil aynı zamanda söz dizimi içindeki yeri bakımından bağımsızlık da kazandırır.
  • Bunu bana bir çocuk anlattı.
  • Cesur Arslan Bey, kır atını ileriye sürdü.
  1. Bir cümlede birden fazla nesne bulunabilir. Ancak bu nesneler belirtili veya belirtisiz aynı cinsten olmalıdır. Belirtili ve belirtisiz nesneler aynı cümle içinde yer alamaz.
  • Her çağ kendi rüyalarını, kendi emellerini söyletmiş kelimeye.
  • Acaba hiç üstü kapalı bir ev, bir dam altı bulamayacak mıyız?
  1. Bazı cümlelerde nesnelerden biri diğerinin açıklayıcısıdır.
  • Ansızın bir çığlık, kendi sesine benzer bir feryat, işitmişti.
  1. Art arda sıralanan bazı cümlelerde nesne ortak olabilir.
  • Alçak düşman, bu güzel memleketi topa tutmuş, zapta kalkmıştı.
  • Fatma beni bohça gibi sırtına bağlar, kızgın güneşin altında dolaştırır, hurma ağaçlarının tepesine çıkarırmış.
  1. İsim cümleleri nesne almaz.Ancak kural dışı örneklere de rastlanır.
  • İstanbul fatihi, büyük hükümdarlığını, böyle bir babanın oğlu oluşuna borçludur.

ı.   İsim cinsinden kelime grupları cümlede nesne görevi yapabilir.

  • Her doğan bir dert olduğunu

İnsan bu yaşa gelince anlarmış(isim tamlaması)

  • Masalın içeriği, muhayyilenin gönlünce kanat oynatabileceği olağanüstüler dünyasını yansıtır.(sıfat tamlaması)
  • Kenan, on senedir içinde yuvarlandığı esirlik uçurumunun hala dibinde bulunduğunu ve buradan kurtulmanın pek güç olduğunu görüyordu.(bağlama grubu)

 

Aşağıdaki örneklerde nesneler cümle kuruluşundadır.

  • Şark için “Ölümün sırrına sahiptir.”
  • Dağlı çobanlar “Size prenslerimizi gösterelim.”
  1. Cümle tahlillerinde yükleme sorulan ne, neyi, ve kimi soruları, nesneyi bulmaya yardım eder.
  • Kuşu hicran getiri, dalgası hüsran götürür.

 

 

DOLAYLI TÜMLEÇ (YER TAMLAYICISI)

  Cümlede yönelme, bulunma, ve uzaklaşma bildirerek yüklemi tamamlayan öge, yer tamlayıcısıdır. Bu öge bazı cümlelerin zorunlu, bazılarının da yardımcı ögeleridir.

 ÖZELLİKLERİ

  1. Bu öge, yükleme yönelme (-a), bulunma (-da),uzaklaşma  (-dan) hali ekleriyle bağlanan bir kelime veya kelime grubudur.Yer tamlayıcısı mutlaka bu eklerden birini taşımalıdır.
  • Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin.
  • Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
  • Başımın üstünden yorgun bulutlar geçer.
  1. Bir cümlede birden fazla aynı veya ayrı cinsten yer tanlayıcısı bulunabilir.
  • Ben , bizim dut ağacının dibinde /mahalle çocuklarına/ o günkü oynadığımız oyundan, sudan ve su kenarından
  • Bütün gün kırlarda , / deniz kenarlarında dolaştık.
  • Çalılığın üstünde,/ tatlı avının etrafında,/ havada birkaç defa dolanırdı.
  1. Bazı yer tamlayıcıları, kendilerinden önceki yer tamlayıcılarının açıklayıcısıdır.
  • Derme çatma bir kır bahçesinde, genç bir dut ağacının gölgesinde,
  • Gerilerde, kapıya yakın bir yerde,
  1. Yönelme ve uzaklaşma hali eki yer tamlayıcıları, isim cümlelerinde çok az kullanılır. Bulunma hali ekli yer tamlayıcıları ise her cümlede bulunabilir.
  • Halbuki, bu sergilerin getireceği sanat ve güzellik terbiyesine bilhassa biz muhtacız.
  • Her şeyde kimsenin bilmediği bir eksiklik vardı.
  1. Yönelme, bulunma ve uzaklaşma hali ekli tarz, zaman ve miktar zarfları yer tamlayıcısı değildir.
  • Tek başına tek odalı bir evde otururdu.
  • Görüş günü olmadığı halde biraz sonra teyzelerim beni görmeye
  • Sisli havalarda vapur ve sis düdüklerinin seslerine dikkat ettiniz mi?
  • Odalara çoktan karanlık basmıştı.
  1. Art arda sıralanan bazı cümlelerde yer tamlayıcıları ortak olabilir.
  • Bu ağaç, bin yıl boyunca bu topraklar üzerinde büyümüş, gelişmiş ve meyvelerini vermiştir.
  1. İsim cinsinden kelime grupları yer tamlayıcısı olabilir.
  • Konak, çamurlu ve bozuk bir yolun sağında kurulmuştu.(isim tamlaması)
  • Kızarmış ekmek kokan odada semaver ne güzel kaynardı.(sıfat tamlaması)
  • Siyah kelebek, felakete, matem ve ölüme delalet ederdi.(bağlama grubu)
  • Toprağın gübreli taşkınlığından üç beş karınca çıkıp sağa sola dağıldılar.(tekrar grubu)
  • Ayağını toprağa basmaktan ürküyordu.(fiil grubu)
  1. Cümle tahlillerinde yükleme sorulan kime, kimde, kimden, nede, neden, nereye, nerede, nereden soruları bu ögeyi bulmayı kolaylaştırır.
  • Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini.
  • Sabahları cıvıldayan tarla kuşlarının saklandığı ekin deryaları içinde yürürdü.

