Beş Katlı Evin Altıncı Katı-Özet

Beş Katlı Binanın Altıncı Katı” romanı “Ak Liman”ın devamı sayılır. Anar bubes-katli-evin-altinci-ka_133653_1 romanı 1974–78 yıllarında yazar. Roman kitap halinde ilk defa 1981 senesinde Bakû’de Yazıçı Yayınevinde basılır. “Ak Liman”ın bir bölümünde deniz kaçamakları anlatılan Zaur ve Tehmine bu romanın başkişileridir. “Ak Liman” romanında sadece adı geçen, sözü edilen bazı kişileri “Beş Katlı Binanın Altıncı Katı”nda yazar okuyucuya daha yakından tanıtır.

Roman on sekiz bölüm ve epilogdan ibarettir. Birinci bölümde Afrika’nın Dakar Kentinde bir otelde gece yarısı uyanan Zaur’un düşünceleri anlatılır. Balayı için eşi Firengiz’le Afrika’ya gelen Zaur geçmişi anımsar, gelecekle ilgili düşünür. Artık hayatındaki her şeyi anlamsız görerek sadece masum, saf ve çocuksu bulduğu Firengiz’i ve gelecekte doğacak çocuklarını mutlu etmekle yetineceğini düşünür.

Birinci bölüm Zaur’un Bakû’den çok uzaklarda okyanus kıyısında narin, ıslak kumlara dokununca hatırladığı mutluluk anısını yaşamasıyla biter.

İkinci bölümden itibaren geçmişi anma yöntemiyle geçmişte olanlar anlatılır. Deniz kıyısı gezintisinden dönüşte Tehmine Zaur’a bir daha görüşmeyecekleriyle ilgili verdiği kararı açıklar. Ayrılmalarına bir gün ikisinden birinin diğerine sırılsıklam âşık olacağından korkmasının neden olduğunu söyler. Zaur Tehmine’nin bu kararını sessiz  karşılar ve üzülmediğinin farkına varır. O, Tahmine’ye olan duygularını sevgi değil, sadece cinsel istek, ihtirastan başka bir şey olmadığını düşünür. Romanın bu bölümünde “Ak Liman” romanında anlatılan bir olaya gönderme yapılmıştır. Zaur ilk deniz kaçamağından sonra Tehmine’ye yazdığı ve göndermeden yırttığı aşk mektubunu hatırlar. Bu bölümde Tehmine’yle Zaur arasında “Ak Liman” romanının kahramanlarından Nemet’in baldızının ailesi hakkında konuşma geçer. Tehmine Zaur’a Murtuzov’ların kızı Firengiz’i sorar. Komşuları olan bu aileyi, özellikle parayı ve güzel kadınları, eğlenmeyi çok seven oğulları Spartak’ı hiç sevmeyen Zaur Firengiz’den nefret etmediğinin farkına varır.

Romanın ilerleyen bölümlerinde yazar Zaur’un aile yapısı, ait olduğu sosyal sınıf, yaşam tarzı hakkında geniş bilgi verir. Zaur’un anne ve babası aile yapısına, sosyal statülerine göre komşuları olan Murtuzov’ların kızı Firengiz’i oğullarına layık görürler. Annesi Ziver Hanım oğlunun Tehmine’yle ilişkisini duyunca hakkında bir sürü dedi kodu dolaşan bir kadınla oğlunun aşk yaşamasına şiddetle karşı çıkar. Bu bölümden itibaren Ziver Hanım ve başkaları Zaur’u Tehmine’den uzaklaştırmak için uğraşırlar. Zaur zaman zaman psikolojik baskıya dayanamaz ve söylentilere inanır, kafasında sorular, kuşkular oluşur. Bu arada Tehmine Zaur’dan uzak durmak için basımevindeki işinden ayrılarak Televizyon Kurumunda çalışmaya başlar. Moskova’da devlet kanalında Azerbaycan’la ilgili program sunmak için oraya gider. Havaalanından arayıp doğum gününü kutlayan Tehmine Moskova’dan canlı sunduğu programda “Bugün doğmuş olan izleyicilerin doğum gününü kutlarım” diyerek Zaur’un kafasının karışmasına neden olur. Doğum günü nedeniyle verilen partide biraz içki içen Zaur “o an Tehmine’yi sevdiğini ve hiçbir zaman, hiç kimseyi sevmediği ve sevmeyeceği kadar sevdiğini” anlar. Zaur bir gün sonra Tehmine’nin yanına Moskova’ya gider.

