Cenap Şahabettin

  • İlk şiiri 1885’te daha öğrenciyken Saadet gazetesinde yayınlandı. Önceleri Muallim Naci’nin etkisiyle divan edebiyatı tarzı şiirle uğraştı. Daha sonra Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan’dan etkilenerek Batı tarzı şiire yöneldi.
  • Servet-i Fünun dergisinde şiirleri yayımlandı. Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil’le birlikte Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri oldu.
  • Gelenekçi şairlerin en çok saldırdığı yenilikçi şairdi. Diğer Servet-i Fünuncuların tersine bireysel şiiri tercih etti.
  • Edebiyat-ı Cedide’nin en aşırı örneklerini verdi. Şiire “nesir-musikisi” dedi. Şiirlerinde kullandığı “Sâât-i semenfâm”, “çeng-i müzehhep”, “nay-i zümürrüt” gibi deyimler, imgeler döneminin sanat dünyasında önemli tartışmalar yarattı. Heceleri müzik düzeyinde uyumlu kullanmayı savundu. Bu tarzda yazdığı en iyi iki örnek: “Yakazat-ı Leyliye” ve “Elhan-ı Şita” şiirleridir.
  • Cenap Şahabettin, şiir işçiliğine göre şiirlerini yazmıştır. Ona göre kalp (ilham) ancak işçilikle terbiye gördükten sonra iyi şiire kaynak olabilir.
  • O, şiirde ahenge ve ses gücüne inanmıştır. Müzikalite onun şirinin önemli bir özelliğidir. Fikret’ten ayrıldığı nokta şiirini ilhamla değil, kurguyla yazmasıdır.
  • Baudelaire’den hareketle şiirde renklerin, seslerin, kokuların bir öz içinde kaynaştığını düşünür.
  • Cenap, hece ölçüsünü ahenkli bulmaz. Bu yüzden hep aruzu kullanmıştır.
  • Cenap Şahabettin, müzikal sözcükleri tuhaf imgelerle, sözlüklerden bulduğu yabancı sözcükleri kullanarak oluşturmuştur ki bu yöntem Servet-i Fünun’un genel alışkanlığıdır.
  • Cenap Parnasizm’in ve Sembolizm’in etkisinde kalmıştır, daha çok parnasyendir.

ESERLERİ

1.ŞİİR: Tamat, Seçme Şiirleri, Bütün Şiirleri.
2.TİYATROLARI: Körebe, Yalan, Küçük Beyler
3.GEZİ YAZILARI: Hac Yolunda, Avrupa Mektupları, Suriye Mektupları, Âfâk-ı Irak.
4.MAKALELERİ: Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh
5.ÖZDEYİŞ(AFORİZMA): Tiryaki Sözler
6.İNCELEME: Vilyam Şekspir

ELHAN-I ŞİTA

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi karlar
Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar…
Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu,
Ey kebûterlerin neşideleri,
O baharın bu işte ferdâsı
Kapladı bir derin sükûta yeri
Karlar
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.
Ey uçarken düşüp ölen kelebek
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek
Gibi kar
Seni solgun hadîkalarda arar;
Sen açarken çiçekler üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpâze,
Nâ’şun üstünde şimdi ey mürde
Başladı parça parça pervâze
Karlar
Ki semâdan düşer düşer ağlar
Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
Gibi kar
Sizi dallarda, lânelerde arar.
Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,

Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! –
Son kalan mâi tüyleri kovalar
Karlar
Ki havada uçar uçar ağlar.
Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir
Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter…
Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-
Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! –
Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid…
Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek.
Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!
Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar
Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar
Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar,
Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,
Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân
Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun,
Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.
Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:
Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;
Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi…

Cenap Şahabettin
( 1870 -1934 )

Bir yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.