 

         

 

ZARF TÜMLECİ

      Zaman, tarz, sebep, miktar, yön, vasıta ve şart bildirerek yüklemi tamamlayan cümle ögesi zarftır.Zarf, cümlenin genellikle yardımcı ögesidir.Seyrek olarak bazı cümlelerde zorunlu öge olabilirler.

ÖZELLİKLERİ

  1. Zarf görevi yapan kelime ve kelime grupları yüklemi zaman, tarz, sebep, miktar, yön, vasıta ve şart bildirerek tamamlar.
  • Bu şiiri, yağmur yağarken yazdım.(zaman)
  • Toprak derin derin ürperdi.(tarz)
  • Soğuk bir kış günü/ karanfil almak için çiçekçi dükkanına girdim.(zaman, sebep)
  • Ben resim çekmeyi de çok (miktar)
  • Canlandı o meşhur ova at kişnemesiyle.(vasıta)
  • Bu hastahanede aylarca kalırsa,/ üç beş ameliyata dayanırsa, kurtarmaya çalışırız.(şart)
  1. İsimler eksiz veya yön, eşitlik, vasıta hali ve diğer bazı hal ekleriyle; fiiller de zarf-fiil ekleriyle zarf görevi yaparlar.
  • Kurduğum devlet asırlarca /muzaffer yürüdü.
  • Kapıcı söylene söylene içeri
  • Karşılık gelmeyince, Kerim Çelebi hayvanın başını çayıra çevirdi.
  1. Bir cümlede aynı veya ayrı türden birden fazla zarf bulunabilir. Ayrı cinsten zarfların bir arada bulunduğu bir cümlede. Genellikle zaman zarfı diğer zarfların önünde yer alır. Miktar bildiren zarflar ise hemen yanındadır.
  • İri mavi gözlerinde parlayan iştahtan, yüzünün niçin güldüğünü onu hiç tanımayanlar da bir bakışta
  • Bekir boş, yorgun, kimsesiz bakakaldı.
  • Öngün yaz denizini seyrederken, bu ezayı ruhu pençeleyen bir kuvvetle

UYARI: “İstek “ bildiren şart ekli filer yargı taşır.

  • Bir gün olup kucağına ulaşsam,

Gözlerimde döksem sevinç yaşını,

Sancağının gölgesinde dolaşsam,

Öpsem, öpsem toprağını, taşını!

  1. Bazı zarflar, kendisinden önceki diğer zarfların açıklayıcısı olabilir.
  • Balkan harbinin sonunda,/ iki felaketli muharebe arsındaki o kısa, azaplı soluk alma yılının başında, babamın memur bulunduğu bir şark sancağından dönüyorduk.
  1. Art arda sıralanan bazı cümlelerde zarf ortak olabilir.
  • Bulutlar bize küsünce nehirler kurur, tarlalar ölür.
  • Yaz bir sevgili gibi yüzüme saçlarını yaklaştırmış, ruhuma sarılmıştı.
  • Bütün yaz/ bir kez olsun plaja inmemiş, denize girmemişti.
  1. Zaman, tarz, sebep, vasıta, miktar, yön ve şart bildiren bütün kelime grupları cümlede zarf görevi yapabilir.
  • Tuna boyuna yaklaştıkça içinizde yepyeni bir hissin ürpermeye başladığını duyarsınız.(zarf-fiil grubu)
  • Hayata beraber başladığımız