Sonraki bölümlerde Zaur ve Tehmine’nin Moskova’da beraber geçirdikleri zaman anlatılır. Bakû’ye dönüşlerinden sonra Zaur Tehmine’nin ondan uzak durma nedenini anlayamaz. On gün boyunca Zaur’u aramayan Tehmine bu süre içinde kocası Manaf’tan boşanma işlemleriyle uğraşır. Annesinin yetiştirdiği söylentilerden üzülen Zaur belirsizliğe ve ayrılığa tahammül edemeyerek Tehmine’nin evine gider ve gerçekleri öğrenir. Daha sonra bu konuyla ilgili anne ve babasıyla tartışan Zaur evini terk ederek Tehmine’nin evinde onunla beraber yaşamaya başlar. Birkaç ay süren beraberliklerine rağmen Tehmine hep bir gün ayrılacaklarına inanır. Zaur’un annesinin her gün arayıp küfür etmesine ve toplumun baskısına dayanamayan Tehmine Zaur’un istikbalinden, ailesinden, işinden ve çevresinden vazgeçerek onunla mutlu olamayacağını anlar. Zamanla Zaur’u kendinden uzaklaştırmaya başlar. Aralarında geçen tartışmalardan sıkılan, sevdiği kadının rahat hayat tarzını kabullenemeyen ve ailesini özleyen Zaur bir tartışma sırasında Tehmine’ye tokat atarak evi terk eder. Evine döndükten sonra Tehmine’nin geceler uyumadan içki içtiğini ve çok üzüldüğünü duyan Zaur Tehmine’yi çok sevmesine rağmen, kıskanmaktan, dedikodulardan sıkıldığından onu sevmenin gereksiz olduğunu düşünür. Birgün sonra arayıp Tehmine’ye duygusal bir şeyler hissetmeden gizli bir ilişki yürütebileceklerini söylemeye karar verir. Bu onun üzülmemesine neden olacaktır.

Bir gün sonra şehir kenarındaki yazlıkların bulunduğu semtte İspartak’ın arabasında Tehmine’yi görmesi her şeyi değiştirir. Zaur Tehmine’nn ahlaksız ve yalancı olduğuna inanır. Bu olaydan sonra Zaur Tehmine’ye acı çektirmek için annesine Firengiz’le evlenmek istediğini belirtir. Bu haberden mutlu olan ailesi düğün hazırlıklarına başlar. Düğünden önce Tehmine’nin arkadaşı Medine’ye rastlayan Zaur sevdiği kadının hasta olduğunu ve doktorların yasaklamalarını aldırmadan her gece içki içtiğini öğrenir. Bir gün sabah altıda Tehmine onu arayıp türkü dinletir. Zaur arayanın Tehmine olduğunu anlamasına rağmen susar. Zaur son türküyü dinlerken sessiz sessiz ağlar. Bu son türküyle Tehmine’nin onun yaşamından çekilip gittiğini anlar.

Balayından dönüşünde İspartak’tan Tehmine’nin ölüm haberini alınca içinde duyduğu acıyla Medine’nin evine gider. Medine ona Tehmine’nin ölüm nedenini anlatır. Tehmine ölmeden önce hep kullandığı parfüm karışımı formülünü Zaur’a vermesi için Medine’ye bırakmıştır. “Zaur bir daha dönüp Tehmine’nin kapısına baktı, kapı yarı açıktı. Merdivenleri indi. Kesinlikle bir daha bu merdivenlerden çıkmayacağını sanıyordu. Oysa bilmiyordu ki…”6 cümleleriyle biten on sekizinci bölümden sonra epilogda romanın kahramanlarının sonraki hayatları hakkında kısa bilgi verilmiştir. İlk olarak Zaur’un oğlunun doğması, Firengiz’in babasının spartak’ın yasal olmayan işlerden dolayı tutuklanmasından sonra enfarktüsten ölmesi, Zaur’un Bakanlıkta işe girmesinin anlatımından sonra yazar kahramanların bazılarının otuz yıl sonraki yaşamlarını hayal eder. Bir doğum günü kutlamasında bir araya gelenler Tehmine’yi anarlar ve spartak sokakta Tehmine’nin tıpkı aynısı olan genç bir kadına rastladığını söyler. Bir süre sonra yağmurlu bir akşam Zaur da Tehmine’yi görür ve peşinden koşar. Tehmine bir asansörle altıncı kata çıkar. Onun peşinden gitmek isteyen Zaur binanın beş katlı olduğunu fark eder. Romanın sonunda bu garip olayı Zaur’dan dinleyen Memmed Nesir “Ne olurdu insanlar beş katlı bir yapıda altıncı katın olabileceğine inansalardı, ne olurdu sanki?” der.

One comment

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.