Yunus Emre Hayatı


“Kendi çağımızın , yepyeni inançların insanı olarak , geçmişi değil geleceği özleyerek Yunus’un inandıklarına inanmayarak da sevip sayabiliriz onu. Ne mutlu inandığını Yunus gibi söyleyene , sevdiğini Yunus gibi sevene , kendi çağının karanlıkları içinden bütün çağların aydınlığını bulana.”diyerek günümüzde Yunus Emre’nin neden sevildiğini coşkulu bir şekilde ortaya koyar Sebahattin Eyüpoğlu.

Evet. Yunus Emre… Yunus Emre’nin adı günümüze kadar yaşamış olsa da onun hakkındaki bilgilerimiz kısıtlıdır.Nerede doğup büyüdüğü , nerelerde bulunduğu ,ne zaman öldüğü ve mezarının nerede olduğu kesin olarak bilinmemektedir.

Adnan Erzi tarafından Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde bulunan 7912 numaralı yazmada şu ifadelere rastlanmaktadır:


Vefat-ı Yunus Emre

Müddet-i Ömr 82

Sene 720

Bu belgeden anlaşılacağı üzere . Yunus Emre Hicri 648(Miladi 1240-1241) yılında doğmuş, 82 yıllık bir hayattan sonra Hicri 720 (Miladi 1320-1321) yılında Hakk’a yürümüştür.

Belgede yer alan diğer tarihlerin hepsi doğru olduğu gibi , diğer  tarihler de Yunus’un andığı kişiler ve 707’de risalesini yazışı bakımından tam yerindedir. Bu halde Yunus Emre Mevlana’nın vefatında 34 yaşında olup  Risalet’ün  Nushiyye’ sini yazdıktan sonra da 13 yıl yaşamıştır.

Yunus Emre’nin bilinen iki eseri vardır. Bunlar:

· Risalet’ün  Nushiyye

· Divanı

Risalet’ün Nushiyye 562 beyitten oluşmakla beraber bu eserin 556. beyitinde

Söze tarih yedi yüz yidiyidi

Yunus canı bu yolda fidiyidi

diyerek eserini yazdığı tarihi bildirmiştir. Bu tarih de Hicri 707 (Miladi 1307-1308)  yılına tekabül etmektedir.

Divanında ise Yunus Emre’nin yazdığı kesin olarak bilinen 303 şiiri vardır. Ancak daha sonraki nüshalara Yunus Emre’nin yazdığı sanılan şiirlerden ekleme yapılarak 1000’e  yakın şiir divanda yer almıştır. Yunus Emre’nin  divanı hakkındaki bazı kaynaklar şunlardır:

· Fatih Cami Kütüphanesi’ndeki Divan

· Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’ndeki Divan

· Basılmış divanları (2 adet)

· Hacı Mahmut Efendi Kütüphanesi’ndeki Divan

· Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki  688 Numaralı Divan

· Halis Efendi Kütüphanesi’ndeki Divan

· Nuru Osmaniye Kütüphanesi’ndeki Divan

Başlangıçta da belirttiğimiz gibi Yunus Emre’nin hayatı hakkında kesin bilgilere sahip değiliz.  Onu ancak menkıbelerden ve yazmış olduğu şiirlerden tanıyabiliyoruz.

Yunus  Emre’nin doğduğu yer olarak Eskişehir’e bağlı Sarı köy ile Karaman üzerinde durulmaktadır. Menkıbelerden edinilen bilgilere göre Yunus Emre Sarı köy’de doğmuş ve orada çiftçilikle uğraşmıştır. Daha sonraları Taptuk Emre’ye intisab edip 30 yıl kadar onun hizmetinde bulunmuştur.

Yunus Emre’nin yaşadığı dönem ve şiirleri göz önüne alınırsa Mevlana , Geyikli Baba , Seyit Balum gibi dönemin çağdaşlarıyla beraber bulunduğu anlaşılmaktadır.

Mevlana sohbetinde saz’ıla işret oldı

Arif ma’niye taldı kim biledür ferişte

*

Mevlana Hudavendgar  bize nazar kılalı

Anun görklü nazarı gönlümüz aynasıdur

diyerek  divanının iki yerinde Mevlana’nın sohbetinde bulunduğunu ve onunla tanışmaya mazhar olduğunu söylemektedir. Yine:

Geyiklü’nün ol Hasan söz eyitmiş kendünden

Kudret dilidür söyler kendünün söz nesidür

diyerek Geyikli Baba’dan bahsetmiştir. Yunus Emre bir başka şiirinde ise:

Seydi Balum ilinden şeker tamar dilinden

Dost begçesi yolından eve dervişler geldi

demektedir ve Seydi Balum’dan bahsetmektedir.