Dostlarla da yollar ayrıldı  bir bir (tekrar grubu)

  • İlahi tabiatın ortasında bir buhurdan gibi tüten Bizans’a doğru yürüdü.(edat grubu)
  1. Cümle tahlillerinde yükleme sorulan nasıl, ne zaman, ne ile, kiminle, hangi şartlarda, kim tarafından, niçin, ne kadar, hangi yöne gibi sorular, zarf ögesini bulmayı kolaylaştırır.
  • Karanlık çökünce/ heyecanla kabak çekirdekçiyi bekliyordum.(ne zaman/ nasıl )

 

EDAT  TÜMLEÇLERİ

Cümleye çeşitli anlam ilgisi getiren yardımcı ögelere edat tümleci diyoruz.

  1. Acaba- acep edat tümlecidir.

a.Merak ilgisi: Acaba kim geldi?

b.Kararsızlık ilgisi: Acaba sinemaya gitsek mi, otursak mı?

  1. ancak edat tümlecidir.
  2. Yalnızca ilgisi: Böyle bir romanı ancak o yazabilir.

b.Olsa olsa, zar zor, güçlükle ilgisi: Bu tarla ancak bin lira eder.

  1. bari edat tümlecidir.
  2. Hiç olmazsa ilgisi: Madem ki evde oturacaksın, bari dersine çalış.
  3. değil edat tümlecidir.
  4. Yalnızca, sadece ilgisi: Değil yazmak, okuma da bilmiyormuş.
  5. gel ( gel de ) edat tümlecidir.
  6. Cümle olumlu ise olumsuzluğa, olumsuz ise olumluluğa zorlayarak onu tamamlar.

“Sen gel de bu habere inan.”   ya da  “Sen gel de bu sudan içme.”

  1. hele edat tümlecidir.
  2. İsteklendirme ya da gözdağı ilgisi: Hele gelsin, gözünü patlatırım. Sen hele gel, o işi sonra görüşürüz.
  3. sebebiyle dolayısıyla, edat tümleçleridir.
  4. Sebep ilgisi: Gemiler fırtına dolayısıyla limandan çıkamadı.
  5. 8. için edat tümlecidir.
  6. Amaç ilgisi: Ben bu kitabı okumak için aldım.
  7. Özgüleme ilgisi: Yaz için giysi diktiriyor.
  8. –e göre ilgisi: Bu otomobil için bu kadar para verilmez doğrusu.
  9. Ant ilgisi: Bir evladın başı için söyle!

9.diye edat tümlecidir.

a. Amaç ilgisi: Sizi görelim diye geldik.

b.Sebep ilgisi: Bugün evde değilsiniz diye size uğramadık.

 

    CÜMLE DIŞI ÖGELER

                      Cümlenin herhangi bir yerinde bulunan, ancak kuruluşuna katılmayan ve dolaylı olarak cümlenin anlamına yardımcı olan ögelerdir.Cümle dışı ögeler, özne, nesne, yer tamlayıcısı, ve zarf gibi yüklemin tamamlayıcısı değillerdir.Bu ögeler, yüklemin tamamlayıcısı olan ögelerin aksine açıklama, pekiştirme vb. işlevlerle cümleye yardım eder ve cümleleri anlam ilişkileri çerçevesinde birbirine bağlarlar.

 

ÖZELLİKLERİ

  1. Ünlemler, ünlem grupları, hitaplar, bağlama edatları cümle dışı ögelerdir.
  • Ey mermeri nakış nakış işleyip konuşturan

Ulularım, nerdesiniz?(hitap-ünlem grubu)

  • Varsın sonunda bizzat yarattığımız bu eser bizi inkar etsin.(bağlama edatı)
  • Bereket versin benim de düşünce saatlerim çok nadirdir.(bağlama edatı)
  1. Açıklama cümleleri ve ara sözler de cümle dışı ögedir.Açıklama cümlelerinde, yazılı anlatımda iki çizgi veya iki virgül arasında, parantez içinde rastlıyoruz. Ki bağlama edatı da açıklama cümlelerinin başında yer alabilmektedir.
  • Eski duvarlar, dikkat ettiniz mi, hep birbirine benzer.
  • O gece-Allah inandırsın- hiç uyuyamadım.
  1. Cümle dışı ögeler, cümlenin her yerinde, başında, ortasında, sonunda bulunabilir.
  • Varsın tan ağarmadan kumral saçın ağarsın.
  • Nerden geldi sana yavrum ölüm korkusu?
  • Akşamın en güzel saatindeyiz çocuğum.

 

 

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.