Şehir Mektupları
Yazan: mahmut 07 Ocak 2009
Kategori: 100 Temel eser özet
2. Mektup’tan
BoÄŸaziçi, yer yer, mesirelerini açıyor. Sefa günleri geldi. Baharın kalan kısmı, yaz baÅŸlangıcı ile birleÅŸerek, ne pek terÂletici ne de üşütücü esen yellerle, o zarif girintinin kıyılarını ve tepelerini tazelikle kaplamış. İnsan, derhâl bir kayığa veya sandala atlayarak gün batarken tepeden tepeye aks eden renk oyunlarını, sahilden sahile vuran renkli dalgalan seyretÂmeye hevesleniyor. Bakış, her yanı dolaşıp durdukça, o daÂracık yerde toplanan benzersiz tabii güzelliklere hayran kalÂdıkça, zevk ve ÅŸenliÄŸin buraları terk edeceÄŸine inanamıyor. Bana kalırsa haliç, yalnız bir Sadabad’ıyla Åžehir Mektupları gece, yıldızlı örtüsünü semburalara karşı övünemez. Göksu, manzaraca, ondan aÅŸağı kalır mı? AkÅŸamÂları süzüle süzüle vadiye sokulan sandallar, saÄŸda solda dinÂlenerek gün batarken Küçüksu önüne çıktıkları zaman, suÂların coÅŸkun akışındaki hüzünlü ilhamlar, Kâğıthane dönüÂşünde bulunur, görülür manzaralardan deÄŸildir. Gönül oraÂlarda gecelemek, ertesi sabahı görmek istiyor.  aya yayar yaymaz hatıra, yorulmuÅŸ zihinlere feÂrahlıktan ve ÅŸenlikten ibaret bir sevinç hissi geliyor, terlemiÅŸ alınlara rahat ve huzur verecek rüzgârlar temas ediyor…
17. Mektup’tan
Ben zaten, ümmetin oruçlularından olduÄŸum için, Rama-zan’dan pek rahatsız olmam. Bildiklerimden pek çok kiÅŸi de benim gibidir. Ne olacak? Günde beÅŸ kuruÅŸa iÅŸkembe çorÂbasıyla, yarım baÅŸ suyuna salınmış söğüş ile beslenen mideÂler açlık elemine alışmış demektir. Fakat ne hâldesiniz? BuÂrasını anlamak isterim. Acaba, evde mama dadıya bir parça bir ÅŸey saklatıp güzelce yedikten ve akÅŸama kadar sürecek katlanma gücünün dozunu düşürmemek için birkaç bardak su içtikten sonra ele teÅŸbih alarak mı çıkıyorsunuz? Dünyada bu riyacı tavrı yutmayanlardan biri de bizim AyazaÄŸa mektupçusudur. Ha, göreyim seni! Deyin. Size, oruçsuz olup da kendisini halka niyetli gösteren ne kadar bey, efendi, aÄŸa, hanım varÂsa hepsini birer birer seçip ayırır. Bu ustalığı ne ÅŸekilde edinÂdiÄŸini sorduÄŸumda dedi ki:
- Bundan kolay bir şey yok. Bir kere çehresine bakarım: Eğer yazar çehreli ise oruçlu, direktör simasında ise oruçsuzdur. Çünkü bu ikiden biri senenin her gününde mutlaka aç, öteki muhakkak toktur.
30. Mektuptan
Çocukluk Hatıralarına Dair
Yer altında babam bıyığı! Nedir o, bil, diye küçük iken dadınız veya komÅŸu Habibe Molla’nın söylediÄŸi bilmeceyi halletmek İçin ne kadar zahmet çektiÄŸinizi hatırlıyor musuÂnuz? Eski kadınlar, çocukların zihinlerini bilemek için bu gibi muammalara baÅŸvururlardı. Ah! Åžimdi, o kadınlar nerede? Hele, o zeki çocuklar ne oldular? O çocuklar ki bilmece söyleÂnir söylenmez kaşını çatarak, parmaklarına bakarak, birden bire:
- Pırasa, derler ve orada bulunanları fevkalade dehalarıÂna hayran ederlerdi. Åžimdi onların hepsi büyüdüler, bıyıklı, sakallı oldular, baÅŸka bilmecelerle uÄŸraşıyorlar. Ah! Ah! İnsan, buna nasıl üzülmez? O zekâlar söndü de fitili kalmamış lamÂbaya döndü. Hele yer altında kınalının havuç; yer üstünde babam başının lahana; kapısını örttüm güm dedi, içeriye girÂdim bum dedinin hamam; masal masal matı tas, kaynanaÂmın başı daz, çukura düştü çıkamaz, pır pır eder uçamazın piÂre; gidi gidiver, ÅŸu gidiyi tutuver, ne tatlıca eti var, tutulmaya niyeti varın balık; ben giderim o gider, önümde tın tın ederin sakal; yer altında kazan kaynarın karınca; çat burada, çat kapı arkasındanın süpürge; ne yerdedir ne gökte, cümle alem içindenin ayna; sürdüm kustu, çektim küstünün kahve; bir küçücük fıçıcık, içindedir turÅŸucuÄŸun limon olduÄŸunu bilenler yaşça hayli ilerlediler.
46. Mektup tan
Bayılırım. Hayalimden geçtikçe İçim titrer: Küçük bir oda, ufak bir soba, pufa yatak, yumuÅŸak yorgan, içinde ben! Dışarıda lapa lapa kar. AÄŸzımın suyu akar. Hiç durma yorgaÂna sarıl, yat! Denilen hava, dünyada ancak bu kadar ÅŸirin olur. Rüzgârın camları zıngırdatması, ninni gibi tesir eder. Sobanın çatırtısı gıdıklar. Fakat, mangaldan fırlayan ‘çıt’ı sevmem. Hani ya insan bazan dalar da mangalın kenarına çöker, garip gaÂrip düşünürken, mesela, alt dudağının sol bıyık ucuna doÄŸru ‘çıt’ diye bir ÅŸey yapışır, acı acı yalanır. HoÅŸuma gitmez. BöyÂle günlerde, biraz da midenin hoÅŸ edilmesi gibi ÅŸeyler de düÂşünülür. Ben böyle olsam baÅŸka ÅŸeyler de düşünürdüm a! Herkesin kalbi bir olmaz. Baba Yaver tarhana çorbasına, latif ÅŸiÅŸ kebabına, paça böreÄŸine, saçlı sakallı yassı kadayıfla birÂlikte yenilmek üzere hurma tatlısına, tavuk suyuna, nohutlu pilava dayanamaz.
Yazar hakkında geniÅŸ bilgi için buraya basınız…. Ahmet Rasim




100 Temel Eser'in Tam Listesi (Özetleri ile birlikte), 100 temel eser,100 temel eser özeti , 100 temel eser kitap özetleri | Edebiyat Dünyası & Türk Edebiyatı on 07 Ocak 2009 16:05 ]
[...] Şehir Mektupları [...]
GENÇAY on 05 Nisan 2009 14:51 ]
cok saolun emeğe saygı..