Cadı Kız – Masal

Bir varmış, bir yokmuş… Bir memlekette fukara bir adamla bir de karısı varmış. Bunlar züğürtlükten illallah derlermiş. Delikanlı bir oğlanları varmış bunların, dururken bir de kızları olmuş. Kız doğduğu gün bir eşek yemiş, ertesi gün anasını babasını… Derken köyü tüm temizlemeye girişmiş… Oğlan evde yalnız kalınca cazı kardeşinden korkmuş, başını almış, kaçmış gitmiş; ama giderken nişanlısını da yanında götürmüş.

Neyse, bunlar bir ağanın yanında hizmetkâr durmuşlar; artık evlenmişler de. Ama tatlı gün gördükleri de pek yokmuş.

Gel zaman, git zaman, ağa oğlanın işini sevmiş, kızını oğlana vermeyi aklından geçirmiş. Oğlan da razı olmuş, ağanın kızını almış.

Bir gün oğlan iki karısını yanına çağırmış, iki tabağa, birine su, birine tuz koymuş, sonra demiş ki;
“Şimdi ben gidiyorum. Tuz su olursa, su da kan olursa al tayımı koyverin. O beni bulur.” Kısrağına atlamış, eski köyünün yolunu tutmuş.
Cazı-Kız da köyün en zengininin konağına yerleşmiş, orada otururmuş. Oğlan eve varmış, kapıyı çalmış. Kız:
“Pencereden gel,” demiş oğlana. Oğlan varmış.
“Ben seni tanımıyorum, demiş kız. Sen kimsin?”
“Kardeşinim, ağanım.”
“Değilsin,” deyince, oğlan:
“ Sen kardeşini neresinden tanırsın?” diye sormuş.
“ Parmağındaki altın yüzükten…”
Oğlan göstermiş parmağındaki altın yüzüğü. O zaman kız hemen oğlanı içeri almış, çok izzet ikram etmiş.
Aradan birkaç gün geçmiş, Ama kız her gün atın yanına varıp geldikçe kardeşine:
“Atın üç ayaklı,”
“Atın iki ayaklı,”
“Atın bir ayaklı,” dermiş.
Dördüncü gün: “Atın hiç yok,” demiş.
Oğlan artık korkmuş o zaman, konağın bahçesindeki beş kiraz ağacından birine atlamış. Cazı-Kız ağacın altına gelmiş, kemire kemire oğlanın bindiği kirazı devirmiş. Oğlan ikincisine sıçramış, derken üçüncüsüne, dördüncüsüne… Sıra son ağaca gelmiş, hala al tayı yok…

Tam o sırada oğlanın iki karısı tabaklara bakmışlar, ne görsünler su kan olmuş. Al tayı koyvermişler. Ama bu yandan beşinci kirazı da Cazı-Kız yarısına kadar kemirmiş, hala al tay yok. Oğlan çok korkmuş, ama umudu da kesilmemiş. Köyden yana bakarmış. Gayrı ağacın az bir yeri kalmış devrilmeye. Oğlan bir de bakmış ki al bir tay yıldırım gibi geliyor. Tay ağasını görünce kişneyerek ağacın dibine gelmiş. Cazı-Kıza atmış çifteyi, atmış çifteyi, parça parça etmiş onu.

Oğlan ağaçtan inmiş, al tayını öpmüş, atlamış sırtına, sevdiklerinin köyüne varmış. Onlara başından geçeni anlatmış.

Oradan hep birlik eski köylerine gelmişler, kimsenin sürmediği sefayı sürmüşler.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.