Yunus Emre’nin şiirlerinde gurbet temi önemli bir unsurdur. Onun:

Gezerim Urum’u  Şam’ı Yukarıiller’i kamu

Çok istedüm bulımadum şöyle garib bencileyin

beyti  Anadolu’yu ve Yukarıilleri gezdiğini belirtmektedir. Şam belki bilinen  Şam olarak anılmaktadır. Ancak  Yukarıiller Azerbaycan’dır. Buralara , Osman oğulları döneminde Yukarıiller ve Yukarıcanib dendiği bilinmektedir. Ancak buraları  ne maksatla  gezdiği belli değildir. Belki tahsil için , belki büyük ilim ve din adamlarını ziyaret için , belki de aşk hicranı için bu gezileri yapmıştır. Belki de buralara hiç gitmemiş ve gitmeyi arzuladığı diyarlardır.

Yunus Emre bazı tarihi kaynaklara göre Sarıköy’de ölmüş ve orada yatmaktadır. Bunun yanı sıra  Yunus Emre’ye ait olduğu ileri sürülen 10 ayrı mezar bulunmaktadır. Bunlar:

· Bursa

· Emre Sultan Köyü (Manisa)

· Düzcü Köyü (Erzurum)

· Keçiborlu (Isparta)

· Aksaray

· Sandıklı

· Ünye

· Sivas

· Karaman

· Sarıköy (Eskişehir)

Bu saydığımız yerler arasında en doğrusu Eskişaehir’e bağlı Sarıköy’dür. Çünkü Yunus Emre’nin  burada yattığına dair  bazı eserler mevcuttur. Bu eserler:

· Hacı Bektaş-i Veli Vilayetnamesi

· Kitab-ı  Mahbub-ı  Mahbub

· Bursalı Lami’nin  Nefahat Tercümesi

· Şakayık-ı  Numaniyye

· Ankara  Kuyud-ı  Kadime arşivinde 530 numarada kayıtlı bulunan  Kanuni  devrine  ait  defterin  191. yaprağı

Her ne kadar Yunus Emre hakkında  kesin bilgilere ulaşmamış olsak da onu günümüze kadar getiren şiirleridir. Onun hala yaşıyor olmasını ve adının anılmasını  Yunus kendince şöyle anlatmaktadır:

“Nice ki ben seni sevem

Ecel eli ermez bana

Nasıl sunsun  Azrail el

Ben seni canlar isem.”

O sevgililer sevgilisini bulmuş ve kendi deyimiyle ecel eli ona erememiş.. Böylece günümüze kadar yaşayabilmiştir Yunus Emre. Zaten ondaki insan ve varlık sevgisi de sevgiliden kaynaklanmıyor mu? “Yaratılanı sevdik yaratandan ötürü.”derken tüm varlığın sevgisini yine bu aşka bağlamaktadır.

İşte bu aşktan kaynaklanan insan sevgisi  dolayısıyla milli birlik ve beraberliğin hatta evrensel barışın , sevginin , diyalogun , hoşgörünün sağlanması  ancak yunusca yaşayarak ve yunusca  severek gerçekleşebilir. Bize Yunus Emre’yi sevdiren de bu insan sevgisi olsa gerek ve yunusca şöyle demek gerek:

Ben gelmedim davi için

Ben geldim sevi için

Gönüller dost evi  için

Gönüller yapmaya geldim.

KAYNAKÇA

*  Yunus Emre , Risalat  al- Nushiyya ve Divanı   /   Prof. Dr. Abdülbaki Gölpınarlı

İSTANBUL  1965

*  Divanı ve Hayatı ile Yunus Emre    /   Hüseyin Arif  İSTANBUL 1977

*  Yunus Emre Divanı   /  Prof. Dr.  Faruk K. Timurtaş  1980

*  Yunus’un Ulu Nazarı  /  Prof. Dr.  Birol  Emil

*  Edebiyatçılarımız ve Yunus  /  Prof.  Dr.  İnci Enginün

*  Dertli Dolap   /  Nezihe Araz  İSTANBUL 1984

*  Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Yunus Emre Sempozyumu Bildirileri   /   İSTANBUL  1992

Bir yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.